BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, partisinin Grup toplantısında yaptığı konuşmada, KCK operasyonlarını „bunun adı faşizmdir“ sözleriyle değerlendirerek, „Başbakan şunu unutmamalı; bu yaptığının bedelini misliyle görecektir. Zulümle abad olunmaz“ dedi.
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, dün partisinin Grup toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi. KCK operasyonlarını savunan Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın „Suçsuz yere kimse alınmıyor“ dediğini anımsatan Kışanak, „Nereden biliyorsun? Polis misin, savcı mısın, hakim misin? Ortada bir mahkeme kararı mı var? Tutuklama talimatını bizzat Başbakan veriyor“ dedi. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’i „bir tanecik bakan“ diye tanımlayan ve Bakan’ın „soykırım suçundan aranan Ömer El Beşir’in biricik dostu“ olduğunu söyleyen Kışanak, sözlerine şöyle devam etti: „Başbakan, yaptığı zulmün bedelini misliyle ödeyecektir. Halka bunu reva görenlerin sonu sandığa gömülmektir, Mübarek’in sonudur. Dostlarının şu anda yaşadıkları sonu bu zalimane tutumu sürdürenler de yaşayacaktır. Sayın Başbakan; zulümle abad olunmaz. Yapılanlar, karalama kampanyası eşliğinde meşrulaştırılmaya, haklı gösterilmeye çalışılıyor. Başbakan’ın bakanları, Büşra Ersanlı’nın geçmişi ve yakınlarıyla uğraşarak bu tutuklamayı meşrulaştırmaya çalışıyor. Büşra Ersanlı’nın geçmişinde mücadele, demokrasi, eşitlik ve adalet arayışı var. Bunlar suç değil, bu ülkenin demokratikleşmesi için ödenen bedellerdir. Bu bir tanecik Bakan, Ömer El Beşir’in en yakın dostu. AKP iktidarıyla Ömer El Beşir arasındaki kişi. Hocası çok kuvvetli olan bu bakan bir taraftan 30 yıldır Başbakan ile dost bir taraftan da soykırım suçundan aranan bir devlet başkanıyla ele el kol kola. Bundan çıksa çıksa böyle bir yönetim anlayışı çıkar.“

Kışanak, Ersanlı’yı suçlayanların da geçmişinde „kalpazanlık, hırsızlık, ihaleye fesat karıştırma“ gibi yüz kızartıcı suçlar bulunduğunu söyledi. „Biz hırsızlık yapmadık, kimsenin malını çalıp çırpmadık bu ülkenin geleceği için demokrasi mücadelesi verdik“ diyen Kışanak, „Bunları suç sayarsanız bunları işlemeye devam edeceğiz“ diye konuştu.

ANKARA




Demirtaş: AKP sonunu hazırlıyor


BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, "AKP, kendi sonunu hazırlıyor" dedi.
Bu operasyonların süreceğini daha önce Başbakan Erdoğan ve bakanların açıklamalarından bildiklerini söyleyen Demirtaş, "Şimdi aşama aşama bütün kesimlere yönelik bu operasyonlar sürüyor" diye konuştu. Yapılan operasyonları "Çok bariz bir hukuk cinayeti" olarak nitelendiren Demirtaş, "AKP siyasi olarak bu operasyonlarla kendi sonunu hazırlıyor" dedi. Kürtler ile dostlarına "Bu operasyonlara asla sessiz kalmayın" çağrısında bulunan Demirtaş, operasyonların Kürtlere geri adım attıramayacağını söyledi. Demirtaş, "Bu operasyonlar AKP'nin çılgınca giriştiği ve panik halinde; suçsuz, silahsız, günahsız insanları tutukladığı son çırpınışlarıdır" diye konuştu.

