
DİREN YURTSEVER/MA/ANKARA
AKP’nin 15 yıllık iktidarı boyunca ve özellikle OHAL’in ilan edilmesi ardından cezaevi yapımı ve cezaevinde tutulan kişi sayısında sürekli artış yaşanıyor. Söz konusu cezaevleri, yüzölçümü ve kapasitesinin genişliğine göre ekonomiye olumlu yansıyacağı teziyle, ”yatırım” olarak savunuluyor.
Bir yılda 38 cezaevi yapıldı
AKP döneminde, 2006’da 254 olan cezaevi sayısı 11 yılda 413’e yükseldi. Türkiye Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü verilerine göre, her yıl ortalama 10-15 arası yeni cezaevi yapılırken, OHAL’in ilan edildiği 2016’da 38 yeni cezaevi yapıldı.
OHAL sonrası 60 cezaevi
Ayrıca son 6 yılda 34 adet ceza infaz kurumuna ek bina yapılarak 9 bin 492 kişilik kapasite artırımına gidildi. 2017’nin sonuna kadar 11 yeni cezaevinin açılması için de çalışmalar sürüyor. Yeni cezaevlerinin yapımıyla birlikte OHAL sonrası 60 yeni cezaevi açılmış olacak.
174 cezaevi daha
Adalet Bakanlığı’nın 15 Temmuz 2017 itibariyle açıkladığı verilere göre; cezaevinde 223 bin 451 kişi bulunuyor. Cezaevlerinin kapasitesi ise 207 bin 338. Öte yandan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, 5 yıl içinde 174 cezaevi yapılacağını, 100 bin 182 kişilik kapasite artışı sağlanacağını açıkladı. Buna göre 5 yıl sonra Türkiye’de 587 cezaevi bulunacak.
21 tane de tipsiz
Cezaevlerinin özellik ve sayısındaki artışa paralel olarak isimleri de değişiyor. Alfabede bulunan A’dan Z’ye kadar harflerle özelliklerine göre tipi belirlenen bu cezaevlerinin son dönemlerde Belirli Tipi Olmayan İnfaz Kurumu (BTOK) halinde ortaya çıkması dikkat çekti. Bu anlamda Türkiye’de 21 tane BTOK bulunuyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Hapishane ve Örgütlenmeden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Necla Şengül, tipi belirlenemeyen bu cezaevlerine ilk olarak Elazığ’da karşılaştıklarını belirtti. Şengül, ”Alfabenin bittiği yerde Adalet Bakanlığı sitesinde BTOK’lara rastladık. Bu tipsiz hapishanelerin kapasiteleri ve binaların fiziki yapıları hakkında detaylı bir bilgi de edinemiyoruz. Ülkeyi hapseden AKP hükümetinin tipi, fiziki koşulları, mevcudu, insan onuruna yakışıp yakışmadığı gibi en insani değerleri bile çiğnediği bir ortamdayız. Ülkenin yarısını hapsetmek istediğine göre daha çok tipsiz hapishaneler yapacağı gerçeği ile karşı karşıyayız” dedi.
Hükümet müjde veriyor!
Cezaevi yapımındaki artışı değerlendiren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, artışın ülkenin açık cezaevine geldiğinin göstergesi olduğunu ifade etti. Cezaevlerinin açılışının hükümet tarafından ‘müjde’ olarak sunulduğunu belirten Başaran, ”Gelişmiş ülkelerde hükümetler okul veya üniversite açılmasının müjdesini verir. Türkiye’de verilen müjdeler cezaevlerinin açılması oluyor” diye konuştu.
Başaran, cezaevleri sayısının artacak olmasıyla muhaliflerin hedef alınacağını dile getirdi. Başaran, şu değerlendirme bulundu: ”Daha çok susturma ve sindirme politikası demek. Türkiye’de bu kadar çok cezaevine kimi koyacaklar? OHAL’den vazgeçtiği anda bitişinin başlayacağını görüyor. Daha fazla cezaevi açmayı ihtiyaç görüyor. Özellikle 6 milyon HDP’li için cezaevi açmaları gerekiyor. Bunun yanına diğer muhalif cepheleri koyduğumuzda 20 milyonluk cezaevi yapması gerekiyor. Götürdükleri nokta bu.”
