Ben bu yazıyı yazarken Türkiye'de oy verme işlemleri devam ediyordu. Heyecan dorukta oy sayım saatlerini bekliyorduk. Herkes tahminlerde bulunuyordu. Hatta haber merkezimizde bir arkadaş tek tek masalara giderek tahminleri alıyor, anket hazırlıyordu. Yaptığı ankete katılan arkadaşların yüzde yüzü AKP'nin hileyle HDP'yi baraj altında bırakmaya çalışacağı yönündeydi. Ancak buna rağmen yüzde yüz olan bir görüş de HDP her şeye rağmen barajı aşacağını söylüyordu. 

Haber merkezimize düşen ilk bilgiler kuzey Kürdistan'da seçimlere katılımın oldukça yüksek olduğu yönündeydi. Haber merkezimiz gibi, seçim hazırlık süreci boyunca hem anketler hem de toplumun genel kanısı HDP'nin kesinlikle barajı aşacağını gösteriyordu. Ancak yine herkesin ortak kanısı AKP'nin HDP'ye barajı aştırmamak adına her türlü hileye başvuracağıydı. 

Oy kullanma işleminin başlamasıyla birlikte bu kaygıların yersiz olmadığı görülmeye başlandı. Zaten AKP'nin bu yönlü sicili geçen seçimlerden tecrübeyle de oldukça bozuk. Daha sabahın ilk saatlerinde seçim alanlarında seçmene baskı yapıldığına, sandıktan hileler yapıldığına dair yüzlerce haber ajanslara düşmeye başladı. 

Bingöl, Muş, Ağrı, Elazığ, Dêrsim, Urfa, Amed, Van, Erzurum ve daha birçok yerde hileler, oyunlar, entrikalar, baskılar devreye konmuştu. AKP'nin iki aylık seçim çalışmalarında adam öldürme, linç etme, yakma, bombalarla meydanları kan gölüne çevirme girişimleri, HDP'nin oldukça disiplinli ve görkemli seçim çalışmaları karşısında sonuçsuz kaldı. Eminim ki sizler bu satırları okuduğunuz da seçim sonuçları açıklanmış ve yapılan tüm hile ve oyunlara karşı Türkiye demokrasisine gönül veren 'halkların zamanı' başlamış olacaktır. 

'Halkların zamanı' iki kelimeden müteşşekil bir söz dizimi olabilir. Ancak bu o oldukça tarihsel bir aşamadır. Türkiye'nin demokratik bir geleceğe yelken açması açısından ve cumhuriyetin nitelik değiştirmesinde bir kırılma anını ifade etmektedir. Ondan dolayı tarihsel bir andır.

Sadece AKP ve Erdoğan faşizmine dur denilmeyecek, hesap sorulmayacak, aynı zamanda bu ülkede faşizmin içki sofralarına meze yapılan milyonların emeği, kültürü, tarihi yeniden kendisiyle buluşacak. Halklar arasına örülmüş görünmez setler, duvarlar yıkılacak. Eğer bu ülke, siz bu yazıyı okuduğunuzda bu tarihsel eşiği başarıyla aşmış olursa, Ortadoğu halklar baharı başlamış demektir. Yıkılan sadece seçim barajı olmayacaktır. Halklar, inançlar, kültürler, diller arasında kurulan tüm bentler, setler, barajlar yıkılmış olacak. İşin aslı, AKP hilelerle barajı aştırmazsa da HDP ile birlikte halklar zamanı başlamıştır. Halklar kardeşlik sofrasında buluşmuştur artık. Ama baraj aşılır ve HDP güçlü bir şekilde meclise giderse, bundan sonrası çok daha görkemli bir yürüyüş olacaktır. 

Bu bir hayal değil, bu yazı yayınlandığında eminim ki sokaklar karnaval yerine dönmüş olacaktır. Birbirlerini hiç tanımayan insanlar yan yana, kol kola, el ele halaya durmuş, 'halklar zamanını' kutluyor olacak. Ve ben inanıyorum ki çok yakında barış gelecek. 2015 yılı inadına Ortadoğu halklarının görkemli barışında tarihe iz bırakacak bir yıl olacak. Çünkü halkların bundan başka çaresi yoktur. Çünkü eğer ki Erdoğan ve çetesi HDP'yi, yani halkları, yani bizleri hile ve oyunlarıyla baraj altında bırakırlarsa, sonu belirsiz karanlık bir zaman başlamış olmayacak. Ama umuyorum ve inanıyorum ki bu olmayacak. 

Haydi şimdi yapay ampullerin söndüğü güneşin sımsıcak ve aydınlık ışınlarıyla ısınan ve aydınlanan bir dünya diliyorum "bizlere."