Özel savaş hükümetine dönüşen AKP’nin politikaları nedeniyle yaşanan ekonomik kriz, giderek derinleşiyor. Döviz her gün rekor üstüne rekor kırarken, zamlar ve vergi artışları da halkın belini bükmeye başladı. İşsizlik yükseliyor, küçük esnaftan başlayan iflaslar giderek tırmanıyor. Üretim düşüyor, cari açık artıyor, özel sektör borcu devasa rakamlara ulaştı. Erdoğan yönetimi, hamasete dayalı palyatif çözümlerle geçiştirmeye çalışıyor. İnsanlara döviz bozdurmanın, ticareti TL ile yapmanın vatanseverlik olduğu salık veriliyor, batık kredilere yol açılıp karar para davet ediliyor. HDP’ye göre; bütün bu sunni nefes aldırmaların faydasız. Çözüm öncelikle savaş ve işgalin sonlandırılması, demokrasi ve özgürlükler ile güvenini tesis edilmesi. Bütün bunların olması ise AKP’nin varlık sorunu. Dolayısıyla AKP hükümeti, belki bir süre kontrol edilebilir seviye tutabilir ama krizi çözemez. AKP giderse kriz de son bulur.

Türkiye ekonominin içerisinde bulunduğu krizi ve bunun nedenlerini dihaber’e değerlendiren HDP Amed Milletvekili Ziya Pir, siyasetin belirleyiciğinin altını çizdi. Ekonomist kimliği de olan Ziya Pir, Türkiye’deki ekonomik krizi değerlendirdi:

* Rusya-Ukrayna krizinin başlamasıyla birlikte Türkiye’nin iki ülkeye ihracatı bitti. Rojava politikası, Suriye, Irak, İran, Mısır, Libya gibi ülkelerle yaşadığı sorunlardan kaynaklı ihracat durdu. Mısır limanlarını kullanamıyor; Ortadoğu’ya açılamıyor. Türkiye’nin ihraç yapacağı pazar kalmadı. Döviz girişi olmuyor. 

*  Rusya uçağının düşürülmesi sonrasında iç pazarda üretilen bazı kalemler ihraç edilemedi. ihraç edilmemesi, iç piyasayı çok olumsuz etkiledi.

Kürtlere karşı savaş

* Kürt savaşı: Türkiye’de son bir buçuk yıldır Kürdistan’ın şehirlerinde savaş yürütülüyor. Bu savaşı öyle sürdürmek kolay bir iş değildir. On binlerce asker, polis, korucuların, silahların maliyeti var. Rojava, Irak, Suriye’de savaş yürütmeye çalışılıyor. Tüm bunların büyük bir maliyeti var Türkiye’ye. Türkiye’nin altından kalkabileceği durumlar değildir. Kürdistan’da yürüttüğü savaş politikasının sadece ekonomik değil, toplumsal boyutu da çok büyüktür. Türkiye bu savaşın altından kalkamayacak. 

5 bine yakın siyasetçimiz, yöneticimiz, eşbaşkanlarımız tutuklu. Bu istikrarsızlığın bir sebebidir. Yine bunların yanında gazeteciler tutuklanıyor, gazeteler, TV’ler, dernekler kapatılıyor. Bunların hem toplumsal hem de parasal maliyeti vardır. 

Aslında iç ve dış siyaset bağlamındaki bütün sorunların kaynağı da burasıdır. Kürt düşmanlığı olmazsa Rojava politikası, işgal ve çetelerin salınmasını gerektirmez, buradan Rusya ve ABD ile sorun yaşanmaz. İçerideki savaş ve siyasi soykırım olmazsa AB ile ilişkiler olumsuz etkilenmez, güven ve istikrar aşınmaz. Bütün bunların toplamı, yanlış siyasetin ekonomiyi çökertmesidir.


Şimdi tam da krizin içinde

Ziya Pir’e göre AKP göreve geldiği 2002’den bu yana bütün işverenleri, halkı borçlandırdı. İnsanlar o borçları ödemek için istikrar adına her seçimde AKP’ye oy vermeye zorlandı. AKP de ‘Biz iktidar olursak ekonomik istikrar olur’ dedi. İnsanlar buna inanarak daha fazla borçlandı. Türkiye’de sadece özel sektörün net borcu 211 milyar dolar, brüt borcu 311 milyar. Bunları dolar bazında ödeyemez duruma geldiler ve kapanacak durumdalar. İnsanlar işten çıkarılıyor. Aslında şimdi tam da krizin içindeyiz. 

