İnsan hakları ihlallerinde önceki yıllara oranla büyük bir artışın yaşandığını kaydeden İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “Bu kaygı vericidir. Siyasi iktidar polis devletini inşa ediyor. Somut ve gözle görülür bir kötüleşme söz konusu” dedi.
İHD, “Kurumsallaşan Polis Devleti: 2011 Yılı İnsan Hakları İhlalleri Raporu Üzerine Değerlendirmeler” başlığı altında 2011’de yaşanan hak ihlalleri raporunu açıkladı. Mülkiyeliler Birliği’nde dün yapılan basın toplantısında konuşan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, cezaevlerinde ağır hasta mahpusların ölümlerinin devam ettiğini, bu konuda hükümetin de duyarsızlığını koruduğunu söyledi. Hükümetin bu uygulamasına “çürütme politikası” dediklerini kaydeden Türkdoğan, F tiplerinde yaşanan sorunların 2011 yılında da hız kesmediğini ifade etti.
Gözaltında 5 insanın kuşkulu biçimde yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Türkdoğan, “Kolluk denetim yasasının bir an önce çıkarılması ve bu mekanizmanın acilen hayata geçirilmesi gerekiyor. Yine köy koruculuğu kaldırılmalı. Mayın ve patlayıcılar konusunda sadece Suriye sınırında varmış gibi yaklaşım var. Oysa 9 kentte mayınlı alanlar var. Bunlar yaşam hakkı ihlallerini doğuruyor. Ottowa Sözleşmesi gereği taahhütler yerine getirilmeli” dedi.

Müzakere kesilince ölümler arttı
Kürt sorununda çatışmalı ortamın geldiği noktanın vahim boyutlara eriştiğini dile getiren Türkdoğan, şunları söyledi: “Çözüm için çatışmasızlık ortamı yaratılmalı. Geçtiğimiz yıl müzakerelerin yaşanması nedeniyle ölümler azalmıştı. Ancak bu müzakereler de kesilince ölümler yeniden artmaya başladı. Çatışmasızlık ortamı yaratılıp, bir an önce tarafların müzakere yapması gerekiyor.”
Şüpheli asker ve polis ölümlerine de değinen Türkdoğan, bu konuda tedbir alınmadığını, Kürt sorununda yaşanan şiddet ve şovenist uygulamaların bu ölümlerde neden olabileceğine dikkat çekti.
Yine linç teşebbüslerine dönük tedbirler alınmasını isteyen Türkdoğan, “Kadın ve çocuğa yönelik şiddet artıyor. Şiddete karşı tek taraflı mücadele yürütülmez. Bu yeterli de değil. Ülkenin doğusunda şiddet ve çatışmalar varken diğer yanda kadına ve çocuğa şiddeti engelleyemezsiniz” dedi.
Türkdoğan, toplu mezarlar konusuna da dikkat çekerek, “253 toplu mezar başvurusu var ve buralardaki insan sayısı 3 bin 248. Bu konu usule uygun biçimde ortaya çıkarılmalı. Ancak burada siyasi iradenin yokluğu nedeniyle sıkıntılar yaşanıyor. Kayıp yakınlarının oturma eylemleri devam ediyor. Bu konuda da etkili kovuşturma yok. Zorla kaybedilenlerin akıbetleri ortaya çıkarılmış değil” diye konuştu.

İşkenceye tolerans var
İşkence ve kötü muamelenin 2011 yılında daha da yaygınlaşarak, artarak devam ettiğinin altını çizen Türkdoğan, “Bu konu önemli. Bu ortamda demokratikleşmeden söz edilemez. 'İşkenceye sıfır tolerans' deniyor. İşkence ve tolerans kelimeleri başlı başına ayrı bir durum, çünkü ikisi yan yana gelemez. İşkence kesin suretle yasaklanmalı. Telaffuz bile edilemez bu iki kelime yan yana" dedi.

Bakan Şahin gazı tatsın
Türkdoğan, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in 'biber gazı zararsızdır' sözüne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin tersi yöndeki kararına atıfta bulunarak, "AİHM gaz bombasının doğrudan insanlara yönelik kullanımının işkence olduğunu açıkladı. Ancak sayın İçişleri Bakanı gaz bombasının zararlı olmadığını söylüyor. Eğer zararlı değilse sayın bakan kendisi tatsın ve ondan sonra bir açıklama yapsın. Türkiye kamuoyundan da bir an önce özür dilemeli” dedi.

Durum kötüye gidiyor
“Tablo şunu gösteriyor, durum kötüye gidiyor” diyen Türkdoğan, bu kadar hak ihlalinin demokrat olduğunu iddia eden bir ülkede olamayacağını vurguladı. Hükümetin acilen demokratik reform paketlerini sivil toplum örgütleriyle birlikte kararlaştırıp Meclis’ten geçirmesi gerektiğini aktaran Türkdoğan, “Düşünce ve ifade özgürlüğünde de durum aynı. Önceki yıllara oranla artan bir halde. Sadece bir yılda 6 bin 504 site erişime engellendi. Bu ifade özgürlüğünde ciddi bir problem” ifadelerinde bulundu.
Yargı alanındaki sorunlara da işaret eden Türkdoğan, “2911 Sayılı Kanuna muhalefet” iddiasıyla açılan davaların temyiz değerlendirmelerinin Yargıtay 8. Dairesi’nden alınıp, 9. Daire’ye verilmesini de eleştirdi.

