Cape Town Yargıcı Essa Moosa, Güney Afrika merkezli Kürt İnsan Hakları Eylem Grubu (KHRAG) Başkanı sıfatıyla yaptığı yazılı basın açıklaması ile özgür basına yönelik operasyonları kınadı.
Nisan 2009’dan beri ‘KCK’ adı altında sürdürülen operasyonlarla ifade ve düşünce özgürlüğü, siyasi haklar, müvekkil ile avukat arasında iletişimde gizlilik gibi temel insan haklarının ayaklar altına alındığını belirten Moosa, „Türk yetkililerini, tutuklu bulunan bütün siyasetçileri, aktivistleri, avukatları ve gazetecileri derhal serbest bırakmaya çağırıyoruz“ dedi.
‘KCK davası’nın Amed’deki ilk duruşmalarına katılan Essa Moosa, Güney Afrika’daki Apartheid rejimi ile AKP Hükümeti-devleti arasında paralellikler olduğuna dikkat çekti. Türk devletinin, muhalif sesleri susturmak için oldukça muğlak ve geniş tanımlı ‘Terörle Mücadele Kanunu’nu kullandığını belirten Essa Moosa, buna derhal son verilmesini isterken, şu benzetmeyi yaptı: „Türk makamlarının hareket tarzı ve tutumu, Apartheid güvenlik makamlarını andırıyor. Onlar da Apartheid’e karşı meşru bir mücadele yürüten muhalifleri susturmak, gözaltına almak ve tutuklamak için aynı yöntemleri kullanıyordu.“

‘Güney Afrika’dan ders çıkarın’

Mandela’nın avukatı olarak ANC ile Apartheid rejimi arasındaki müzakerelerin de tanığı olan KHRAG Başkanı, devamla şu çağrılarda bulundu: „Türk Hükümeti’ni, Türkiye’deki Kürt sorununun barışçı çözümünü bulmaya ve olası bir iç savaşını önlemeye çağırıyoruz. Böylesi bir savaş, Türkiye açısından felaket anlamına geleceği gibi, hiçbir tarafın bundan galip gelemeyeceği bilinmeli. Türkiye açısından Güney Afrika deneyiminden ders çıkarmak yararlı olabilir. Türkiye’deki Kürt sorununun kalıcı ve barışçı çözümü için tarafların meşru liderleri ile birlikte müzakere masasına oturmalı. Bunu sadece kendine değil, Ortadoğu’daki halklara da borçludur.“


MERAL ÇİÇEK - HABER MERKEZİ




Brauns: Şimdi dayanışma zamanı

Alman tarihçi ve gazeteci Dr. Nick Brauns da, özgür basına yönelik polis operasyonlarını kınadı. AKP Hükümeti ve Gülen Grubu’nun bu tür saldırılarla, onların işlediği suçları deşifre edenleri susturmayı amaçladığını vurgulayan Brauns, „90’lı yıllarda kontragerilla Özgür Ülke merkezini bombalayıp, gazetecileri sokak ortasında katlediyordu. Şimdi ise muhalif gazeteci ve yazarlar tamamen uydurma suçlamalarda cezaevine kapatılıyor“ dedi. Dr. Nick Brauns, devamla şu sözlerle hükümete tepki gösterdi ve gazetecilere de çağrıda bulundu: „Yöntemler değişmiş olsa da, hedef değişmemiştir. Hükümet politikasına yönelik eleştiriler ve Kürdistan’daki kirli savaşın gerçek yüzünün ortaya konulması engellenmek isteniyor. Dünyanın her yerindeki gazeteci birlikleri ve sendikaları şimdi Türkiye’de tutuklu meslektaşları ile dayanışma içine girmeli.“