BDP Eşbaşkanı, Türkiye'deki durumun Suriye ve Mısır'dan daha beter olduğunu belirterek, "Şu anda halk ayaklanmalarının olduğu Suriye ve Mısır bile bu kadar tutuklama yapmıyor. Esad'a 'tank topla iktidarda kalınmaz, sen de gideceksin' diyen Başbakan'ın söylediklerinin tamamı kendisi içinde geçerlidir" ifadelerini kullandı.




Türkiye için çanlar çalıyor

Türk Başbakan Erdoğan'ın "Asrın Hukuk Bürosu diye bir yer var. İmralı'nın avukatları bu büroya bağlı" açıklamasından sonra birçok ilde, "KCK operasyonu" adı altında avukatların evleri ve ofislerine yapılan baskınlara tepki gösteren hukukçular, "Bu operasyonun izahı yok. Tüm topluma gözdağı vermek isteniliyor. Türkiye için çanlar çalıyor" dedi.
KCK adı altında avukatların gözaltına alınmasına tepki gösteren İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Abdulbaki Boğa, operasyonun Türkiye hukuk sistemi açısından büyük bir tehlike olduğunu söylerken, Avukat Eren Keskin ise hukukçulara yapılan operasyonun "devletin çıldırmış" olduğunu gösterdiğini söyledi. Avukat Kemal Aytaç ise operasyonun hukukçular üzerinden topluma gözdağı vermeyi amaçladığını söyledi.

Eren Keskin: Devlet aklı çıldırmış
"Söylenecek söz kalmadı" diyerek yaşanları özetleyen Av. Eren Keskin "Bu operasyon devlet aklının çıldırdığının göstergesi. Başka söylenecek bir söz kalmadı çünkü. 1990'lı yıllarda biz daha ağır bir dönem yaşmıştık ama bu denli pervasızca bir topyekun yönelim değildi. Gerçekten toplumun tüm kesimlerine yönelik bu kadar ağır yaptırımlar olmamıştı. Herkes tedirgin çantasını hazırlamış bekliyor. Avukatlara yönelik gerçekleştirilen bu operasyonun hukuk boyutu açısından açıklanması mümkün değildir. Bu topluma yönelmiş saldırıdır" diye konuştu.

Abdulbaki Boğa: Hukuken izahı yok
Hukukçuları hedef yapan bir operasyonunun toplumu savunmasız bırakmaya dönük olduğunu kaydeden İHD İstanbul Şube Başkanı Abdulbaki Boğa ise "Hukuklukçulara yönelik bir operasyon olduğu anlaşılıyor. Türkiye'nin demokratik hukuk sistemi açısından çok tehlikeli bir durum. Bu operasyonun hukuken izahı olamaz. Türkiye için çanlar çalıyor bu bunun göstergesidir" dedi.

Aytaç: Topluma gözdağı veriliyor

Yaşananların gözdağı olduğunu kaydeden Avukat Kemal Aytaç da şunları belirtti: "Avukatlar üzerinden topluma gözdağı verilmek istenilen bir operasyon. Hukuk diyen demokrasi diyen unsurlar üzerinden topluma yönelik gerçekleştirilen bir operasyon. Kabul edilebilir bir operasyon değil. Ama iktidarda olanlar bu yönetimi ve yolları denemekte ısrar ediyor. Planlı ve daha önce gündeme gelen listeler doğrultusunda yapıldığı açık bir operasyon. Bunu hukukçular olarak kabul etmemiz mümkün değil. Hukukçuları toplumdan tecrit etmeye dönük siyasi bir tutum."

Meslektaşları için ayağa kalktılar

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgür Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İstanbul Barosu'na bağlı avukatlar da "KCK operasyonu" adı altında Öcalan'ın savunmasını üstlenen çok sayıda meslektaşının gözaltına alınmasını kınamak için dün akşam saatlerinde İstanbul Barosu önünde eylem yaptı. Cübbeleriyle eyleme katılan avukatlar, savunma hakkının kutsallığına vurgu yaparak, meslektaşlarının derhal bırakılmasını istedi.

İSTANBUL