İHD'ye göre, cezaevlerinde, ölüm, yaralanma, işkence, tecavüz, taciz, disiplin cezaları, sürgün ve sağlık gibi birçok alanda hak ihlalleri AKP dönemi boyunca artış gösterdi.

2005'te bin 153 hak ihlali
İHD tarafından 2005 yılında hazırlanan cezaevi hak ihlalleri raporunda, toplamda bin 153 hak ihlali yaşandı. 13 tutsağın yaşamını yitirdiği ve 2 tutuklunun da yaralandığı 2005 yılında hak ihlalleri şöyle: Haberleşme hakkının ihlali 412, sağlık hakkının ihlali 30, disiplin cezası uygulamalarında yaşanan hak ihlalleri 84, aile görüşü engellenen tutsaklar 367, avukat görüşüne yapılan engellemeler 3, sevk uygulamaları 49, tutsaklara yapılan keyfi uygulamalar 35, yayın yasağı ise 171.

2006'da üç bin eklendi
Toplamda 17 tutsağın yaşamını yitirdiği 2006 yılında 2 bin 764 hak ihlali yaşandı. Sağlık hakkı sayısının 44, keyfi ve kötü muamelelerin sayısının 491 olduğu raporda, sevk uygulamaları 88, haberleşme hakkı ihlali 615, 3 yaralanma, avukat görüsü engellenenler 1, tutsak iken disiplin cezası verilen tutsakların sayısı 1525.

2008'de 3 bin 519 ihlal
2008 yılında hazırlanan hak ihlalleri raporlarında, işkence ve kötü muamele, haberleşmede, keyfi uygulamalarda azalma söz konusu olurken diğer alanlarda yine artış gözleniyor. 37 tutsağın yaşamını yitirdiği ve yaşanan hak ihlallerinin toplamının 3 bin 519 olduğu 2008 yılında yaşanan hak ihlalleri şöyle: İşkence ve kötü muameleye maruz kalanlar 333, sağlık hakkı ihlali 462, beslenme, ısınma ve fiziki koşulardan doğan ihlaller 64, disiplin soruşturmaları nedeniyle yaşanan ihlaller 1602, kötü konuşma ve haberleşmelerinde engellemeler 323, sevk uygulamaları konusunda yaşanan ihlaller 95, keyfi uygulamalar (Kitap, mektup vb. yasaklamalar) 363, üst arama 9, ziyaret engelleri 39, diğer hak ihlalleri ise 10.

2009'da düşüş yaşandı

36 tutsağın yaşamını yitirdiği 2009 yılında toplamda 2 bin 640 hak ihlali yaşandı. 2009 yılında yaşanan hak ihlalleri ve sayıları raporlarda şöyle yer aldı: İşkence ve kötü muamele 397, sağlık hakki ihlali ve tedavisi yapılmayanlar 554, disiplin cezaları ve görüş yasakları 586, beslenme, ısınma ve fiziki koşullardan doğan ihlaller 236, Kürtçe konuşma yasağı ve haberleşme ihlalleri 173, sevk uygulamaları sırasında yaşanan hak ihlalleri 105, kitap ve mektup yasaklamaları 201, üst arama ve ziyaret engelleri 98, diğer hak ihlalleri ise 128.

2010 yılında yükselişe geçti
Yaşamını yitiren tutsak sayısının 14 olduğu 2010 yılında toplamda 2 bin 656 hak ihlali yaşandı. 512 tutsağın işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı, 575 tutsağın sağlık hakkının ihlal edildiği 2010 yılında yaşanan diğer hak ihlalleri şöyle: Disiplin cezası ve görüş yasağı 529, sevk uygulamaları ihlali 126, iletişim, haberleşme ve anadil uygulamalarından doğan ihlaller 364, beslenme, ısınma ve fiziki koşullardan doğan hak ihlalleri 291, diğer hak ihlallerinin sayısı ise 291.

2011 yılında tavan yaptı

3 bin 519 hak ihlalinin meydana geldiği 2011 yılında 36 tutsak yaşamını yitirdi. 724 tutsak işkence ve kötü muameleye maruz kalırken, 617 tutsağın sağlık hakkı ihlal edildi. Disiplin cezası ve görüş yasağı verilen tutsakların sayısı 629 iken diğer hak ihlalleri ve sayıları ise şöyle: Sevk uygulamalarından kaynaklanan hak ihlalleri 698, iletişim, haberleşme ve anadil uygulamalarından doğan ihlaller 407, beslenme, ısınma ve fiziki koşullardan doğan hak ihlalleri 316, yaşanan diğer ihlallerin sayısı ise 128.

İHD: Zihniyet değişmeli
İHD Amed Şube Başkanı Raci Bilici, hak ihlallerini raporlar halinde uluslararası hukuk kuruluşlarına, Adalet Bakanlığı'na dahil bir çok devlet kuruluşuna aktardıklarını söyledi. Bilici, tespit, uyarı ve önerilerinin hükümet tarafından dikkat alınmadığını ifade etti. "Zihniyetteki değişim, bakış açısı, insan haklarına dayalı olmadığı için, çözüm üretilmiyor. Bu yüzden sorunlar giderek derinleşiyor" diyen Bilici, Türkiye'deki cezaevlerinin tarih boyunca baskıcı bir zihniyetle idare edildiğini belirtti. Bu politikalar nedeniyle cezaevlerinde kalan tutsakların dönem dönem isyan çıkardığını ifade eden Bilici, bu isyanların sonucunda devletin sert müdahalesi ile katliamların yaşandığını söyledi. Kapasite aşımı ile hak ihlallerinde yüksek oranda artışın olduğunu ifade eden Bilici, "Doğrusu hükümetin yapacağı tek şey başta Kürt sorunu olmak üzere bütün sorunları demokratik yol ve yöntemlerle çözmektir. Ama bakıyoruz hükümet çözümü yeni cezaevleri yapmakta buluyor" şeklinde konuştu. 10 yıl önceki cezaevleri sayısı ile şimdi mevcut cezaevleri sayısında büyük fark olduğunu belirten Bilici, "Fakat yine de sorun çözülmedi. 10 yıl sonra da şu an mevcut olan cezaevi kadar cezaevi yapsanız da eğer zihniyetinizde değişim olmazsa bu sorunu çözemezsiniz. Bütün sorunlara güvenlik ekseni ile yaklaşırsanız cezaevleri yetmez. Ancak ülkeyi açık bir cezaevine dönüştürürseniz yeter. Urfa Cezaevi'nde yaşanan katliamda izlenen bu politikaların sonucudur" dedi.

DİHA/AMED