Kürdistan ve Karadeniz’de onbinlerce çiftçi artık tarımda karnını doyuramadığı için başka alanlara kayıyor, küçük çiftçiler ise büyük kentlere göç ediyor. AKP iktidarı döneminde tarım ve hayvancılık çökerken, mera alanları ise yok edildi. Çiftçinin Nabzı Araştırmasına göre çiftçinin en büyük sorunu mazot-gübre maliyeti ve pazara erişimde zorluk.

Türkiye’de tarım alanında faaliyet gösteren bilgi şirketi Doktar, Nisan 2018-Mayıs 2018 arasında 81 ilin 665 ilçesinde 3187 üreticiyle görüşerek Çiftçinin Nabzı Araştırması’nı hazırladı. Araştırmaya göre üreticilerin en büyük sorunları mazot maliyeti, gübre maliyeti ve pazara erişimde zorluk.

Doktar’ın anketine göre çiftçilerin yüzde 61’lik bir oranı 5 yıl öncesine göre kazançlarının azaldığını söylerken, sadece yüzde 20’si gelirinin arttığını beyan ediyor. 5 yıl öncesine göre gelirinde bir değişiklik olmadığını belirten çiftçilerin oranı da yüzde 19.

Para kazanamıyorlar

Çiftçilerin yüzde 84’ü çiftçilik faaliyetlerinden para biriktirecek kadar kazanmadıklarını belirtmiş. Üreticilerin yüzde 68’i yakın zamanda tarlalarına yatırım yapmamış. Yani sulama, traktör ile diğer ekipman ve alanlarda tarlasına/bahçesine yatırım yapabilen çiftçinin oranı sadece yüzde 32 seviyesinde.

Faizin oranını bilmiyor

Ankete göre girdilerini peşin olarak alan çiftçilerin oranı yüzde 29 seviyesinde. Bir başka deyişle çiftçilerin yüzde 71’i girdilerini vadeli şekilde tedarik ediyor ve en erken hasatta ödeyebiliyor.

Ama işin daha da ilginç tarafı şu ki kredi kullanan çiftçilerin yüzde 52’si ödediği faizin oranı ya da miktarını yani borçlanma maliyetini bilmiyor.

Anketin en can alıcı bölümlerinden bir tanesi de üreticinin malını kime hangi kanal üzerinden sattığı ile ilgili. Çiftçilerin verdiği yanıtlara bakıldığından neredeyse her ürün grubundaki üretici için tüccar, bir numaralı alıcı konumunda. Çiftçilerin yüzde 59’u ürününü tüccara satıyor.

Çiftçinin en önemli 3 sorunu

Ankete göre çiftçi açısından en önemli 3 sorun şöyle sıralanmış:

  • Mazot maliyeti
  • Gübre maliyeti
  • Pazara erişimde zorluk.   Çiftçilerin yüzde 57’si en önemli sorun olarak yüksek mazot maliyetini gösterirken, yüzde 44’lük bir kesim için en önemli sorun yüksek gübre maliyeti.

Üreticilerin yüzde 27’si ise en önemli sorun olarak pazara erişimdeki zorluklar ve hak edilen fiyata ürünlerini satamamayı gösteriyor.

Küçük çiftçiler göç ediyor

Türkiye’deki çiftçilerin yüzde 52’si gelecekten umutlu değil, yüzde 19’u ise bu konuda kararsız. Ankete göre çiftçilerin yarısından fazlasının ailesinde şehre göç eden bir birey mevcut. Küçük, orta ve büyük ölçekli çiftçiler arasında küçük çiftçiler göçten en çok etkilenen gruplar arasında yer alıyor. Özellikle Kürt kentleri, Doğu ve Batı Karadeniz göçten en çok etkilenen bölgelerin başında geliyor.

Üreticilerin yüzde 58’i devletin tarım politikalarından memnun olmadığını dile getiriyor. Memnun olanların oranı ise yüzde 29 iken çiftçilerin yüzde 13’ü ise bu konuda kararsız olduğunu belirtiyor.

Büyük çiftçilerin tarım politikalarından memnuniyetsizlik oranı ise yüzde 72 ile ortalamanın daha da üzerinde. Büyük çiftçilerde memnuniyet oranı yüzde 16 seviyesinde. 

 HABER MERKEZİ

 
 

Tarım çöküyor

     

Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü'nün "Türkiye'de Tarım Alanları" tablosuna göre, 1990 yılında 27 milyon 856 bin hektar olan tarım alanları 2002'de 26 milyon 579 bin hektara geriledi.

Son 4 yıldaki azalma ise şöyle: 2014 yılında 23 milyon 939 bin hektar olan tarım alanları 2015'te 5 bin hektarlık düşüşle 23 milyon 934 bin hektara, 2016'da ise 23 milyon 711 hektara geriledi. Bu dönemde en büyük düşüş 336 bin hektar ile 2017'de gerçekleşti.

Mera alanları yok edildi

Verilere göre 1970-2017 döneminde 21 milyon 698 bin hektar olan mera alanları yaklaşık olarak yarı yarıya azalarak 10 milyon 984 bin hektara geriledi. Türkiye bu dönemde 10 milyon 713 bin hektar mera alanını kaybetti. En büyük gerileme ise Kürdistan topraklarında yaşandı. Serhad bölgesinde mera alanları 9 milyon 162 bin hektardan 4 milyon 198 bin hektara, Botan, Garzan ve Mardin gibi bölgelerde ise mera alanları ise 2 milyon 165 bin hektardan 556 bin hektara geriledi.