Kürtçe mektuba soruşturma
Afyonkarahisar E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar hakkında yazdıkları Kürtçe mektuptan dolayı soruşturma açıldı.
Afyonkarahisar E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki Osman Erbek’in babası Resul Erbek, oğlunun cezaevinde yaşanan hak ihlalleriyle ilgili 29 Eylül günü kendisini arayıp durumlarını aktardığını belirtti. Oğlunun cezaevinde sistematik olarak psikolojik işkenceye maruz kaldıklarını aktardığını söyleyen baba Erbek, cezaevinde hak ihlallerinin tavan yaptığını söyledi.
Baskın ve zorla sayım
Baba Erbek, oğlunun anlattıklarını paylaştı:”Askerler koğuşumuzu basıp günde en az 2 defa zorla ayakta sayım yapıyorlar. Havalandırma hakkımız kısıtlanıyor. Bizim bütün kitaplarımızı zorla el koydular. Özgür Halk Dergisi, Demokratik Modernite Dergisi, KJA-TJA dergilerine el koydular. Dışarıya yazdığımız Kürtçe mektuplara el koydular ve hakkımızda soruşturma başlattılar. Aynı zamanda dışarıdan gelen Kürtçe mektuplara el koydular ve hakkımızda yine soruşturma başlattılar. Bizler bu uygulamalara karşı bir aylık telefon görüşmelerine, açık ve kapalı görüşmelere çıkmama kararı aldık.”
‘Sayın Öcalan’ için 6 yıl daha hapiste
Tutsak Fesih Yavaş, ’Sayın Öcalan’ dediği için infazı yandı. Yavaş, 6 yıl daha tutuklu kalacak.
İzmir Aliağa 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi İnfaz Kurumu’ndan mektup gönderen Fesih Yavaş, 11 yıl önce Bolu F Tipi Cezaevi’ndeyken ’Sayın Öcalan’ dediğinden dolayı infazının yandığını belirtti. Yavaş, “Buna istinaden bana verilen bir müddetnamede 6 yıllık infazımın yandı ve yatacağım 30 yılın 36 yıla çıktığına dair kesin karar tarafıma bildirildi” dedi.
Fesih Yavaş, mektubunda devamla şunları anlattı: “Şu anda bulunduğumuz cezaevinde 12 Eylül darbesini aratmayacak uygulamalara maruz kalmaktayız. Örneğin kalp rahatsızlığım var ve kardiyolog doktorunun kesin kararıyla almam gereken ilaçları alamıyorum. Cezaevi doktoru ve idaresince bir yıldır tarafıma verilmiyor. Cezaevi reviri tam olarak bir işkencehane olmuştur. Ana koridorlarda askeri yürüyüş olarak tek sıra halinde yürüyüşler dayatılıyor. Bu uygulamalara uyanlara 50 dakika açık ziyaret, uymayanlara ise 30 dakika ziyaret hakkı tanınıyor. Yine vasime bile 3 ay ziyaret yasağı verildi. Savcılara yazdığımız hiçbir dilekçemiz işleme konulmuyor.”
Çocuk tutsak dövüldü
Şakran Çocuk Cezaevi’nde 4 aydır tutulan 17 yaşındaki Y.Ü., gardiyanlar tarafından dövüldü.
İzmir’in Menemen ilçesinde 7 Temmuz’da “Örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan 17 yaşındaki Y.Ü., tutulduğu Şakran Kapalı Cezaevi Çocuk koğuşunda darp edildiğini duyurdu. Yaklaşık 4 aydır cezaevinde olan Ü., yaşadıklarını açık görüşüne giden ailesine anlattı. Havalandırmaya çıktığı esnada gardiyanlar tarafından darp edildiğini aktardı. Baba Harbi Ü., ”Oğlumun vücudunda siyahlıklar ve darp izleri olduğunu fark ettim. Ne olduğunu sordum. Oğlum bana ‘sus’ işareti yaptı. Israr ettim söylemedi ve ‘bir şeyim yok’ dedi. Sonra ben sana ne oldu deyince oğlumun eli titriyordu. Yüzünü parçalıyordu ve gözlerinde korku vardı. Sonra anlattı” dedi.
