AKP'nin kendi hazırlayıp kendi çoğunluğuyla onaylattığı "demokratikleşme paketi" dün sabaha kadar süren mesai sonucu kabul edildi. TBMM Genel Kurulu, yerel seçim kampanyası nedeniyle seçim sonrasına kadar çalışmalarına ara verdi.

BDP Grup Başkanvekili ve Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, Meclis’te kabul edilen "Temel Hak ve Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nı değerlendirdi. Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu demokrasi, özgürlük ve adalet sorunlarının günübirlik paketlerle, kısmi düzenlemelerle çözülmesinin mümkün olmadığını belirten Buldan, geçmiş paketleri hatırlattı.

Yapısal değişim istemiyorlar

Buldan, darbe anayasası, anti demokratik yasalar, darbe kurumları ve katılımcılıktan uzak aşırı merkeziyetçi yönetim modelinin devrede olduğu sürece ülke demokrasi ve özgürlükler alanında ilerlemenin sağlanamayacağını belirterek, “Yapısal bir değişimi öngörmeyen, anti-demokratik sisteme dokunmayan hiçbir yaklaşım gerçek anlamda bir demokratikleşmeye, köklü bir değişim ve dönüşüme yol açmayacaktır. Demokratik yapısal reformların bu denli aciliyeti karşısında ne yazık ki hükümetin ortaya koyduğu tutum toplumsal talep ve beklentileri karşılamaktan oldukça uzaktır. Paket de bunun somut örneğidir. Paket, yasakçı, anti demokratik uygulamaları ortadan kaldıracak, demokratik siyaset kanallarını açacak, özgürlükleri genişletecek, adalet ve eşitliği tesis edecek düzenlemelerden yoksundur” diye konuştu.

Siyasal karşılığı yok

Sadece demokratikleşme açısından değil, bir yıldır sürmekte olan çözüm süreci açısından da bu paketin bir siyasal karşılığının olmadığını; çözüm sürecini ilerletmesi için atılması gereken önemli yasal demokratik adımların bu pakette yer almadığını kaydeden Buldan, şunları söyledi: “Toplumun, halkımızın, demokratik kamuoyunun aslında beklentisi bu değildir. Halkın demokrasi ve özgürlük talepleri bu paketi kat be kat aşan bir düzeydedir. Bugün Türkiye’de temel özgürlükler, temel haklar baskı altındadır. Farklı kimlik, inanç ve kültürlerin özgürlükleri anayasal güvence altında değildir. Siyaset özgür değildir, demokratik siyaset kanalları kapalıdır. Düşünce ve örgütlenme özgürlüğü baskıyla karşı karşıyadır. Demokratik katılımcılık ve temsiliyet engellenmektedir. Temsilde adalet imkânı yoktur. Basın özgürlüğü baskı altındadır. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı yok.”

Defalarca öneri paketi sunduk

Demokratikleşmenin hız kazanması için AKP Hükümeti'ne defalarca öneri paketleri sunduklarını hatırlatan Buldan şöyle konuştu:
* TMK’nın kaldırılması,
* kamusal alanda anadil kullanımı,
* uzun tutukluluğun 3 yıla indirilmesi,
* tutuklamanın zorlaştırılması,
* hasta tutsakların bırakılması,
* koruculuk sisteminin sona erdirilmesi,
* seçim barajının yüzde 3’e çekilmesi,
* demokkatik gösterilerin önündeki tüm engellerin kaldırılması,
* Cem evlerinin ibadethaneye açılması,
* yerel yönetimler özerklik şartı başta olmak üzere uluslararası sözleşmelere çekincilerin kaldırılması,
* yasalardaki milliyetçi, ayrımcı ifadelerin ayıklanması,
* eğitimde din özgürlüğünün sağlanması,
* vatandaşlık tanımı ve kriterlerinin düzenlenmesi,
*  vicdani ret hakkının tanınması.
Buldan, bu yasal adımların gündeme alınmadığını ve pakette bu anlamda bir düzenlemeye yer verilmediğini söyledi.

Halkın talepleri ötelenmiştir
Meclis’ten ihale yasalarını, alkol yasasını, torba yasaları, sınır ötesi operasyon tezkerelerini, HSYK’yı, internet yasağını, yargı paketlerini çıkartan AKP Hükümeti'nin kendi iktidar önceliklerini esas alırken halkın taleplerini, demokratikleşmeyi ise ötelediğini  vurgulayan Buldan, şöyle devam etti: “Kendi iktidar güvenliğini sağlamak için anti demokratik düzenlemeleri sayısal çoğunluğuna dayanarak Meclis'ten çıkartan hükümetin, demokrasiyi, özgürlükleri güvence altına alacak köklü reformlara yönelmemesi iktidarın demokrasiyle kurduğu bağın ne denli zayıf olduğunu gözler önüne sermektedir. Bugün her tarafı kuşatan demokrasi ve hukuk dışı paralel örgütlenmelerin bu denli güç kazanmasını nedenini Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olamayışında aramak gerekiyor. Kendi iç demokrasisini geliştirmeyen, iç barışını tesis etmeyen, yurttaşına eşit ve özgür bir yaşam koşulu sağlamayan vesayetçi, statükocu sistemlerin ne hale geldiği ortadadır.”