Çiftçi sayısı azalıyor

Bakanlık verilerine göre, çiftçi sayısında da ciddi bir düşüş var. Çiftçi Kayıt Sistemi'nin uygulanmaya başlandığı 2002 yılından 2017 yılına kadar kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 588 bin 666 kişiden 456 bin 175 kişi azalarak 2 milyon 132 bin kişiye düştü. Bu çiftçilerin işlediği tarım alanı ise aynı dönemde 164 milyon 960 bin dekardan 148 milyon 792 bin dekara geriledi.

Saman dolarla yarışıyor!

Van’da hayvancılıkla uğraşan yurttaşlar, samanın kilosunun kışın 1,5 TL’ye kadar çıkması nedeniyle hayvanlarına yedirmek üzere bahar başında ektikleri otları biçmeye başladı.

Saman fiyatlarının el yaktığı kentte yaşayan İbrahim Kıymaz, beslediği hayvanları için 10 dönümlük araziye ektiği otları biçmeye çalışanlardan biri. Yağışların başladığı Mart-Nisan aylarında yoncaların tohumunu attıklarını söyleyen Kıymaz, Haziran-Temmuz ayında da büyüyen otları biçerek toplamaya başladıklarını belirtti.

Ancak bir hafta yetiyor

20 büyükbaş hayvanının olduğunu söyleyen Kıymaz, “Urfa, Mardin ve Batman’dan kışın saman alıyoruz. Samanın kilosu kışın 1,5 TL’ye kadar çıkabiliyor. Burası 10 dönüm arazi, ekip biçiyoruz ama en fazla 1 hafta hayvanlarımıza yetiyor. Samanın pahalı olduğu yerde hayvancılıkta kar olmaz. Mazotun litresi 6 TL olmuş, biçerin bir parçası 150 TL. Bu otları patostan geçirip, samana çevirdikten sonra içine kepek kattığımızda bir 10 gün boyunca yetiyor.  Saman fiyatlarının ve mazot fiyatlarının iyileşmesini bekliyoruz” dedi.

Mazot ve saman fiyatlarının sürekli artmasından yakınan Kıymaz, son olarak, “Buralar kuraktır. Sene başında ot ne çıkarsa o. İkinci defa bu otlardan verim alamıyoruz. Zahmetli bir iş ama başka seçeneğimizde yok” diyerek sulama imkanlarının olmamasına da sitem etti.

Saman buğdayla yarışıyor

Türkiye, geçtiğimiz aylarda 5 yıl aradan sonra tekrar saman ithal etmişti. Yerli üretici nisan ve mayıs aylarında yağışın çok olması sebebiyle mahsüle zarar verdiğini bu sebeple saman fiyatlarının 700-800 liraya çıkacağını söylüyor.

Tonu 600 lirayı bulan saman , süt ve süt ürünleri fiyatlarının da yükselmesine sebep oldu. Saman ticareti yapan Pazarcıklı tüccar Hamza Kucur, “Bu yıl özellikle nisan ve mayıs aylarında yağışın çok olması sap boyunun kısa kalmasına sebep oldu. Buna bağlı olarak saman da az oldu. Şu an pres balya dediğimiz ince samanın tonunu 500 ila 530 lira arasında alıyoruz, 600 liraya satıyoruz” diye konuştu.

Saman az, fiyat yüksek

Kucur, bu yıl sadece Akdeniz Bölgesi’nde değil Doğu ve İç Anadolu’da da samanın az olduğunu belirterek, “Kaba samanın tonu 580 liraya satılıyor. Önümüzdeki zaman zarfında fiyatların artması kaçınılmaz. Hasat sona ermek üzere ve piyasada saman az. Bu gidişle samanın ton fiyatı 700 ila 800 lirayı bulabilir. Bölgemizde buğdayın tonu 950 TL’ye satılıyor, arpa ise 900 lira. Samanın fiyatı arpa ve buğday ile yarışıyor” diye konuştu.

 
 

Bloomberg: Türkiye saatli bomba

Bloomberg haber ajansı, 51 milyar dolarlık enerji borcu olan Türkiye’yi “patlamaya hazır bir saatli bomba”ya benzetti.

Ajans, Türkiye’deki enerji üreticilerinin bankalar açısından en büyük risklerden birini teşkil ettiğini bildiriyor.

Amerika’nın Sesi’nin aktardığı habere göre enerji üreticileri son 15 yıldır birçok projeye milyarlarca dolarlık yatırım yaptı.

Ancak Türk lirasının değerinin hızla düşmesi ve yaşanan kayıpların elektriğin fiyatı yükseltilerek telafi edilememesi, Ankara’daki Elektrik Üreticileri Birliği’ne göre bazı enerji firmalarının dolar üzerinden olan borç ödemelerinden daha az gelir elde etmelerine yol açıyor.

Bloomberg, 2010 yılından bu yana TL’nin dolar karşısındaki değerinin yüzde 69 oranında azaldığına dikkat çekti.

Enerji sektörüne 2003’ten bu yana yapılan 95 milyar dolarlık yatırımların 51 milyar doları, hala ödenmesi gereken borçlardan oluşuyor.

Global Source Partners’dan uzman Atilla Yeşilada, ”Tüm bu yeni düzenlemeler ve artan borçlar, bankacılık sisteminin elindeki saatli bir bombaya benziyor” şeklinde konuşuyor.

IMF’den acil uyarı

Türkiye’de ekonominin başına Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın geniş yetkilerle atanmasının ardıdan piyasalarda yeni bir kriz dalgası yaşanırken IMF’den acil uyarı geldi.

IMF İletişim Direktörü Gerry Rice, günlük ekonomik brifinginde Türkiye ekonomisine özel olarak değinerek, ‘Türkiye'nin yeni yönetimi, Merkez Bankasının tam operasyonel bağımsızlığını da içeren ekonomik politikalara yönelik taahhütte bulunmalıdır’ dedi. 

 

İSTANBUL