Yargı polisin emrinde
Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 2007 yılında “polise mukavemet ettiği” gerekçesiyle 10 bin 279 kişi aleyhinde dava açıldığını, bu rakamın 2010’da 25 bin 497’ye ulaştığına dikkat çeken Türkdoğan, yargının da vatandaş için değil, kolluk için çalışır hale geldiğini ifade ederek, “Bakanlık, verileri 2 yıl sonra yayınlıyor, haliyle 2011 verileri ancak 2013 yılı başında açıklanacak” dedi. Türkdoğan, bunun ters bir durum olduğunu, hükümetin bunu masaya yatırıp değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. İşkencenin önlenmesi için de sağlanacak denetimin bağımsız örgütlenmeyle ele alınması gerektiğini kaydeden Türkdoğan, hükümetin bir an önce yasal düzenlemeyi sivil toplum örgütleriyle koordineli bir halde yapmasını istedi.

Çocuk tutukluların durumu vahim
Cezaevlerindeki çocuk tutuklular konusunun da vahim bir duruma tekabül ettiğini söyleyen Türkdoğan, şunları dile getirdi: “Cezaevlerinde 2 bin 309 çocuk mahpus var. Bunların 2 bin 100’ü tutuklu. Yani yüzde 90 oranında çocuk tutuklu var. Çocuklar suç işlediğinde yargı hemen tutukluyor. Oysa Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde en son seçenektir tutuklama. Bu konuda Pozantı örneği ortada. Çocuk tutuklulara yönelik uygulamalar çok ciddi sıkıntılar içeriyor. Bu konuda savcılar uyarılmalı. Yetişkinlerde bile tutukluluk oranı yüzde 42. Bu oran dahi fazla, bunun daha alt seviyelere çekilmesi gerek. Cezaevlerindeki doluluk oranı ayrı bir dert. Bir yatakta 3 kişi günü bölümlere ayırıp uyuyor.”

Özel yetkili mahkemeler ve TMK kaldırılmalı
Türkdoğan, özel yetkili mahkemeler ile Terörle Mücadele Kanunu'nun derhal kaldırılması gerektiğini belirterek, "Yargının pratiği ile hükümetin pratiği giderek uyuşuyor" dedi.

Polis devleti kurumlaştı
Türkiye'nin giderek otoriterleşen polis devletine dönüştüğüne dikkat çeken Türkdoğan, “Demokratik devlette bunlar olmaz. AKP'nin en yüksek hak ihlallerinin olduğu dönem bu dönemdir. Bundan acilen vazgeçilmeli. Bu kadar çok ihlalle bu toplum daha ne kadar yaşayacak? 12 Eylül’ü bir şekilde yargılanıyor ancak uygulamalarda değişiklik yok. 12 Eylül, gözaltılarıyla, işkenceleriyle, ihlalleriyle halen sürüyor. Bütünüyle yaşamımızdan çıkarılmalı ve daha demokratik adımlar atılmalı” diye konuştu. 

34 Roboskîli yargısız infaz edildi
Roboskî’de 34 sivilin bombalanmasının yargısız infaz olduğunu ifade eden Türkdoğan, bu konuda AKP Hükümeti’nin saldırı emrini kimin verdiği sorusuna yanıt vermesini istedi.

Gösterilere saldırı kaygı verici boyutta
Adalet Bakanlığı’nın verileri ölçeğinde 2007’de TCK’nin işkence ve kötü muameleyi içeren 94, 95 ve 96’ıncı maddelerine muhalefetten açılan davaların sayısı 350 iken 2010’da bu rakamın 755’e ulaştığını belirten Türkdoğan, “Bu kadar işkence davası açılmışsa siyasi iktidar oturup düşünmeli” dedi. İHD verilerine göre 2007’de toplumsal gösterilere müdahalenin 34, işkence ve kötü muamelenin 687 olduğunu kaydeden Türkdoğan, “Bu rakam 2011 yılında toplumsal gösterilere müdahale sayısı 312, işkence ve kötü muamele ise 3 bin 252’ye ulaştı. Bu çok ciddi bir artış. Kaygı verici” dedi.

Arkadaşlarımız serbest bırakılsın
İnsan hakları savunucularına yönelik gözaltı, tutuklama ve baskılara değinen Türkdoğan, “Derneğimiz onursal üyesi Ragıp Zarakolu’nun tahliyesi bizi sevindirmiştir. Ancak birçok insan hakkı savunucusu arkadaşımız tutuklu ve onların da derhal bırakılmasını istiyoruz” dedi.
Somut ve gözle görülür biçimde kötüleşmenin yaşandığı bir yıl geçirildiğini ifade eden Türkdoğan, siyasi iktidarın “polis devleti”ni benimsediğini ifade etti.

