Tayyip Erdoğan ve AKP’deki şürekası korkudan ölmek üzere. Siyasal olarak sonunu görmemek için bin bir türlü yola, hileye, adiliğe, küstahlığa başvuruyor. Çünkü iktidarda kalmak AKP ve Tayyip Erdoğan için artık varlık-yokluk meselesi haline gelmiş.
Savaşı başlatıp, kaos içinde kendisini görünmez kılmak istiyordu Tayyip Efendi... Ama bu tutmadı. Savaş tersine döndü. Ölen asker ve polis yakınları, muhafazakar milliyetçiler, ulusalcılar Erdoğan'ın bu savaşı kendi iktidarı için başlattığını biliyorlar. Bu nedenle Erdoğan’a öfkeliler.
Demokratlar, emekçiler zaten Tayyip Erdoğan’ın ne mal olduğunu bildiği için tutumları zayıf olsa da Saray'ın savaşına ortak olmak istemiyorlar.
E bir de Erdoğan, savaş meydanında karşısında gerillayı ve direnen Kürt gerçeğini görünce etekleri tutuştu. Baksanıza Türk Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar bile Cumhuriyet gazetesinin haberine göre diyormuş ki "Şehirlerde tankların ne işi var?" Asker gerilla karşısında sonuç alamayacağını biliyor.
Polis ise Pavlov’un deneyindeki araçlar gibi hareket ettiği için hangi savaşa girdiğini bilmiyor. Vahşet, zulüm ve adilikle sonuç alacağını sanıyor.
Savaş meydanında sonuç alamayan Tayyip Erdoğan, savaş ortamını bahane ederek "Bu kez sandıkları taşırsam, insanları göçertirsem belki 1 Kasım’da istediğim kadar "yerli ve milli" vekil çıkarır, kendimi sarayımda , AKP’yi de iktidarda tutarım" dedi. Yerelde vali, kaymakam, emniyet müdürü, ilçe seçim kurulları ve işbirlikçi çakalları ile bu planını devreye soktu. Yüksek Seçim Kurulu bunu merkezden reddedince Tayyip Erdoğan bu kez gözaltı, tutuklama furyasını hızlandırdı.
İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere Türkiye kentlerinde, Kürdistan’ın bütün kent ve ilçelerinde tutuklama furyasına girişti. Kadın, genç, çoluk çocuk herkesi gözaltına aldırıyor. Sendikacı, HDP’li, DBP’li, İHD’li kim varsa tutuklayacak. Sanıyor ki insanları tutuklar, işkence yaparsak iradelerini kırarız...
Ama bilmiyor ki "cin şişeden çıktı!" ve artık herkes Tayyip Erdoğan’ın "çıplak bir faşist", etrafındakilerin de hırsız ve katil sürülerinden oluştuğunu biliyor.
Ama Erdoğan ve etrafındakiler kendisini akıllı sanıyor ya! Diyorlar ki "Bu Kürtler savaşta yenilmez, cezaevine koyalım belki orada terbiye ederiz!" Ama ne Tayyip Erdoğan’da ne AKP’lilerde zerre kadar tarih ve toplum bilinci yok. Ahlaktan, aile ve toplum terbiyesinden de yoksun olunca ortaya çıkan durum da Türkiye’nin şimdiki hali oluyor...
Bakınız, durum nedir biliyor musunuz ey AKP’nin aklı evvelleri? Durum şudur: Kürdistan’da Türk devleti artık tamamen bitmiştir. Kürt toplumu bu devletin AKP’li haliyle de önceki halleriyle de artık yaşamak istemiyor. Kürdistan’da toplumsal öfke çok birikmiş durumda. Bu öfkenin karakteri ne 1920’lerdeki, 1970’lerdeki, ne 1984’lerdeki ne de 1990’lardaki gibidir... Durum çok ama çok farklıdır.
Halk esneyebileceği kadar esneklik göstermiş ama artık öfke zemininde büyük bir patlama yaşayacak durumda. Çatışmalı durumlar lokal olmaktan çıkar da genelleşirse değil Erdoğan ve AKP çetesi, hiç kimse önünde duramayacaktır.
Tayyip Erdoğan ve çetesi Kürdistan’da sömürgeciliği yeniden inşa etme ihalesini alarak kendi iktidarını yaşatamaz... Ne insanları tutuklayarak, ne katlederek ne mezarlarını bombalayarak ne de cenazelerine işkence yaparak Kürt'e hiç kimse diz çöktüremez. Bunun en yakın örneği Rojava ve Şengal’de DAİŞ çetelerinin geldiği durumdur.
Yani özcesi Tayyip Erdoğan’ın her hesabı yaptığı her planı onu ve ekibini sadece çürütmektedir. Ve dünyadaki insanlık değerleri bu çürüklerden çıkan kokuya artık hiç tahammül edememektedir. Bu nedenle Tayyip Erdoğan nereye gitse diktatör kokusu yaydığından insanlar burnunu tutup, yüzlerini çevirip "KATİL ERDOÐAN!" demektedirler...