• Ahlaki politik topumun inşası için akar suyun önünde engeller kaldırıldığında, o su, çağlayana dönüşür. Kendimize ‘Edi Bes ê’ demenin zamanıdır.

HÜSNÜ ÇAVUŞ

Yaşamak için gerekli olan düşünce ve anlam gücünü yitirmiş bir toplum sürüden ibarettir. Kürdistan Özgürlük Hareketi silahlı mücadeleyi sona erdirmeyi birkaç temel gerekçeyle açıklamıştı. Bu gerekçeler şunlardı:

* Silahlı mücadelenin tarihsel rolünü, büyük ölçüde tamamladığı ve Kürt kimliğinin artık eskisi kadar inkâr edilemediği ve bu nedenle mücadele yönteminin değiştirilerek demokratik mücadele tarzının esas alındığı ama imha amaçlı yönelime karşı da öz savunmanın devreye gireceği belirtildi.

Abdullah Öcalan çok önceleri “dünyayı yenecek gücümüz olsa kimseye saldırmayacağız. Ama dünya bir olup üzerimize gelse de kendimizi savunacağız” diyerek tutumunu belirtmişti.

* Demokratik yöntemlerle mücadele etmeyi esas almanın nedenlerinden birinin de uzun yıllar süren çatışmaların halklara ağır bedeller ödetmiş ve manevi kopuş kadar insani ve ekonomik zorluklar da yüklemiş olmasıdır. Bu tercihin de temelinde yatan özellik, “insan kalmakta ısrar” yaklaşımıdır. *Bütün bu değişim ve dönüşümler, emperyalist yönelimlerden, bölgesel koşulların değişmesinden; özellikle Suriye, Irak ve genelde Ortadoğu'daki gelişmelerin yeni bir siyasi döneme işaret etmesinden bağımsız değildir.

* Her dönemin somut durumuna uygun stratejisi, taktiği, üslup, tarz, yol ve yöntemleri olacaktır. Bugün yaşanmakta olan süreçte de özellikle Özgürlük Hareketi'nin buna dikkat ettiği görülmektedir.

Bir yandan da TC devletine egemen olan güçlerin de konuya ilişkin değerlendirmeleri bulunuyor: “Güvenlik operasyonları sonucunda örgütün askeri kapasitesinin önemli ölçüde zayıfladığı, bölgesel ve uluslararası dengelerin silahlı mücadeleyi sürdürmeyi zorlaştırdığı ve toplumsal desteğin siyasi çözümlere yönelmesinin daha etkili olduğu…” ifadesi de buna bir örnektir.  Hem muhatap alıp hem de “terörü bitireceğiz” denmesi ise, iktidarın kendi paradoksunu gösteriyor.

Kolaylaştırıcı adımlar

Silahlı çatışmaların kalıcı biçimde sona erdirilmesi ve karşılıklı güven artırıcı adımların atılması ve yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması sorunun çözümünde önemli adımlardır.

Kültürel haklar, ana dilin eğitim ve resmiyette kullanımı ve siyasal katılım gibi konularda demokratik reformların tartışılması, parlamento bünyesinde geniş katılımlı bir uzlaşma komisyonunun oluşturulması, sivil toplum temsilcilerinin, akademisyenler, gazeteci ve yazarlar, inançlar, kadın ve gençlik örgütleri, kanaat önderleri ve mağdur grupların barış sürecine dahil edilmesi, geçmişte yaşanan hak ihlalleriyle ilgili adalet ve toplumsal yüzleşmeye ilişkin mekanizmaların geliştirilmesi de buna dahildir. Bölgesel düzeyde Kürt nüfusu Türkiye, İran, Irak ve Suriye'ye yayılmış olduğundan, bölgesel gelişmeler birbirini etkilemektedir.