İşsizlik, boyutu gösteriyor

Türkiye’deki krizin boyutunu işsizliğe bakarsak ve yaşananlara objektif ortaya konulursa çıkar. İşsizlik oranının yüzde 11 olmadığını savunan Pir, şu karşılaştırmayı yaparak izah etti: Türkiye işsizlik konusunda İspanya’dan daha iyi bir durumda değildir. İspanya’da yüzde 20’nin üzerinde işsizlik var. Türkiye’de de işsizlik oranı yüzde 20’nin üzerindedir. Genç işsizlik alanında ise yüzde 30’ları aşmış durumda. İstihdam yok, yeni iş yerleri açılmıyor. Borçlar gün geçtikçe artıyor. 

30 milyar 6 adet TÜPRAŞ’tır

Özel sektörün 211 milyar dolarlık borcu üzerinden dövizdeki değişime işaret eden Pir, ortaya çıkan farkın büyüklüğünü şöyle anlattı: İki ay önce dolar 2.8 TL civarındaydı. Şimdi 3.50’nin üzerinde. O zamanki dolarla 600 milyar TL civarındaydı. Şimdi 750 milyar TL’ye denk geliyor. 150 milyar TL’den fazla, yani 30 milyar dolar daha fazla borçlanmış oldu. Bu sadece döviz krizinden dolayı özel sektörün artan borcu. Bunu bir yerde bulması gerekir. 30 milyarı bulmak kolay bir iş değildir. 30 milyar dolar Türkiye’de 6 adet TÜPRAŞ demektir. TÜPRAŞ da Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşudur. Şimdi Türkiye’de 6 TÜPRAŞ açılabilir mi? İmkansız… Boyutu buradan da görebiliriz. Bunlara bakıldığında bile Türkiye’deki krizin boyutunu bize gösteriyor. Özel sektörün borcunun yanında bir de 250 milyar dolar kamu borcu var. 30 milyar özel sektör, 35 milyar dolar da devlet ekstra borçlanmış oldu.

Yatırım artık gelmiyor

Türkiye istikrarsızlaşınca dolaylı veya doğrudan yatırımlar gelmiyor. Doğrudan yatırım, yani insanlar gelip doğrudan Türkiye’de yatırım yapıyor; fabrika kuruyor. Kriz olunca bunu kaldırıp götürmek zordur. Doğrudan yatırımlar yavaş yavaş çıkar. Dolaylı yatırımlar ise döviz girdisi borsa yatırımıdır. Yani borsadan hisse satın alınır. İstediği zaman geri çekebilir. Türkiye’deki dolaylı yabancı yatırımların çekilmesi söz konusudur. Yatırımcı Türkiye’de ‘İstikrarsızlık var. Türkiye’ye güvenmiyorum’ deyip geri çekiliyor. Dövizini başka ülkeye yatırıyor.

Mevcut politika derinleştirecek

Piyasanın tepkisine dikkat çeken Ziya Pir, savaşın yanı sıra dövizi zıplatan üç temel hususu hatırlattı:

* Başkanlık meselesi ne zaman konuşulsa dolar artıyor. AKP ve MHP anlaştı denildi, dolar fırladı, Türk parasının değeri düştü. Demek ki iş dünyası başkanlık sistemine karşı. 

* İkincisi Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamalarıdır. OHAL uzatılacak denildiği anda dolar yükseliyor. 

* Bir de dünyayla, batıyla olan entegrasyon meseli var. Öyle Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Ey AB’ ya da ‘AB’ye ihtiyacımız yok’ söylemlerin karşılığı olmadığı gibi bu söylemler kullanıldıkça dolar atıyor, artamaya da devam edecek. 

Bunlar var olduğu sürece kriz daha da derinleşecek. 

Erdoğan dolarlarını bozdu mu?

