
Darbe ortamı ve saldırılara rağmen HDP’nin aldığı sonucun bir başarı olduğunu ifade eden Yüksek, milyonlarca insanın darbe koşullarında sandık başına giderek HDP’de ısrar ettiğini kaydetti. Yüksek, “HDP’de ısrar etmek, yeni demokratik bir Türkiye için ısrar etmektir. ‘Ben senin dayattığın sisteme teslim olmayacağım, demokratik bir sistem yaratacağım’ demektir. Milyonlarca insan baskılara rağmen dimdik ayakta durmuş ve başarmıştır. Daha iyi bir sonuç da alınabilirdi. Biz bu boyutu ile hatalarımızı değerlendiriyoruz. Ama önce bu koşulları doğuran, iktidara gelmek için ülkeyi kana bulayan hükümeti görmek ve onu eleştirmek gerekiyor. Bu çerçevede iktidarın elde ettiği sonuçlar meşru değil” diye konuştu.
‘AKP’yi ortak mücadele durdurabilir’
AKP’nin politikalarına karşı bütün demokratik güçlerin birlikte hareket etmesinin önemli olduğunun altını çizen Yüksek, ilk adım olarak da demokratik bir anayasa için toplumsal mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini söyledi. Yüksek, ancak verilecek bu mücadele sayesinde AKP’nin değişime zorlanacağını belirtti.
Adım atılırsa karşılık bulurlar
AKP’nin Rojava’da Kürt düşmanlığı politikasını sürdürdüğünü ancak, bu kısır politikalardan çıkması ve Kürtlerle ittifak kurması gerektiğinin altını çizen Yüksek, kendi yaklaşımlarını ise “Eğer AKP politikalarını değiştirip yeni adımlar atarsa elbette biz de adım atmak durumundayız. Yine Türkiye içinde savaş politikalarından vazgeçer, demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü yönünde bir politika geliştirmeye yönelik adım atarsa elbette bunlar karşılık bulacaktır” sözleriyle tarif etti.
Çözümsüzlük sürdürelemez
Kürt sorunun ancak operasyonlara son vermekle çözüm aşamasına evrileceğini kaydeden Yüksek, Erdoğan ve AKP yöneticilerinin yaptığı açıklamaların ise tam tersine çözümsüzlük politikalarına işaret ettiğini söyledi. Yüksek, şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başbakan Davutoğlu ve Akdoğan’ın açıklamaları eğer yeni dönem politikaları ve stratejisini ifade ediyorsa müzakere ve diyalog süreci yaşanmayacak. Çünkü savaş çağrısı yapıyorlar. Seçim sonuçlarını çok doğru okumuyorlar. Yeniden ‘Bütün Ortadoğu’ya ben hükmedeceğim’ gibi havalara girmeye çalışıyorlar. Bugünün Ortadoğu koşullarında bu hava uzun sürmez. Ülkeyi ateş çemberine sokmadan demokratik yollarla dönüştürmek için son fırsattır. Seçim sonuçlarını, ‘bu fırsatı değerlendirmek gerekir’ şeklinde okumaları gerekiyor. Eğer AKP demokratik yol ve yöntemlerle değişimi hedef edinmezse, ülkeyi çok iyi bir gelecek beklemiyor.”
Yüksek, savaşın ve operasyonların bitmesi için AKP’den önce Türkiye halklarının barış mücadelesini büyütmesi gerektiğini de ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, başkanlık sistemini dayatarak öz yönetim sistemini karalamaya çalıştığını dile getiren Yüksek, öz yönetim ilan edilen kentlerde HDP’nin aldığı oy oranının yüzde 80’nin üzerinde olduğuna dikkat çekti. HDP’nin oy kaybının, özyönetime bağlanmasını doğru bulmadığını ve bunun 7 Haziran’da 6 milyon insanın iradesinin hiçe sayılmasıyla aynı politika olduğunu belirten Yüksek, “Türkiye 1 Kasım seçimlerine bir rejim tartışması üzerinden gidilmiş olsaydı, ‘tekçi bir rejim mi olsun yoksa yerel demokrasi mi olsun’ diye yapılsaydı sonuç çok farklı olurdu” dedi.
ÖZGÜR PAKSOY/DİHA/AMED