AKP kurumsallaşan faşizmdir

Forum Haberleri —

9 Eylül 2020 Çarşamba - 11:00

  • Özel ve kirli savaş lobilerini kendine eklemleyen AKP tüm darbe rejimlerinden daha tehlikeli bir hal aldı. Sadece Kürtler açısından değil, tüm Türkiye halkları ve toplumun tüm demokratik dinamiklerine karşı yeni bir savaş süreci başlatıldı.

VİYAN FİRAZ

Kürt Halk Önderi Öcalan, 2015 yılı Nisan ayında yaptığı son görüşmede ‘darbe rejimi devreye girdi’ diyerek tüm demokratik güçleri hem uyardı hem de darbe rejimine karşı büyük mücadele sürecinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Herkesin barış gerçekleşiyor dediği günlerde Önder Apo faşist zihniyeti değiştirme savaşını yürütüyordu görüşme masasında. Büyük bir öngörüyle "Bu son görüşmemiz olabilir" dedi ve son görüşme oldu gerçekten.
Ve AKP’nin darbe rejimi devreye girdi.

ABD ve İngiltere tarafından 12 Eylül’le birlikte Türkiye’de “Yeşil kuşak Projesi” devreye konuldu. AKP’nin darbe rejiminin inşası da 12 Eylül’de gerçekleştirilmeye başlandı. Faşist Erdoğan’ın kişisel tarihini incelediğimizde o süreçten itibaren gladyo özel elemanı olarak hazırlandığını göreceğiz.

Kürtlere karşı soykırım savaşında faşizmin renkleri darbe rejiminin de renklerini belirledi. 12 Eylül darbesine kadar devrede olan Beyaz Türkçü faşizmi CHP ve MHP temsil etti. ABD ve İngiltere sosyalistlere ve Kürtlere karşı bu özel savaş örgütlerini kullandı. Kürtlerin inkar ve imhasını geliştiremeyen bu çizginin yerine “Yeşil Türkçü” faşizmini kurmaya karar verdi.

AKP’nin kuruluş amacı ABD, İngiltere ve NATO’nun Ortadoğu’daki “Yeşil Kuşak Projesini” faşist İslamcı hegemonya ile uygulamaktı. 1980’lerden beri hazırlanan AKP darbe rejiminin kurumsallaşması ise 2000’li yılların başına dayanıyor. AKP 2004 yılında ABD ile anlaşarak ulusalcı milliyetçi darbe rejimi kendini İslamcı milliyetçi darbe rejimi olarak yeniden ikame etmeye başladı. 2007 yılında Dolmabahçe’de Genelkurmay ile Kürtlerin imhası temelinde anlaştı. Türk Gladyosu olan Ergenekon içerisinde bağımsız hareket ederek çizgi dışına çıkan güçleri tasfiye etti ve milli gladyo güçlerini kendisine eklemledi. Bunu yapmasında ABD’nin desteği belirleyiciydi. MHP ile geliştirdiği ittifakla milliyetçi gladyoyu, CHP’ye verdiği muhaliflik rolüyle de geleneksel ulusalcı kesimleri dizayn ederek kendi ‘Yeşil Türkçü Gladyo’sunu oluşturdu ve hegemonyasını kurumsallaştırdı.

Soykırım politikalarını geliştirenlerin her defasında maskeleri değişti, CHP ulusalcılık maskesi, MHP milliyetçilik maskesi, AKP ise İslamcılık maskesiyle savaştı. Halbuki ne ulusalcılıkla ne milliyetçilikle ne de islamla alakaları yoktu. Türkçülüğün renkleri değişti, beyaz Türkçülükten yeşil Türkçülüğe geçti. Faşizmin renkleri değişti beyaz Türkçü faşizmden Yeşil İslamcı faşizme dönüştü. Değişmeyen tek şey Kürtlere uygulanan soykırım politikaları ve buna karşı Önder APO şahsında yenilmezliğini kanıtlayan özgürlük mücadelesi oldu.