Cezaevi idaresinin oğlu ile beraber 3 kişiye soruşturma açtığını da aktaran baba Ü., “Cezaevi yönetimi saldırı sonrası yaralanan oğlumu revire bile götürmemişler. Oğlum dayak yiyor bir de ceza yiyecek” diye konuştu. Baba Ü., yaşananlarla ilgili İzmir İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) başvuruda bulundu.
Eli kelepçeli ameliyat
Bolu Cezaevi’nden hasta tutsak Rıdvan Tanış, epilepsi hastası olmasına rağmen kelepçeyle hastaneye kaldırıldığını ve ameliyat edildiğini aktardı.
Bolu F Tipi Cezaevi’nden mektup gönderen Rıdvan Tanış, cezaevinde yaşanan sorunları aktardı. Tanış, ”15 Eylül 2017 tarihinde kim tarafından yayınlandığı belirtilmeyen, hukuki bir belge ve karardan çok ültimatomu çağrıştıran bir ilan yayınlandı. Ancak kanunla sınırlandırılabilecek haklarımızı tehdit ve şantaj içeren bir üslupla ‘kimlik taşımayanlar hiç bir kültürel sosyal ve sportif faaliyete mahkeme ve hastaneye çıkarılmayacaktır’ diyerek ortadan kaldırılmaktadır” bilgisini verdi. Tanış, bu ilandan sonra aktivitelere çıkılmasına engel konulduğunu belirtti.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) hasta tutuklu listesinde olan Tanış, epilepsi, kalp ve astım hastası. Tanış, hastalığıyla ilgili de şunları ifade etti: ”Mardin’den Şırnak’a, Van’a ve Erzurum’a derken kendimi Bolu F Tipi Cezaevi’nde buldum. Burada devamlı epilepsi ilaçlarımı veriyorlar ve revire keyfi bir şekilde çıkarmıyorlar. Hatırlamıyorum en son ne zaman revire çıktığımı. Cezaevi müdürüyle görüştüm; kaslarım eriyor, bu nedenle bana kum torbası (2 kilogram) verir misiniz, dedim. Tamam dediler. Revir doktoru, ‘müdüre git’ diyor, müdür ‘tamam’ diyor ama kum torbasını vermeyi erteliyorlar. Geçenlerde hastaneye kaldırıldım. Diş ameliyatı olacaktım. Elim kelepçeliydi, sara raporum var ama kelepçeyi açmadılar.”
Tutsak aileleri endişeli
Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi ve Bolu F Tipi Cezaevi’nde bulunan tutsakların aileleri, artan hak ihlallerini aktararak, endişeli olduklarını söyledi.
Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Serdar Şitilay’ın babası Kadri Şitilay, oğlunun uzun süredir baskı ve işkenceye maruz kaldığını belirterek, şunları söyledi: “Oğlum 25 yıldır cezaevinde yatıyor. En son Gümüşhane’den Elazığ’a sürgün edildi. Burada yasadığı, insanlık dışı muamelelere katlanıyor. Oğlum şu an tek kişilik hücrede tecrit altında. Gazete, dergi, elbiseleri dahil hiçbir şey verilmiyor. Arkadaşlarıyla ilişkileri kesilmiş, üç aylık görüş yasağı getirilmiş. Nedenini de bilmiyoruz, bize hiçbir şekilde bilgi verilmiyor. Oğlumun hayatından endişeliyim. Yaşamından da endişe duyuyorum.”
5 yıldır tutsak olan Şoreş Ölçen’in annesi Mesude Ölçen, yaklaşık bir aydır oğlunun telefon görüşme hakkının engellendiğini ve kendisinden haber alamadığını ifade ederek, son olarak Kurban Bayramı’nda görüş gerçekleştirdiklerini aktardı.