Çıkış radikal demokraside

BDP Grup Başkanvekili Buldan, AKP Hükümeti'ne seslendi: "Bu krizlerden tek bir çıkış yolu vardır, o da; hızlı bir biçimde radikal demokrasiye yönelmek olmalıdır. Kürt sorununun çözümü de, paralel örgütlenmelerle, yolsuzluklarla mücadelenin yolu da demokratikleşmeden, yasal-anayasal reformlardan geçmektedir. Bununla bağlantılı olarak çözüm ve barış sürecinin gereklerini gözeterek hareket etmeye çağırıyoruz. Bu bağlamda grubumuzun sunduğu teklifler ve vereceği önergelerin hassasiyetle ele alınmasını bekliyoruz.”

Vicdansızlık değil mi?

Cezaevlerinin bir ülkenin aynası olduğunu; 163’ü ağır, 66’sı ölüm sınırında toplam 522 hasta tutsak bulunduğunu; her an ölüm haberleri gelebileceğini anımsatan Buldan, “Bu insanlar serbest bırakılsa, tedavileri dışarıda yapılsa kıyamet mi kopardı? Biz hükümete teklif sunduk ama bu paketin içerisinde yok. Bakan çocukları 2 ay dayanabildi. Dün tahliye edildiler. Peki hasta tutsaklar? Onlar insan değil mi? Bu vicdansızlık değil midir? Hasta tutsakları bırakmak kıyameti kopartmaz ama yarın cenazeler çıkmaya başlarsa asıl kıyamet o zaman kopar” diye konuştu.

Darbenin mirası duruyor

Sunulan pakette seçim barajı ile ilgili bir düzenlemenin olmadığını, seçim barajının darbenin ürünü ve demokratik temsiliyetinin önünde engel olduğunu kaydeden Buldan, “AKP, CHP ve MHP hazineyi kendi aralarında paylaşmışlar. Bu aldığınız hazine yardımlarının içinde BDP seçmeninin vergisi yok mudur? Halkımız vergi verecek, ama hazine yardımından üç parti yararlanacak. Bu adaletsizliği, eşitsizliğin biran önce son bulması gerekir. Bu eşitsizliği sürdürmek vicdansızlıktır, siyasi yolsuzluktur” dedi.

Anadil gerçeğinden kaçıyorlar
Buldan, ülkedeki bütün dillerin önündeki engellerin kaldırılmasının gerekliliğine vurgu yaparak, “Bir başka madde anadil öğrenimiyle ilgili. Düzenlemede anadil denilmiyor. Bir dilin farklılığı kabul ediliyor ama anadil olduğu gerçeğiyle yüzleşmekten kaçınan bir iktidar gerçeğiyle karşı karşıyayız. Şimdi düzenlemede özel okullarda farklı dillerin öğrenilebileceği belirtiliyor ve paralı eğitim haline getiriliyor” ifadesini kullandı. Düzenlemenin yeterli, kapsayıcı ve kucaklayıcı olmadığını söyleyen Buldan, “Demokrasiyi ve özgürlükleri sadaka dağıtır gibi kıdım kıdım verme anlayışı asla kabul edilemez, hükümet bu yaklaşımını terk etmelidir. Halkımız meydanlarda, alanlarda mücadele ede ede kendi demokratik haklarını bugüne kadar kazandı, bundan sonra da kazanmaya devam edecektir. O yüzden hükümetin getirdiği düzenleme halkın mücadelesinin gerisindedir” dedi.