Erdoğan’ın ‘Yastık altındaki dolarınızı TL’ye çevirin’, ‘Türk parasını kullanın’ söylemlerinin bir karşılığı veya değeri de olmadığını kaydeden HDP Milletvekili Pir, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin ‘Ekonomik kriz öyle dolar bozmakla çözülmez’ sözlerine katıldı. Şimdi bu algıyla da dolar bozdurmayanların vatan haini ilan edildiğini belirten Pir, şöyle devam etti: 2002’den beri halkı sömürüp borçlandırdı. Halkın doları, parası olmuş olsaydı böyle bir kriz olmazdı. Ayakkabı kutularında götürenler dolarını bozdursun. İsveç ya da Offshore bankalarında parası olanlar paralarını getirsinler. Erdoğan’ın 200 bin doları vardı. Onları bozmuş mu diye sormak gerekir. Böylesi küçük düşünmek ve öneriler hiçbir şekilde çözüm olmayacak krize.

Peki neler yapılmalı?

Amed Milletvekili Pir’e göre ekonomik kriz aşılmak isteniyorsa acil olarak şunlar yapılmalı:

* AB ile ilişkilerin derhal düzelmesi gerekir. 

* OHAL’in bir an önce kaldırılması lazım. 

* Tüm komşularla ilişkiler düzeltilmeli. 

* Rojava’da Kürtlere karşı yürütülen savaşa son verilmeli.

* Irak, Suriye ve İran’daki Kürt varlığı kabul edilmeli.

* Türkiye’deki (Kuzey Kürdistan) savaşın bitmesi lazım.

* Başkanlık sisteminden vazgeçilmeli. 

* Ekonomiyi Erdoğan değil ekonomistler yürütmeli.

* 14 yıl AKP için yeterli; ekonomiyi, ülkeyi yönetemiyor; siyasetten çekilmeli. AKP’yle bir sorunun çözüleceğine de inanmıyorum. Erdoğan vesayeti altındaki AKP hükümeti olduğu sürece ekonomik kriz bitmez, gün geçtikçe de derinleşir. Sadece ekonomik krizi de derinleştirmez, aynı zamanda siyasi çıkmaza da sürer.  


Asgari ücret

Bugün (6 Aralık) asgari ücret görüşmeleri başlıyor. Hükümet kanadından bin 400 TL ila bin 450 TL civarında bir rakam belirtilirken, Türk-İş bin 600 TL talebinde bulundu. Hak-İş’e bağlı bazı sendikalardan da Türk-İş’in bu talebine destek geldi. DİSK ise asgari ücretin 2 bin TL olması gerektiğini açıkladı.


Açlık ve yoksulluk sınırı

Türk-İş Araştırma Dairesi, yıllardır olduğu gibi açlık ve yoksulluk sınırlarını açıkladı. Buna göre 4 kişilik bir ailenin aylık açlık sınırı bin 417 TL, yoksulluk sınırı ise 4 bin 615 TL olarak gerçekleşti. Türk-İş bu araştırmada yine bir kişinin aylık geçim maliyetini bin 750 TL olarak belirledi.


Kırılgan 5’linin kopanı

Türkiye’nin risk pirimi, son iki ay içerisinde yüzde 14 artış gösterdi. Bu oran, Kırılgan 5’li ülkeleri arasındaki en yüksek artış oldu.

Türkiye, Güney Afrika, Hindistan, Brezilya ve Endonezya’nın içinde yer aldığı Kırılgan 5’li ülkelerinin aylık ortalama risk primi (CDS), son 2 ayda en fazla yükselen Türkiye oldu. Ekim ayında 247 olan Türkiye’nin risk primi yüzde 14 artış ile Aralık ayında 281’e çıktı. Cuma günü Türkiye’nin risk sayısı 306 ile kapandı ve gün içinde 313’ü gördü. Brezilya’nın risk artışı ise yüzde 12’de kaldı.

“Kredi Risk Primi” anlamına gelen CDS, bir kişi ya da kuruluşun kredi sahibinin karşılaşabileceği alacağın ödenmemesi riskini belirli bir bedel karşılığında üstlenmeyi kabul etmesinin bedeli. Bir ülkede, CDS primi ne kadar yüksekse borçlanma maliyeti de o kadar yükseliyor. Risk primindeki olumsuz seyir yabancı sermayenin ülkeye girişini kısıtlıyor.


 HABER MERKEZİ