Tek tip kıyafet baskısı
6 kez müebbet hapis cezasıyla yargılanan ve Bolu F Tipi Cezaevi’nde tutulan Ali Karakurt’un babası Hacı Karakurt, oğlunun 4 haftadır telefon hakkının engellendiğini aktararak, “Bayram’da görüşüne gittiğimde çok sıkıntılı gördüm. Tek tip kıyafet konusunda çok baskı gördüklerini ama bu uygulamayı kabul etmediklerini söyledi. Yine ilginç bir uygulama daha var; telefonla aramalarında adımızı ve soyadımızı söyleyerek konuşmaya devam edebiliyoruz. Aksi halde telefon hemen yüzünüze kapanıyor. Yaşananlar biz çok kaygılandırıyor” dedi.
İç Anadolu’da 122 hasta tutsak
İHD Ankara Şubesi, İç Anadolu Bölgesi’nde cezaevlerinde 122 hasta tutsak bulunduğunu; hastane ve revire sevklerinde aksama, kelepçeli muayene, ırkçılık gibi bir çok sorun olduğunu raporlaştırdı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, İç Anadolu Bölgesi’ndeki cezaevlerinde bulunan hasta tutukluların durumuna ilişkin hazırladıkları raporu, paylaştı. Rapora göre; İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan cezaevlerinde toplam 122 hasta tutuklu bulunuyor. İHD Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü Nuray Çevirmen, şu bilgileri paylaştı: “Hapishanelerin fiziki koşulları (özellikle F tipi kapalı hapishanelerdeki koşullar), iklim şartları, hijyenik koşullar, beslenme sorunları, havalandırma kısıtlamaları, ısıtma sistemlerindeki yetersizliklerden kaynaklandığı düşünülmektedir. Sportif faaliyetlerin sınırlandırılması, hareket alanlarının sınırlandırılması, gün ışığından yeterince yararlanılamaması. Özel hastalıklar dışında, büyük oranda benzer kronik hastalıklar vardır. Mide rahatsızlıkları, reflü, astım, akciğer hastalıkları, hemoroid, bağırsak sorunları, sinüzit, kronik baş ağrıları, bel ve boyun fıtığı gibi birçok hastalık bu olumsuz koşullardan kaynaklıdır.”
Rapora göre cezaevlerinde bulanan hasta tutukluların yaşadıkları sorunlar şöyle:
* Yeterli sayıda doktor yok. Pek çok hapishanede haftada sadece iki yarım gün doktor bulunuyor.
* Hastaların sağlık dosyalarının üzerine örgüt ismi yazılması gerek sevklerinde gittikleri doktorun, gerekse diğer sağlık personelinin hasmane tutumlarına neden olabilmekte
* Mahkumlara çoğunlukla kelepçe açılmadan muayene dayatılmaktadır. Bazı durumlarda ise kelepçenin açılmamasını muayeneyi yapan doktor talep etmektedir. Diş tedavisinin dahi kelepçeli olarak yapıldığı durumlar vardır. Birçok hasta mahpus kelepçeli muayene ve tedaviyi kabul etmedikleri için hiçbir işlem yapılamadan tekrar hapishaneye geri getirilmektedirler.
* Bazı hasta mahpuslar, özelikle son dönemde, tetkik sonuçlarını ve raporlarını talep etmelerine rağmen kendilerine verilmediğini iddia etmektedirler.
* Yapılan işlemler çoğunlukla, tam iyileşme sağlamaktan ziyade, ağrıları azaltma, süreci uzatma, kontrol altında tutma gibi işlemlerdir.
* Sürgün sonrası tedavilere devam edilmiyor, neredeyse durma noktasına gelmiş.
* Bazı hasta mahpusların tedavileri için gerekli olan ilaçlar idare tarafından karşılanmıyor.
* Hastalığı nedeniyle kendi başına hayatını sürdüremeyecek durumdaki hastalar, ölüme terk ediliyor.
* Çoklu hastalıkları olan mahpusların bazı hastalıkları için neredeyse yıllardır tetkik ve tedavi yapılmamaktadır.
* Hasta mahpuslar, hastane sevklerinde, muayene edilinceye kadar, ring araçlarında kelepçeli olarak bekletilmektedirler. Uzun süre (bazen saatlerce) havasız, dar ring aracında kışın soğukta, yazın sıcak hava şartlarında bekletilmeleri hastaları çok kötü etkilemektedir. Bir kısım hasta mahpus sırf bu nedenden ötürü hastaneye dahi gitmek istememektedir.
İZMİR