Son yıllarda Kürdistan’a yönelik artan turizm ilgisi, acentaların bölgeye yönelik yeni konseptler geliştirmesini de beraberinde getirdi. Cazip fiyatlarla düzenlenen toplu turların ilgi odağını ise başta Amed Newroz şenlikleri, tarihi mekanlar, doğa gezileri, kültürel ve sosyal yaşam alanları oluşturuyor. Mêrdîn, Heskîf, Nemrûd, Amed, Riha, Mîdyad, Harran, Wan gibi tarihi yerleşim alanları başta olmak üzere Zagroslar, Cûdî, Dêrsim, Zap ve Gever gibi doğa alanlarına geziler de oldukça ilgi çekiyor. Tur programları içinde yer alan Amed, Colemêrg ve Wan belediyelerini ziyaretler de ayrı bir önem taşıyor.

Uluslararası ilgi
İsviçre’nin önemli turizm şirketlerinden İTS, Almanya’nın Der Reise Travel ve İtalya’nın Express turizm acentası başta olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinden Kürdistan’a Türkiye üzerinde turist gönderen acentalar, hedeflerinin Avrupa’dan doğrudan Kürdistan’a turist kabilesi göndermek olduğunu belirtiyor. İTS turizm uzmanı Adriana Beerli, turistlerin özellikle Nemrûd, Heskîf, Riha, Wan ve Amed’i görmek istediğini belirterek, “Öncelikleri deniz turizmi ama son yıllarda bununla birlikte Kürt çoğrafyasını gezmek isteyenlerin sayısı da azımsanmayacak oranda. Deniz turizminden sonra bu bölge için ayrı rezervasyonlar yapıyoruz ve genellikle toplu olarak bölgeye gitmelerini sağlıyoruz” diyor. 90’lı yıllarda birkaç turiste Kürt vizesi aldığını belirten Beerli, son yıllarda buna gerek kalmadığını belirterek “Güvenlik için hangi rehber ve acentalarla anlaştığınız önemli oluyor” bilgisini veriyor. Beerli, 2010 yılı içinde toplam 6 bin turistin direkt veya deniz tatillerinin bir bölümünü bölgede geçirdiklerini belirterek, “Öyle zannediyorum ki, önümüzdeki yıllarda ilginin böyle devam etmesi durumunda doğrudan bölgeye geziler düzenlenir” açıklamasında bulunuyor.

Newroz ve kültür turlarına ilgi
Almanya’da Mosaik Travel ve Ari Travel öncülüğünde düzenlenen Newroz turlarına yönelik artan ilgi, birlikte Newroz öncesi ve sonrasına turların eklenmesine vesile olmuş. Toplu uçak seferleriyle doğrudan Amed’e inen turist kafileleri bir haftalık gezilerini Amed Newroz’una katılarak tamamlıyor. Yurtdışında binlerce kişinin katıldığı bu tür turların konaklama, ulaşım, rehber ve günlük ihtiyaçlarını paketler halinde karşılayan turizm acentaları, cazip fiyatlarla kafilelere bir ve iki haftalık Kürdistan turu düzenleyebiliyorlar. Son bir yıldır İsviçre’den Kürdistan’a kültür turları düzenyen Mavi Reise Turizm Acentası Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kurt ise düzenledikleri kültür turlarına özellikle yaş ortalaması 40 olan Kürdistanlıların ilgi gösterdiğini belirterek, “Son bir yıl içinde 6 tur düzenledik. Önümüzdeki ay 2 turumuz daha olacak. Her turda yaklaşık 30 ile 60 arası kişi bulunuyor” dedi.
Kürdistan’ın birçok tarihi mekanı başta olmak üzere kültürel etkinliklerin de içinde yer aldığı geziler düzenlediklerini belirten Kurt, “Yerli ve Kürdistanlı turistler geldikten sonra izlenimlerini alıyoruz. Hemen hemen hepsi büyük heyecan içinde kalmış. Özellikle Kürt çoğrafyasını gizemli bulanların oranı bir hayli yüksek. Avrupa’da farklı görünen bölgenin siyasi yapısı turistlerin büyük bir bölümünü şaşkınlık içinde bıraktığına tanık oldum” diyor. Herhangi bir baskıyla karşılaşmadıklarını belirten Kurt, özellikle gölge koordineli bir şekilde çalıştıkları turizm acentaları ve rehberlerin çok önemli olduğunu belirterek, “İnsanlar gerçek ve çarpıtılmamış bir tarih veya bölgenin sosyal, kültürel yapısını öğrenmek istiyor. Türkiye’de düzenlenen turların büyük bir bölümü resmi tarih anlatımları doğrultusunda yapılıyor. Ama bölge üzerinden gerçekleşen turların büyük bölümü Kürdistan’ı ders kitaplarına göre değil bölgenin gerçek tarihine göre anlatıyor” diye belirtiyor. Turlara genelikle kadınların yoğunlukta katıldığını belirten Kurt, özellikle belediyelerin ve turizm acentalarının, broşür ve ulaşım konularında daha fazla proje üretme ve konsept hazırlığı içinde olması gerektiğine söyleyerek, “İç dinamiklerin kalkınması ve ekonomik katkı, en önemlisi insanların bölgeyi tanıması için turizm yatırımlarına önem verilmesi gerekmektedir” vurgusunda bulunuyor.