Kanunda neler var

* Türkçenin yanı sıra farklı dil ve lehçelerde de seçim propagandası yapılabilecek.
* Siyasi partiler, tüzüklerinde yer almak ve 2'den fazla olmamak koşuluyla eş genel başkanlık sistemini uygulayabilecek.
* Siyasi partilerin, bir ilçede teşkilatlanmaları için beldelerde teşkilat kurma zorunluluğu kalkacak.
* Siyasi partilere devlet yardımı yapılabilmesi için milletvekili genel seçimlerinde alınması gereken oy oranı yüzde 7'den yüzde 3'e indirilecek.
* Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanılacağı yer ve güzergahı, ilgili belediye başkanları ile siyasi partiler, meslek örgütleri ve sendikaların görüşü alınarak, mahallin en büyük mülki amiri tarafından belirlenecek.
* Toplantı ve gösteri yürüyüşünün yapılacağı yer ve güzergahlar, yerel gazeteler ile valilik ve kaymakamlık internet sitelerinde ilan edilecek.
* Açık yerlerdeki toplantı ve yürüyüşler, güneş batmadan önce dağılacak şekilde, kapalı yerlerdeki toplantılar ise saat 24.00'e kadar yapılabilecek.
* Toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasında hükümet komiserinin görev ve yetkileri, düzenleme kuruluna verilecek.
*  Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde katılımcıların ve konuşmacıların ses ve görüntüleri, kolluk tarafından yapıldığı belli olacak şekilde kaydedilebilecek. Bu kayıtlar, şüphelilerin ve suç delillerinin tespiti dışında başka bir amaç için kullanılamayacak.
* Toplantının amacı dışına çıktığı veya düzen içinde gerçekleşmesi imkansız gördüğü takdirde kurul veya toplanamadığı takdirde kurul başkanı, dağılma kararı alacak ve durumu derhal yetkili kolluk amirine bildirecek.
* Düzenleme kurulu veya kurul başkanı, kanuna aykırı hale dönüşmesi durumunda, toplantı veya gösteri yürüyüşünün sona erdiğini topluluğa ilan edecek ve durumu derhal yetkili kolluk amirine bildirecek.
* Kurulun veya kurul başkanının bu görevi yerine getirmemesi halinde, durum yetkili kolluk amirince mahallin en büyük mülki amirine bildirilecek ve mülki amirce toplantının sona erdirilip erdirilmeyeceğine karar verilecek. Mülki amir, yazılı veya acele hallerde, sözlü emirle, mahallin güvenlik amirlerini veya bunlardan birini görevlendirerek olay yerine gönderecek.
* Özel Öğretim Kurumları Kanunu hükümlerine tabi olmak üzere, Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerle eğitim ve öğretim yapmak amacıyla özel okullar açılabilecek. Bu kurumlarda eğitim ve öğretimin yapılacağı dil ve lehçeler, Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilecek.
* Kanunla, anayasada öngörülen temel hak ve hürriyetlerden biri olan eğitim ve öğretim hakkının kullanılmasının engellenmesi yaptırım altına alınıyor ve bu suç için belirlenen ceza artırılıyor.
* Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla; devletçe kurulan veya kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak yürütülen her türlü eğitim ve öğretim faaliyetlerine, kişinin eğitim ve öğretim hakkının kullanılmasına, öğrencilerin toplu olarak oturdukları binalara veya bunların eklentilerine girilmesine veya orada kalınmasına engel olanlara, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.
* Kamu kurumlarında veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarında verilen ya da kamu makamlarının verdiği izne dayalı olarak sunulan hizmetlerden yararlanılması hakkının engellenmesinde de 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası uygulanacak.
* Kişilerin toplu ibadetleri yanı sıra bireysel ibadetlerinin engellenmesi de suç olarak düzenleniyor. Kişinin dini inancının gereğini yerine getirmesinin engellenmesi yaptırım altına alınıyor. Kişilerin Anayasa'da ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan dini inanç, düşünce ve kanaatleri açıklama özgürlüğünün cebir veya tehdit kullanılarak engellenmesi suç olarak tanımlanıyor.
* Dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin veya dini ibadet, ayinlerin bireysel ve toplu olarak yapılmasının cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellenmesi halinde, fail bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak.
* Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir kimsenin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale eden ve bunları değiştirmeye zorlayan kişiye de aynı ceza verilecek.
* Kanunla, "ayrımcılığın" yanı sıra "nefret suçu" da kanun kapsamına alınıyor. Böylece söz konusu suçun nefrete dayalı ayrımcılık olduğuna vurgu yapılıyor.
* Dil, ırk, milliyet, renk, cinsiyet, engellilik, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep farklılığından kaynaklanan nefret nedeniyle; bir kişiye kamuya arz edilmiş olan bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya kiraya verilmesini, bir kişinin kamuya arz edilmiş belli bir hizmetten yararlanmasını, işe alınmasını, olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak.
* Kanunla, köy isimlerinin resen değiştirilmesine yol açan hükmü kaldırılarak, köylere, eski isimlerinin geri verilmesine imkan tanınıyor.
* Kanunun, "Türkçeden başka dil ve yazı kullanamazlar" ibaresi madde metninden çıkarılarak, ön seçimler esnasında yapılacak propagandalarda Türkçeden başka dil ve yazı kullanılması yasağı kaldırılıyor ve adayların ön seçim propagandasında kendilerini Türkçeden başka dil ve yazıyla da ifade edebilmelerine imkan sağlanıyor.
* Her çeşit fitre, zekat, kurban derisi ve bağırsak yardımlarının sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının geliri sayılmasına ilişkin düzenleme yürürlükten kaldırılıyor.
* Şapka İktisası Hakkında Kanun ile Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanunda yasaklanan eylemler ve yükümlülüklere aykırı davranmayı suç olarak düzenleyen Türk Ceza Kanununun 222. maddesi yürürlükten kaldırılıyor.
* Tasarıda, "terör eyleminden mahkum olanların da aralarında bulunduğu bazı suçlardan" mahkum olanların, siyasi partilere üye olamayacakları ve üye kaydedilemeyeceklerine ilişkin düzenleme yürürlükten kaldırılıyordu. Ancak Ak Parti'nin verdiği değişiklik önergesi ile bu maddede değişiklik yapılarak, mevcut hüküm korundu.
* Buna göre, kamu hizmetlerinden yasaklılar; basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, kaçakçılık suçları, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle mahkum olanlar; taksirli suçlar hariç beş yıl ağır hapis veya beş yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar, terör eyleminden mahkum olanlar siyasi partilere üye olamayacak ve üye kaydedilemeyecek.

ANKARA