ANKARA




Polis 57 kişiyi öldürdü

Raporda, 'dur' ihtarına uymadıkları gerekçesiyle asker ve polis tarafından yaralanan yurttaş sayısı 130, yaşamını yitirenlerin ise 57 olduğu belirtilirken, köy korucuları tarafından öldürülen yurttaş sayısı 3, yaralanan yurttaşın ise 48 kişi olduğu kaydedildi. Raporda, sınır bölgelerinde öldürülenlerin sayısı 16, yaralananların ise 12 olduğu, cezaevlerinde ölenlerin sayısı 36 iken, yaralı sayısının 11 olduğu belirtilirken, gözaltında ölenlerin sayısının 5 olduğu kaydedildi. Faili meçhul saldırılar sonucunda yaşamını yitiren kadın sayısı 1, yaralanan ise 3, faili meçhul saldırılar sonucunda yaşamını yitiren erkek sayısı 45, yaralanan erkek ise 118 olduğu ayrıca faili meçhul saldırılar sonucunda yaşamını yaralanan çocuğun ise 2 olduğu; toplamda ise faili meçhul sonucunda yaşamını yitirenlerin sayısının 87 olduğu, yaralı sayısının da 134 olduğu belirtilen raporda, resmi hata ve ihmal sonucunda yaşamını yitirenlerin sayısı 31 iken yaralananların sayısının 96 olduğu kaydedildi.

43 askerin ölümü şüpheli
Raporda, polislerin ve askerlerin intiharı sonucu yaşamını yitirenlerin sayısının 43 olduğu, yaralananların ise 3 olduğu dikkat çekerken, saldırıya uğrayıp bunun sonucunda yaralanan gazeteci, siyasetçi, öğretmen veya öğretim görevlisi sayısının da 71 olduğu kaydedildi.

184 gerilla yaşamını yitirdi
Raporda, silahlı çatışma sonucunda yaşamını yitiren asker, polis ve geçici köy korucunun 154 kişi olduğu, yaralananların ise 285 kişi olduğu belirtilirken, silahlı çatışma sonucunda yaşamını yitiren militan sayısının 184 olduğu, yaralananların ise 19 olduğu kaydedildi. Raporda, mayın ve sahipsiz bomba patlaması sonucunda yaşamını yitiren yurttaş sayısı 13, yaralananların ise 63 kişi olduğu kaydedildi. Raporda, "kuşkulu ölüm" sonucunda 55 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

117 kadın öldürüldü
Raporda, 56 kadının intihar sonucunda yaşamını yitirdiği, aile içi şiddete uğraması sonucunda ise 117 kadının yaşamını yitirdiği, tecavüz ve taciz gibi nedenlerle yaşamını yitiren kadınların sayısının 2 olduğu belirtilirken, kadınların yaşam haklarına yönelik ihlaller sonucunda yaralanan kadın sayısının 322 olduğu kaydedildi.

3 bin 252 insan işkence gördü
Raporda, gözaltında 310 kişiye işkence yapıldığı, işkence ve kötü muameleye 517 kişinin uğradığı, köy korucuları tarafından 15 kişiye işkence yapıldığı, toplamda ise 3 bin 252 kişinin kötü muameleye uğradığı ifade edildi. Raporda, 12 bin 685 kişinin gözaltına alındığı, 2 bin 922 kişinin ise tutuklandığı belirtildi. Gözaltına alınan sığınmacı ve göçmen sayısının 4 bin 400 olduğu, yaşamını yitiren sığınmacı ve göçmen sayısının 14 olduğu kaydedildi. Yasaklanan etkinliğin 26 olduğu, 7 gazetenin 11 kez, 9 derginin ise 16 kez toplatıldığı belirtilirken, 9 afiş, 2 pankart, 3 kitabın yasaklandığı veya toplatıldığı ayrıca 1 kitap hakkında da inceleme başlatıldığı kaydedildi. RTÜK'ün televizyon kanallarına uyguladığı baskıların yüksek olduğu belirtilirken, 16 dergininin baskına uğradığı ayrıca 6 bin 504 sitenin yasaklandığı kaydedildi.

Örgütlenme özgürlüğü tehlikede!
2011 yılında 300 kişinin yargılandığı 113 davanın sonuçlandığı, 37 kişinin beraat edildiği, 262 kişiye ise 921 yıl hapis cezasının verildiği, 205 bin 948 TL cezaya para cezasının verildiği belirtilen raporda, polisin 312 gösteri veya mitinge müdahale ettiği kaydedildi. Raporda, 795 kişi hakkında 43 soruşturmanın açıldığı belirtilerek, bin 31 kişi hakkında 139 davanın açıldığı, sonuçlanan 87 davada 491 kişiye bin 561 yıl hapis cezasının verildiği, 32 kişinin ise beraat ettiği kaydedildi. Raporda, örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği; 173 siyasi, parti ve derneğin baskına uğradığı belirtilirken, 6 dernek ve sendikanın da kapatıldığı belirtildi.