
Yeni değil 80 yıllıktır
AKP Hükümeti varlığını ve sürekliliğini, Kürt halkının ulusal değerlerinin, kazanımlarının ve Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesinde görmektedir. Güvenlik, ekonomi ve sosyal politikalarını bu imha ve tasfiye konseptine göre oluşturmuştur. Yeni diye tabir ettiği mücadele taktiği ve stratejisi Türkiye’nin 80 yıldır çakılıp kaldığı Kürtlerin ulusal haklarını tanımama ve sömürgeci politikalarla şiddetle sonuç alma yöntemidir. İç-dış siyasetini imha konseptine oturtan AKP Hükümeti, Kürt sorununun demokratik çözümünde sıfır noktada seyretmektedir. Tecridin kaldırılması yetmez Bu zihniyetin neticesinde yeniden ahlaksızca hiçbir hukuka sığmayan baskı, şantaj ve tecrit uygulamasını Kürt Halk Önderi üzerinde sürdürmektedir. Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı Önderliğimizin özgürlüğünü, sağlığını ve güvenliğini temel şart olarak savunurken, AKP Hükümeti avukat ve aileyle görüşmeleri engelleyerek halkımızı ve demokratik kamuoyunu tecridin kalkması noktasında tutmak istemektedir. Kürt sorununun ve Kürt özgürlük mücadelesinin geldiği aşama itibariyle tecrit uygulamasının tek başına gündemleşmesi özgürlük mücadelesini geriye çekmedir. Kürt Halk Önderi özgür olmadığı, sağlığı ve güvenliği garantiye alınmadığı sürece hiçbir güç halkımıza ve Hareketimize haklı-meşru mücadelesinden ve direnişinden asla geri adım attıramayacaktır.
Sızdıranların niyeti kötü
‘Oslo görüşmeleri’ olarak basına sızdırılan görüşmeler, kamuoyunda yoğunca tartışılmaktadır. Bu görüşmelerin basına sızdırılması tamamen dışımızda gelişmiştir. İlkelerimiz ve siyasi ahlakımız gereği böyle bir tutum içine gireceğimiz asla düşünülemez. Kaldı ki, bunu sızdıranların pek de olumlu olmayan bir niyet taşıdıkları açıkça ortadadır.
Amacımız demokratik çözüm
Ancak Hareketimizin üst düzeyde TC Hükümeti ve devletiyle görüşmeler yaptığı doğrudur. Amacımız, halklarımız için onurlu, özgür ve demokratik bir gelecek yaratmaya hizmet eden demokratik çözümü gerçekleştirmektir. Biz her zaman sorunun diyalog ve müzakereler yoluyla çözülebileceğine inandık. TC hükümeti ve devletiyle yapılan söz konusu görüşme ve müzakereler de tamamen bu amaçla yapılmıştır.
Görüşmeler sonuca ulaşmadı
Gerek Önderliğimizle gerekse de Hareketimizle yapılan görüşmelerde belli bir mesafe kat etmekle birlikte AKP’nin tekçi, retçi ve şiddete dayalı baskıcı-saldırgan tutumundan dolayı diyaloglar istenilen sonuca ulaşmamıştır. Önderliğimizin hükümete resmen sunduğu ve TC adına görüşmeye katılan yetkililerle mutabakata varılan protokoller askıya alınarak cevapsız bırakılmış, Anayasa ve Barış Konseyi oluşturulmamış, TBMM Kürt sorununun çözümünde sorumluluk almamıştır. Önderliğimizin ‘önümün açılması halinde sorunu bir hafta içinde çözerim’ çağrısı ölüm sessizliğiyle karşılanmıştır. Tersine kendilerinin de altını önemle çizdikleri yeni bir “savaş stratejisi” devreye konulmuştur. Savaşa karşı Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı olarak her düzeyde kendimizi savunma ve direnme kararlılığıyla karşılandığı bu sürece böyle girilmiştir. Halk geri adım atmayacak
Halkımızın haklı, meşru mücadelesi karşısında sıkışan AKP, çareyi, dış güçleri devreye sokmak, şiddeti son sınırına kadar geliştirmek ve halkımızı baskı, işkence ve tutuklamalarla susturmakta aramaktadır. Bunun için özellikle Botan halkını hedeflemiş bulunmaktadır. Bilinmeli ki, bu tür baskı, şantaj ve tehditlerle başta kahramanlık destanlarına imza atmış olan Botan halkı olmak üzere, fedakar Kürdistan halkına asla geri adım attıramayacaktır. Bugün bütün boyutlarıyla açığa çıkmış bulunan, tüm çözüm olanaklarını elinin tersiyle yerle bir eden AKP’nin bu imhacı zihniyetine ve faşizan baskılarına karşı tüm halkımızı ve halkımızın dostlarını barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.
BEHDİNAN
PKK uyardı
PKK Yürütme Komitesi, Öcalan’a yönelik tecride tepki göstererek, “AKP devleti uyguladığı bu politikalarla toplumu kapsam ve derinliği büyük olacak bir çatışma ve savaş ortamına sürüklemektedir” diye uyardı.
PKK Yürütme Komitesi tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, KCK Önderi Abdullah Öcalan’a karşı uluslararası komplocu güçlerce tasarlanmış “Milli İmralı Politikiları”nın uygulandığı, bu politikaların yürütücü gücü olan AKP’nin de Öcalan şahsında topyekun bir savaş ilan ettiği vurgulandı. „54 gündür Önderliğimizden hiçbir haber alınamamaktadır. Bizim ve halkımız için Önderliğimizin konumunun tartışmasız savaş ve barışın gerekçesi olduğu ilgili herkes tarafından bilinmektedir“ hatırlatması yapılan açıklamada, „Türk/AKP devleti uyguladığı bu politikalarla toplumu kapsam ve derinliği büyük olacak bir çatışma ve savaş ortamına sürüklemektedir. Halkların bir arada yaşama zemini ortadan kalkmasına ve büyük acılar yaşamasına neden olacak bu politikaların sorumlusu bizzat ‘AKP Savaş Hükümeti’dir“ denildi. Halkların birlikte yaşama arzusunun sona erdirilmesi istenilmiyorsa Öcalan’ın “sağlık, güvenlik ve serbest hareket etme koşulları” için derhal harekete geçilmesi istendi.
PKK’nin tüm militan ve kadro yapısı ile Öcalan’ın özgürlüğünün garanti gücü olduğu kaydedilen açıklamada, „Tüm kadro gücünü her zamankinden daha fazla bu süreçte bulundukları her alanda mücadeleyi yükseltme, devrimci sorumluluğunu-gerekliliğini yerine getirme, öncülük rolünü layıkıyla oynama“ çağrısı yapıldı. Yine başta gençlik ve kadın olmak üzere tüm halk büyük bir seferberlik ruhuyla özgürlük direnişini yükseltmeye ve eylemliklerini sürdürmeye davet edildi.