Her açıdan yolun sonuna gelinmiştir. Nerden tutulursa elde kalacak. Ekonomide dibe vurmuş, eğitim ve sağlık sistemi çökmüş bir halde. Adalet duygusu kaybolmuş, hukuksuzluk geçerli ‘hukuk’ olmuştur. Açlıkla terbiye edilen toplum uyuşturulmuş ve gönüllü kulluk haline getirilmiştir. İç siyasette tıkanmış, dış siyasette tökezlemiştir. AKP-MHP faşist bloğunun Türkiye’ye zarar dışında verecek bir şeyi kalmamıştır.

Türkiye, AKP ile en karanlık yıllarını yaşamaktadır. AKP’nin iktidar Türkiye’sinde yaşamak her açıdan zorlaşmıştır. İnsan olarak yaşamanın artık bir bedeli vardır. Bedel ödemeden demokrasiyi, insan haklarını, hukuku, adaleti savunamazsın. Sadece insan, toplum zarar görmüyor, doğa da büyük bir katliama, kıyıma maruz kalmıştır. Bütün bunların sonucunda Türkiye’nin vardığı nokta tükenmişliktir.

AKP’ye karşı arayışlar AKP içinde de başlamıştır. Kurulan ve kurulacak yeni partiler ile birlikte daha şimdiden AKP gövdesinde yarıklar meydana gelmiştir. Çatırtılar daha fazla duyulur olmaya başlamıştır. Deyim yerindeyse kılıçlar kınından çıkmıştır. Şu anda bütün bu olup bitenler kamuoyu önünde tartışılmasa da yakın gelecekte saflar daha fazla keskinleşecek gibi görünmektedir. AKP’ye payende olan MHP, cumhur ittifakı ile kurduğu faşist blok da işe yaramaz bir ittifak haline gelmiştir. Hatta AKP’nin çöküşüne hizmet edecek bir konumdadır. Bu ittifak da yakın bir zamanda sorgulanır olacaktır. AKP’ye can simidi olmuş milliyetçilik oyları asıl sahiplerine geri dönmekle kalmayıp, AKP’den de hatırı sayılır bir oyu da beraberinde götürecektir. AKP-MHP kader ortaklığının devamı halinde ikisinin birlikte çöküşü olacaktır. Sistem değişikliğinin, tek adam diktatörlüğünün, parti devletinin siyasetteki karşılığı hezimettir. Baskı ve korku üretmenin dışında üretimleri kalmamıştır.

Türkiye bütün kurumlarıyla birlikte, AKP faşizmi ve Erdoğan diktatörlüğü ile erozyona uğramıştır. Bu kayan zemini durdurmak için kof kahramanlıklara ve sahte zaferlere ihtiyaç vardır. Yeni bir milliyetçilik dalgasının kabarması için Kürt coğrafyasına yapılan işgal seferleri de bu sonucu yaratmadı. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı adlarıyla çelişen işgal, katliam, gasp, talan, tecavüz gibi insanlık suçları işleyerek insanları yerlerinden yurtlarından ettiler. Bu sahte zaferler AKP’ye istenen kazanımı sağlamadı. Çünkü insanların milliyetçilikten önce karınlarının doyması gerekiyor. Bu faşist rejim insanların kafasında ve kursağında ne varsa boşaltıp alarak, yokluğa, yoksulluğa mahkum etti.

AKP iktidarı sürdürülemez politikalara mahkum olmuştur. Bu nedenle iktidar çatırdamaya başladı. Çatırdayan iktidarın faşist lideri de çatlama noktasına gelmiştir. Yeni bir macera için doğu Akdeniz ve Libya gerginlikleriyle tekrardan iç siyasetteki milliyetçiliğe hitap edecektir. Kürt soykırımı ile başaramadığını Libya serüveniyle elde etmeye çalışıyor. Meşhur olmak isteyenin çeşme yalağına pislemesi gibi bir dış politika gütmektedir. İster doğu Akdeniz, ister Libya savaşına müdahil olma girişimi, güvenlik ve askeri anlaşmaları olsun hiçbirinde Türkiye’ye ekmek çıkmayacaktır. Doğu Akdeniz’de tutunduğu tek dal, hükmünü kaybetmiş Libya’nın azınlık hükümetidir.

AKP’nin şefi Erdoğan içerde kendisinden olmayanı terörist, vatan haini ilan ederek bir şekliyle onları tutuklayarak, zindanlara atarak muhalefeti etkisiz hale getirmeyi bir yöntem olarak bellemiştir. Benzer bir durumu dış politikada da uygulamaktadır. Kendi stratejisine uygun olmayan tüm devletlerle çelişkili hale gelmiştir. Etrafında tek bir dost ülke bırakmadı. Saldırganlık politikalarından medet ummak bir yere kadardır. Erdoğan; işlerin pek yolunda gitmediği bir dönemi yaşadığı kesindir. Bundan sonraki süreçte daha çok esip gürleyecektir. ‘Kağıttan Kaplan’ belirlemesine uygun bir konumu yaşamaktadır. Sığındığı ve kendisini koruyan anayasa ve kanunlar da onu kurtarmayacaktır. Bu tespiti en iyi yapan da kuşkusuz kendisidir.

AKP’nin faşist şefi Erdoğan, bütün bu yaşananlar karşısında daha fazla agresif hale gelerek sözlü ya da fiili saldırıları temel politika haline getirmiştir. İç ve dış politika argümanlarını saldırganlık üzerinde kurmuştur. Herkese çatmakla, sahte kabadayılık yapmakla bu işlerin yürümediğini kendisi de farkındadır. Buna rağmen Türkiye ve halklarına kötülük etmektedir. Vatana ihanet etmektedir.

AKP’nin faşist şefi Erdoğan, tarih ve halk karşısında suçludur. Vatana ihanet suçu işlemektedir. Her ne yaparsa yapsın tarih kayıtlarına işlediği aşağılık suçlarla geçecektir.