Özel ve kirli savaş lobilerini kendine eklemleyen AKP tüm darbe rejimlerinden daha tehlikeli bir hal aldı. Sadece Kürtler açısından değil, tüm Türkiye halkları ve toplumun tüm demokratik dinamiklerine karşı yeni bir savaş süreci başlatıldı. Darbe bir yönetim ve yaşam biçimine dönüştürüldü. Yaşamımızın tüm hücrelerine karşı başlatılan işgal ve fetih politikalarıyla her yer savaş meydanına dönüştürüldü.

Kürdistan’da ‘çöktürme planları’ hazırlandı, soykırımın yapılacağı hedefler ve yerler belirlendi, ceset torbalarının siparişi dahi verilmişti. ‘Çöktürme planı’nda belgelidir tüm bunlar. Faşizme karşı Kürt gençleri ve kadınlarıyla Türkiyeli devrimci, demokratik gençler ve kadın hareketleri büyük direndiler ve diz çöktüremeyeceklerini gösterdiler. Tarihe adını yazdıran büyük onur ve özgürlük savaşçısı kadın ve erkek yoldaşların görkemli direnişleri faşizmin askerlerine unutamayacakları sendromlar yaşattı.

Bugün Heftanîn’de gerillaların ‘Ev der Heftanînê’ diyerek geliştirdikleri cengin korkusu, güya fatih olmak için gelen işgalci Türk askerini felç etmiştir. Teslim olmayarak kendini uçurumlara bırakan Rüstemlerin, direnen onurlu kadın gerillaları Nucan ve Esmerlerin korkusuyla ölecekler.

Ancak soykırım tehlikesi devam ediyor.

Faşizm devlet ve özel harp dairesi tarafından örgütlendirilen güçler eliyle her yerde hakim kılınmaya çalışılıyor. Sakarya’ya mevsimlik işçi olarak giden Kürtlere karşı yapılan faşist saldırı da bu güçler tarafından organize edilmiştir. Nerede olursa olsunlar Kürtlere karşı tek politika faşizm ve soykırımdır. Onurlu bir yaşamda ısrar edenlere reva görülen tek şey ölüm, linç ve tecavüzdür. Kendi diliyle konuşmanın bedeli ölümdür.

O halde bizim de şiarımız ‘düşmanını tanı’ olmalıdır. Kendi ülkemizde kendi ekonomimizi geliştirmemiz mümkün. Aç kalsak dahi Kürtlere soykırım uygulayan düşmanlarımızın kapısına gitmemeliyiz. Onurumuzu ve özgürlüğümüzü geliştireceğimiz yer kendi ülkemiz Kürdistan’dır. Özelde kadınlar ve gençler olmak üzere tüm Kürdistan toplumunun yönünü Kürdistan’a vermesi ve demokratik toplumu inşa etmesi AKP faşizmine verilecek en büyük cevaptır. Kürdistan’a dönüşün görkemli onurunu yaşamak en büyük özgürlük olacaktır.

İngiltere ve ABD eliyle kurulan ve varlığını Kürtlerle kadınların soykırımına adamış AKP günümüzde kurumsallaşan faşizmin adı olmuştur. Soykırım savaşında zafere imza atma görevini üstlenen AKP ve özel harp merkezi gerçekten de Kürtlere ve kadınlara diz çöktüreceklerine inanıyorlar.

Tecavüz kültürü toplumun zerrelerine kadar saldırı halinde. Kadın kırım politikaları bizzat özel savaş elemanı Erdoğan ve Soysuz tarafından yönetiliyor. Tecavüze uğramış, teslim olmuş bir toplum yaratılmak isteniyor. Kadınların direnişi Erdoğan’ın faşizmini yerle bir ediyor. Soysuzun bir programda Kürt kadın hareketine saldırdığı anda burnundan kan fışkırması tarihe görsel belgelerle geçti. Tecavüze uğrayan İpek Er’i sahiplenen ve tecavüzcülüklerini teşhir eden, özel savaş elemanı Soysuz şahsında faşist darbeci rejime kan kusturan kadın direnişine selam olsun.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.