Her yıl 5 milyon Turist

Mêrdîn başta olmak üzere Riha, Nemrûd, Harran, Heskîf, Amed gibi Kürdistan’ın değişik şehirlerine her yıl iç ve dış turizminde 6 milyon turist bölgeyi ziyaret ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verilerine göre 1990’lara kadar hemen hemen bölge hiç turist çekmemiş. 90-2000’li yıllar arasında bir kıpırdama olmuşşasa da, bu daha çok Nemrûd ve Mêrdîn üzerinde gerçekleşmiş. 2000’li yıllardan sonra ise turist grafiği her yıl yükselişe geçerek en son 2010 yılında turist sayısı 6 milyona ulaşmış. Söz konusu rakamların yüzde 77’sini iç turizm oluştururken 2010 yılında yabancı turistlerin bölgeyi ziyaret etme oranı yüzde 23 olarak belirlenmiş. 2011 yılının ilk beş ayında ise yabancı turistlerin oranı şimdiden yüzde 19’a ulaşmış durumda. 


ALİ ONGAN





Turist kategorileri

Kürdistan’ı ziyaret eden turist kategorilerini ikiye ayırmak mümkün. Bir; Tv’lerde bölgeye özgü yayımlanan dizi meraklıları, iki; Kürt çoğrafyasını, doğasını ve Kürtlerin sosyal dokusunu merak eden turistler. Bağlı bulunduğu acentalar üzerinde her yıl binlerce turiste rehberlik eden Lokman Açil, merak ettiğimiz birçok soruya yanıt vererek bize bir turist ve turizm profili çıkardı.