Egemen ulus devletlerin kuşatmasını kırmak için, parçalarda, Ortadoğu'da, Avrupa, Asya ve her yerde öz savunma mevzileri oluşturarak, Kürtleri dost ve yoldaşlarının çemberiyle güvenceye almak gerekmektedir.

Diğer bir mücadele konusu da silahlı çatışmanın yerini alabilecek yöntemlerdir. Bunlar arasında da şunlar sayılabilir:

* Demokratik siyaset ve seçimler yoluyla temsil, hukuki mücadele ve yargı yollarının kullanılması, barışçıl gösteriler, kampanyalar ve sivil toplum faaliyetleri.

* Akademik çalışmalar, medya faaliyetleri ve kamuoyu oluşturma, kültürel çalışmalar ve ana dil haklarının geliştirilmesine yönelik girişimler.

*Ulusal ve uluslararası düzeyde diyalog ve diplomasi, Özgürlük Hareketi'nin örgütsel varlığının yeni koşullara uygun biçim alarak yasallaşması ve bunun komünler, meclisler, akademiler, kooperatifler ve benzeri temelde inşa edilmesi, Kürtçe anaokulları, kreş, yaşlılar evi, kadın ve gençlik evleri, sağlık ocakları, hastaneler, her branşta spor kulüpleri, ekoloji ve eko-ekonomi kurumları…

Kırılmadan esneyebilmek

* Bütün bunların komünal mevzilerini kurarak, zihniyet (düşünce ve anlam gücü) olarak her yere bir tohum gibi ekilmesi gerekmektedir.

Bütün bu alternatifleri, hedefe giden yoldaki basamaklar olarak görmek gerekir. Bu basamakları tırmanırken, kuantum düşüncenin olasılıkları çerçevesinde, o andaki olanaklardan kazanımlar elde etme perspektifi, ilkesizliğe düşmeden “esnemeyen kırılır” yaklaşımıyla bağlantılıdır.

Şimdilik dar alanın genişletilerek, devletin daraltılmasına odaklanmak, her daim hazır ve uyanık olmak, toplumcu Sosyalist anlayışın da bir gereği olmaktadır.

Kürtlerin sabırla, inatla, umutla ve örgütlü gücünü arttırarak bunları başaracağı, kendi mücadele tarihinden de ispatlıdır. Diğer yandan, özgürleşme yolunda, Kürtlerin kalıcı bir statü elde edebilmesi için rasyonel ve pragmatik bir dış diplomasi yürütmedeki becerisini profesyonel düzeye taşıması da önemlidir. Zira, uluslararası ilişkilerde çıkar ve güç odaklı ilişkilerin esas alındığı bilinmektedir ve bu realite görmezden gelinemez.

İdare edilmeye son verilmeli

Peki bu kaotik, karmaşık ve belirsizlikler ortamından başarılı çıkmanın can alacı noktası nedir? Bu soruya verilecek cevap, Kürt halkının özgürlük mücadelesinin başarısını belirleyecek kadar önemlidir.

Bilindiği gibi dış çelişkiler ve etkiler, iç çelişkileri belirler. Kürt halkının iç çelişkisinin temelinde yatan bazı saptamalara bakalım: Bünyesindeki geriye çeken, tüketen, yıpratan, çarpıtan, kafa karıştırıp kuşku tohumları eken, 40 yıl boyunca kendi yedeğini yarat(a)mayan yani hep tüketici pratik sergileyenlerin “emek sahibidir” denilerek idare edilme anlayışı, kendini yaşatmak ve itibarlı olmak için değerleri kullanma zihniyetinin çizgiye çekilmesi şarttır. Bu nedenle ahlaki politik topumun inşası için akar suyun önünde engeller kaldırıldığında, o su, çağlayana dönüşür. Mücadele mirasına sahip çıkarak, onun içinde sınırlı kalmadan, değişim ve dönüşüm sarmalında zenginleşmektir.

Kendimize ‘Edi Bes ê’ demenin zamanıdır.