
Başbakan Davutoğlu Van mitinginde “AKP seçimleri kaybeder ve hükümetten düşerse beyaz Toroslar devrinin başlayacağını” belirtti. Bu sözler çok şey anlatıyor. Derler ya Allah konuşturuyor! Derin strateji aklı niyetini ve iç dünyasını açığa vuruyor. Demokratik bazı çevreler kaygılarını dile getirerek, gidişatı 1990’lara benzetmeye çalıştılar. Ancak AKP ve Davutoğlu bu kaygı ve iddiaları ısrarla reddettiler. 1990’lara dönülmeyecek, dediler. Ancak Van konuşması ‘biz seçimi kaybedersek, 1990’lara geçilecek” itirafıydı.
Beyaz Toroslar 1990’ların sembol ifadeleridir. Binlerce insanın kaçırıldığı, işkencelerle vahşice katledildiği zamanları dile getirir. Bu cinayetlerin tümü devlet odaklı örgütlenmelerin eseriydi. Plakasız araçlar, beyaz Toroslar sokaklarda cirit atıyor ve cinayetlerin, insan kaçırmaların bilinen adresleriydiler. Bu araçların hiçbiri yakalanmıyor, yasal bir işleme tabi tutulmuyordu. Dokunulmazlıkları vardı. Ayrıca bu dönem köylerin yakıldığı, milyonlarca insanın yerlerinden kovulduğu ve katliamların açıktan yapıldığı bir dönem olarak hafızalara kazındı.
AKP 13 yıldır iktidarda. Devlete tümüyle yerleşti. Asker vesayetine son verdiğini söyledi. Slogan attı, mitinge katıldı diye gençler hapislere atıldı, binlerce HDP’li olur olmaz tutuklandı ve cezalara çarptırıldı. Ancak JİTEM’ciler, Susurlukçular, Özel Timciler bir türlü yargı önüne çıkarılmadı. AKP bu karanlık dönemin karanlıklarda kalmasına bilerek olur verdi. Türkiye’nin temizlenmesi, şeffaflaşması ve demokratikleşmesi için çalışmadılar. Bu ağır insanlık suçlarını işleyenler devlet güvencesi altında ellerini kollarını sallayarak toplumun içinde yaşamaya devam ettiler.
Davutoğlu şimdi toplumu tehdit edip şantaj yapıyor. “Bizi seçmezseniz sonunuz kötü olur, beyaz Toroslar geri gelecek, sizleri kaçırıp öldürecekler, kaybedecekler, bunu istemiyorsanız bize oy vereceksiniz” diyor. Politikanın ne kadar kirletildiği ve iktidar için hiçbir insani ve ahlaki kuralın dikkate alınmadığı, hukukun nasıl hiçleştirildiğinin de açık itirafıyla karşı karşıyayız. Artık 1990’lara dönülmeyecek, şimdi Kürtlerle farklı biçimde savaşıyoruz, laflarının basit bir demogoji olduğu daha iyi anlaşılıyor.
Açık ki, AKP ikitdarı da beyaz Torosları sokağa salan zihniyeti aşmış değil. Aşmış olsaydı 13 yıllık iktidarı boyunca devleti bu yapılanma ve anlayıştan temizlemiş olması gerekirdi. Eğer temizlemişse nasıl diyebilir ki, biz gidersek beyaz Toros’lu dönem yine geri gelir. Bu devletin karanlık, kirli ve yasadışı yapılardan temizlenmediğini, varlıklarıni sürdüğünü gösteriyor. Deyim yerindeyse devletin uyuyan hücreleri olarak bir köşede tutuluyorlar. İhtiyaç duyulduğunda yeniden sokağa salınacaklar. 24 Temmuz’da başlatılan topyekün savaşla birlikte daha gelişkin “Rangerler” sokaklarda görülmeye başlandı. Damlara yerleştirilen keskin nişancılar sokaklarda Kürt çocuklarını avlamaya başladılar. Halkın hayatına beyaz Toroslar yerine Rangerler ve keskin nişancılar aylardır girmiş durumda. Yandaş ve Mehmetçik basın bunu görmemekte ısrar etse de halk can ve kan vererek bunları gördü ve adlandırdı.
Cizre’de bir haftayi aşan sokağa çıkma yasağı sırasında yirmiyi aşkın insan katledildi. Bunların içinde çocuklar, kadınlar ve yaşlılar da vardı. Davutoğlu kaldırılan cenazeleri ve bu katliamları görmemezlikten geldi, inkar etti. Dağ taş bombalanıyor. Mahalleler ateş altına alınıyor. Halka ya teslim olma ya da kaçma dayatılıyor. Bunu yapanlar kim? Kararı alanlar Ankara’da. Bu çeteleri örgütleyen, finanse edenler de Ankara’da. Ankara neresi? Hükümet merkezi. Bu devletin başkenti. İşte bu merkezlerden Kürtlerin ölüm fermanları çıkarılıyor. Katilleri örgütleniyor. Onlara dokunulmazlık zırhı veriliyor. Binlerce Kürt’ü, muhalif ve demokratı öldüren bu resmi katillerden hesap veren, yargılanan, ceza alan oldu mu? Olmadı.
Şimdi de Davutoğlu halkı yine faili meçhul cinayetlerle tehdit edip teslim almaya çalışıyor. Ne kadar düştüklerini ve zavallılaştıklarını bundan daha iyi dile getiremezlerdi. Sanki şimdi Kürtleri öldürmüyorlar. Onlarca uçak sanki hergün Kürtlerin üzerine bomba yağdırmıyor. Sanki hergün binlerce özel tim vb. Kürtlerin evlerini basıp işkence etmiyor veya hapislere atmıyor. Devlet tepeden tırnağa şiddete gömülmüş. Şiddet üreten bir aygıt durumunda. Ama dünün yetmesi Davutoğlu hala savaşın ne olduğunu anlamamış. Kürtlerin kırk yıldır ne yaptıklarını fark etmemiş! Bu savaşta kimler geldi kimler geçti. Davutoğlu’nun da gidişi o kadar uzak değildir. Enseyi karartmayalım!