Sayın Açil, turistler en çok Kürt çoğrafyasında neye ve nerelere ilgi duyuyor. Turistlerin genel anlamında bir profilini çıkarabilirmisiniz?
Bölgenin en talep gören şehri kuşkusuz Mêrdîn’dir. Farklı kimliklerin ve inançların burada hala içiçe yaşıyor olması bunda en büyük etkendir. Son yıllarda Mêrdîn ve Mîdyad’da çekilen dizilerden kaynaklı özellikle yurtiçinde önemli bir kesimin dikkatleri buranun üzerine çekti. Bana göre bu dizilerin içeriğine, senaryolarına katılmak mümkün değil, fakat önemli bir reklam aracıdır. Bölgeye gelen turistlerin yüzde 90’ı yerlilerden oluşuyor. Özellikle İstanbul, İzmir, Ankara gibi şehirlerden yoğun talep geliyor. Yaptığımız turlar tamamen kültür turu kapsamındadır. Yani gelenler, genelde kültüre ve inançlara meraklı olanlardır. Bu anlamda zaman zaman çok birikimli  insanlarla tanışma olanağımız oluyor. Bunun yanında biraz önce dediğim gibi, dizilerin çekilmesiyle birlikte aslında kültür turizmi ile pek de alakası olmayan kişiler de gelmekte. Mesela verdiğimiz tarihi bilgilere kulak vermeyip, ‘Sıla filminin evi nerede’ ya da ‘burada vakit geçirmeyelim, bir çarşıya gidelim’ gibi popüler isteklerle de maalesef karşılayabiliyoruz.
Başlıca gezi kapsamına aldığımız yerler Mêrdîn’in tarihi dar sokakları, Kasımiye Medresesi, Deyrulzafaran Manastırı, Mêrdîn evleri, Mîdyad, Stewr, Kıllıt Köyü, Heskîf, Nisêbîn, Beyazsu, Mor Gabriel Manastırı. Tabii daha gezmediğimiz onlarca yer mevcut. Bir de Gap turları gerçekleştirmekteyiz. Bunun dışında gezi turlarımızın başında ise Amed yer almaktadır. Özellikle bölgenin gezi mevsimi ilkbahar ve sonbahar ayları. Her iki mevsimde çok güzel oluyor. Sıcaklık ve soğukluk değerleri normal seyretmektedir bu aylarda. Bütün bölgede özellikle haftasonları otel bulmak çok sıkıntılı, yer bulamadığımızdan dolayı turlarımızı gerçekleştiremediğimiz zamanlar da çok olmuştur. Yani yatak kapasiteleri çok düşük, özellikle Mêrdîn’de bu yıl yeni açılan otellerden kaynaklı sıkıntı biraz daha aza inmiş durumdadır ama genel anlamıyla bir sıkıntı var. Geçen yıl Mêrdîn’e gelen yabancı turist sayısı 90 bin civarındaydı. Toplamında ise yaklaşık 1miyon 100 bin civarında idi. 2011 senesi ortasındayız, hedef toplam 1 milyon 300 bin civarında turistin gelmesidir.

Turistlerin ilgi alanları daha çok nelerdir?
İlgi alanlarını ikiye ayırmak lazım. Gerçekten tarihe, doğaya ve kültüre meraklı olanlar var, bir de televizyonda görüp öylesine gelenler. Geçen yıllarda fazla diziler yokken çok birikimli, ilgili turist gelirdi. Hem ilgili hemde çağdaş ilerici görüşlü kişiler, bundan kaynaklı çok iyi dostlar edindik. İkincisi ise, sadec TV’lerde görüp ama burasını hatırladım burada ‘Boran Ağa şunu yaptı’, ‘Sıla şunu yaptı’ falan filan ve alışverişe meraklı kişiler; onlarla gerçekten zorlanıyoruz. Her ne kadar bölge gerçeğinin onların TV’lerde gördüğü gibi olmadığını gösterip anlatmamıza rağmen, o dizilerdeki şablonları yıkmaktan zorlanıyoruz.

Genel anlamıyla turistlerin gezi sonrası izlenimleri nasıl oluyor?
Gezi sonrası izlenimler gerçeten çok olumlu oluyor. Bana binlerce kişi ‘Hiç bize anlatıldığı gibi değil buralar’ dedi. Özellikle birebir bölge insanıyla kurulan temaslarda çok hayretlere düşüyorlar. Yani kafalarında oluşturdukları o eski Kürt klişesi tuz buz oluyor. Sonra özellikle bölge mutfağını çok beğeniyorlar. Tabii tarihsel anlamda bu kadar zengin bir bölge bulduklarından dolayı şaşırıyorlar. Kilise, manastır, medrese, cami bu şekilde içiçe canlı yaşanılması ilgilerini çekiyor. Birçok turist Tükiye’de böyle bir şeyin varlığından hiç haberdar olmadıklarını, burada gördükten sonra çok şaşırdıklarını ifade ediyorlar.

Zannerdersem bir de bölgenin turistlere tarihsel ve güncel konumuyla nasıl anlatıldığı sorunu var...
Biz tanıtım yaparken özellikle sadece tarihsel anlamda değil aynı zamanda bölgenin sosyokültürel yaşantısı hakkında da elimizden geldiğince objektif  bilgi veriyoruz. Artı bunları yaşamalarını da sağlıyoruz. Fakat genel anlamda bu rehberlere ve turizm acentalarına bağlı. Deniz kıyılarından buralara kafile getirenlerin büyük bir çoğunluğu ön yargılarını anlatımlarına katarak açıklamalar yapıyor. Resmi söylemlere ağırlık veriyorlar. Bu nedenle en sağlıklısı bölge acentaları veya bölge rehberlerin seçilmesidir.