Ağır bir baskı ve ötekileştirme ortamında yerel seçimler yapıldı. Seçimlerin sonuçları birçok yönüyle değerlendirilecek ve tartışılacaktır. AKP ve MHP bir savaşa gider gibi seçime gittiler. Öyle yönlendirmeye, beka sonunu olarak lanse etmeye ve toplumu düşünemez hale getirmeye çalıştılar. HDP’yi tam bir düşman gibi gösterip terörist ilan ettiler. Bütün basını onlara kapatmakla yetinmediler. Karşıtlaştırdılar. CHP ve SP’yi bile Kandil’den talimat alan partiler gibi gösterdiler. Ortamı öyle terörize ettiler ki, kimse Kürtlere, HDP’ye selam veremez hale gelsin.
Erdoğan ırkçı ve faşist Bahçeli ile ittifak yaptı. Bunu kendisi için hak olarak gördü ama diğer partilerin ittifakını ise “zillet ittifakı” olarak adlandırdı. Hakaret ve tehdit dili sıradanlaştırıldı. Kürdistan’da iş yapabilecek kim varsa boğazlarına sarıldılar. Kim niye tutuklanıyor, kimin evi basılacak artık anlaşılmaz ve izlenemez hale geldi. Binlerce asker ve polis Şırnak gibi yerlerde seçmen olarak kaydedildi. Türkiye tarihinin en dengesiz ve en fütursuz seçim çalışmaları yürütüldü. Kısacası taşlar bağlandı, itler salındı.
Buna rağmen AKP ve MHP istediği sonucu alamadı. Bu seçimin en bariz sonucu şu oldu; Kürtleri karşısına alan ve düşmanlaştıranlar iktidarı alamazlar ve koruyamazlar. Bu net olarak ortaya çıktı. Erdoğan Kürtleri gözden çıkardı, açık bir ırkçı ve faşist dil kullandı. MHP’lileşti. Bütün yatırımını Türk milliyetçiliğine yaptı. Sünni ve milliyetçi Türk oylarıyla gücünü korumayı esas aldı.
HDP ise dar Kürtlük ve milliyetçilik çizgisine saplanmadı. Tüm Türkiye’yi etkileyecek demokratik bir çizgiyi benimsedi. Bunun ne kadar doğru ve etkili olduğu ortaya çıktı. HDP ve Kürtlerin oyları olmasaydı İstanbul, Ankara, Adana ve Mersin, Antalya gibi önemli merkezler AKP’nin elinden alınamazdı. AKP Kürtlerden stratejik bir darbe aldı. HDP, Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir hamlenin sahibi oldu.
CHP ve İYİ Parti tutarlı davranıp HDP ile açık bir ittifaka gitseydi sonuçlar daha çarpıcı olacaktı. Ayrıca bütün Türkiye’ye daha fazla bir umut ve moral aşılayacaktı. Halk bir alternatifin ortaya çıktığını gördüğünde daha fazla sürece sarılır ve sahip çıkar. CHP’nin “utangaç” yaklaşımına rağmen Türkiye’de ciddi bir demokratik potansiyelin olduğu anlaşıldı ve AKP’yi sarstı. Bundan sonra demokrasi cephesi daha tutarlı ve örgütlü hareket ederse artık AKP belasından halkları rahatlıkla kurtarabilir.
AKP 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra baş aşağı gidişe başladı. Ancak darbeler ve katliamlarla, savaş politikalarıyla ömrünü biraz uzattı. AKP artık yükseleceği kadar yükseldi. Her zirvenin bir de inişi vardır. AKP ölümcül bir darbe aldı ve inişe geçti. Bu giderek hızlanacaktır. AKP’nin söyleyeceği başka yalanları kalmadı. Kürtlere karşı da daha büyük katliamlar dışında yapabileceği bir şey kalmadı. Kendisini tekrarladığı kadar tekrarladı. Ekonomi giderek kötüleşiyor. Kriz daha da derinleşecek. Suriye batağından nasıl çıkacağı çok bilinmiyor. Hala saldırıp Kürtleri temizlemeyi tasarlıyor. Ölüm ve tehdit dışında Kürtlerle başka bir dilden konuşmuyor. ABD ve Avrupa, Arap dünyası ile ilişkileri iyiye değil kötüye gidiyor. ABD ve Rusya arasındaki çelişkilerden daha fazla yararlanabilir mi, biraz zor. Orada da şansını sonuna kadar kullandı. Hareket alanı giderek daralacak.
AKP bir parti olamadı. Erdoğan dışında ortada AKP diye bir şey görünmüyor. Seçim çalışmasını Erdoğan yürüttü. Onun dışında kimse ortada yoktu. Şimdi başarısızlığı hangi partiliye yıkacak? Ortada başka sorumlu yok ki. AKP’yi kuranlardan kimse AKP’de kalmamış. Çözülme bir başlarsa geride bir şey kalmaz.
HDP Türkiye’nin siyasi haritasını değiştirdi. Bu çok önemlidir. HDP kendisine daha fazla güvenmelidir. Ve seçimdeki, örgütlenmedeki yetmezliklerini ve hatalarını cesurca tartışmalıdır. Negatif değil pozitif bir dil kullanarak kendisini hızla tamamlamalı ve yeni sürece hazırlamalıdır. Şırnak halkının AKP’ye o oyları verdiğine AKP’lilerin kendisi de inanmıyor. Şırnak halkı yurtsever ve direngendir. Büyük bedeller ödemiş bir kesimdir. Bunun için halk da HDP de hızla toparlanmalı ve yapılacaklara bakmalıdır. Şırnak halkı katillerine koşacak, katillerine hayran olacak bir halk değildir. Bunu telafi etmek zor değildir. Kürdistan’daki birçok belediyenin ve bölgenin durumu böyledir.
HDP belediyelerinin sayısı azaldı. Bunun devlet zoruyla olduğu açıktır. Kürdistan’da HDP devletle yarıştı, herhangi bir partiyle değil.
Türkiye’de demokrasi güçleriyle dayanışmak ve faşizme karşı ortaklaşmak büyük bir deneyim ve kazanım oldu. Diğer önemli bir kazanım da Kürdistanî partilerin birliğiydi. Bu birlik ulusal bilincin gelişmesi ve partiler arası güven bağlarının oluşması açısından da son derece olumlu olmuştur. Birliği güçlendirmek ve kalıcılaştırmak çalışmaları sürdürülmelidir. Ulusal birlik Kürtler için tarihi sonuçlar ortaya çıkaracaktır.
Faşizme dur denilmiştir. Bundan sonra sürece yüklenmek ve faşizmi tasfiye etmek öncelikli görevdir. Leyla Güvenlerin öncülüğündeki açlık grevleri ve İmralı tecridini kırmak için yürütülen direnişlerin de bu sürece nasıl etki yaptığı görüldü. Demek ki, kazandıran direniştir. Direnişi yaşamın bütün alanlarına yaymak ve derinleştirmek gerekiyor.