Sonucu ne olursa olsun 7 Haziran seçimleri sonrası Türkiye’de yeni bir dönem başlayacak.
Seçim mitinglerinde ortaya çıkan siyasi tablo Türkiye toplumunun başına buyruk, despotik bir rejimle yönetilmek istemediğini gösterdi. BAAS’laşma eğilimindeki AKP, koalisyon olasılığını “öcüleştirerek” topluma korku pompalıyor. “Bölünürüz” paranoyasıyla iktidarını korumak istiyor. Ancak Türkiye toplumu artık tek partili iktidarı kaldırmıyor.
Seçimlerin kilit partisi olan HDP’nin elde edeceği sonuç Türkiye’nin nasıl bir mecraya akacağını gösterecek.
7 Haziran seçimleri, Türkiye’nin iç siyaseti açısından olduğu kadar geleceği açısından da önemli sonuçlar doğuracak. Öyle ki HDP barajı aşarsa AKP tek başına iktidar olamayacak. Koalisyonlar dönemi başlayacaktır. Var olan koşullarda HDP’yi iktidar ortağı olarak düşünmek mümkün görünmüyor.
Ya AKP ile MHP koalisyon hükümeti kurulacak ya da MHP AKP’yi dışardan destekleyecektir. Her iki durumda da bu koalisyonun ayakta kalma şansı çok az. Çünkü AKP’nin tekçi zihniyeti ortaklaşmaya el vermeyecektir. Dolayısıyla her an krizler yaşanacak ve olası AKP-MHP koalisyonunun ömrü kısa olacaktır. İkinci olasılık olan AKP-CHP koalisyonunun akıbetinin de benzer nedenlerle fiyaskoyla sonuçlanacağını öngörmek zor değil.
Bir ihtimal olarak MHP-CHP azınlık hükümeti (her iki partinin toplamda 267’yi bulması mümkün değil) olasılığı, AKP’nin dışarıdan destekleme koşuluna bağlı olduğu için gerçekçi değil. Sonuç olarak çok ciddi bir sürpriz olmazsa her halükarda AKP’li bir iktidar kapıda ancak bu iktidarın ömrünün çok uzun olmayacağını ve erken genel seçim olasılığının çok yüksek olduğunu şimdiden söyleyebiliriz.
Geriye tek bir olasılık kalıyor: AKP’nin tek başına iktidara gelecek bir başarı elde etmesi! Bu olasılığın gerçekleşmesi için HDP’nin barajın altında bırakılması gerekiyor. Bu durumda meclisin ve hükümetin meşruluğu tartışılmaya başlanacaktır. Bu tartışmayı sadece Kürtler de yürütmeyecektir. CHP hatta MHP de bu tartışmanın içerisinde olacaktır.
AKP’nin tek başına iktidar olması içeride olduğu kadar bölge açısından da çok ciddi tehlikeleri beraberinde getirecektir. AKP, müttefikleri olan DAİŞ-El Nusra’yı daha fazla destekleyecek ve bölgesel savaşa fiili olarak girecektir. Bu durum bölgesel savaşın Türkiye’ye sıçraması anlamına geliyor ki bunun ismi yurtta savaş, bölgede savaştır. Çokça tartışılan HDP barajın altında kalırsa ne yapar? sorusundan daha önemli olan, böyle bir durumda Türkiye’nin nasıl bir mecraya sürükleneceğidir. Farkında olalım ya da olmayalım Türkiye yeni bir Sevr ile karşı karşıya! Yine farkında olalım ya da olmayalım Sevr’i şu ana kadar işlemez kılan güç Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve PKK’dir. Kürtler ısrarla birlikte yaşama iradesi göstererek Sevr’in önüne geçiyor. Yanı başımızda bulunan Suriye ve Irak’ın durumuna, Yemen ve Libya’da olup bitenlere bakarak Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlikeyi görmek zor olmasa gerek...
Sadece Türkiye toplumu değil uluslararası güçler de bölgede totaliter rejimleri istemiyor. Dolayısıyla Kürtlerin tutumu konjonktürel olarak Türkiye’yi ayakta tutuyor. Bu tutumun stratejik bir biçim alması ise yeni anayasalı demokratik bir cumhuriyetin inşasına bağlı. Bu bakımdan asıl can alıcı soru, Kürtlerin bu tutumunu ne kadar sürdüreceğidir.
Özcesi; Batı dört gözle Kürtlerin farklı mecralara akmasını beklerken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve PKK ısrarla Türkiye’nin demokratik dönüşümünü gerçekleştirmek istiyor. Sayın Öcalan’ın başlattığı çözüm süreci, Sevr planını devre dışı bıraktı. HDP’nin başarması bu bakımdan Sayın Öcalan’ın demokratik çözüm projesini ve Kürt Halk Önderi’nin konumunu güçlendirecek ve demokratik Türkiye projesi önemli bir başarı elde edecektir. Aksi durumda ise AKP uyguladığı siyasetle Türkiye’yi Sevr’e doğru sürükleyecektir. AKP’nin “bölünüyoruz” korkusu iktidardan düşme korkusunun manipüle edilmesinden başka bir şey değil. Türkiye’yi bölünmenin eşiğine getiren AKP’dir. AKP’nin bu seçimlerden başarıyla çıkması durumunda Sevr bir sendrom olmaktan çıkarak gerçek bir olasılık haline gelecektir. HDP’nin barajı aşarak mecliste daha güçlü temsil edilmesi ise, birlikte yaşama iradesinin zafer kazanması yani yeni Sevr için avuçlarını ovuşturanların heveslerinin kursaklarında kalması demektir.