Akil İnsanlar Heyeti'nin içinde de yer alan Prof. Doğu Ergil, sorularımızı yanıtladı. Türk hükümetinin şu andaki çerçevesini "Cumhurbaşkanı 'Kürt sorunu yoktur. Benim Kürt vatandaşlarımın sorunları vardır, bunlar da insani sorunlardı' dedi. Bu anlayış, hükümete de çerçeve çizen bir anlayış. Kürt sorununu insani sorunlar yumağı olarak görüp, ortadaki şiddeti de terörizm olarak yorumluyor. Eğer sorun terörizm olarak ifade ediliyorsa da bunun şiddet öğesini ortadan kaldırmaya yönelir" şeklinde tanımladı.


Tedip, tenkil ve tehcirden vazgeçilmiyor

Prof. Ergil, hükümetin "Son PKK’li kalana dek savaşırız" anlayışı ile Sri Lanka modeli arasında paralellik olduğunu söyledi. 

Prof. Ergil "Sri Lanka'da Tamil Kaplanları'na karşı yapılan toplu katliam var. Tabii bu, bazı yönetimler için çok iştah açıcı. Türkiye de ona yakın bir duruş sergiliyor. Bunun en radikal biçimi askeri olarak toptan yok etmek, 'teröristi' yok etmektir. Türkiye'de güvenlik bürokrasisinin de eskiden beri anlayışı budur. Tedip, tenkil ve tehcir yöntemi Osmanlı'dan bu yana resmi Türkiye'nin vazgeçmediği bir yöntem." 


Devlet boğmak istiyor

Türkiye halkının büyük çoğunluğu tarafından paylaşılan devletin Kürt fobisine işaret eden Prof. Ergil, Rojava'ya atıfta bulunarak şöyle devam etti: "Kürtler herhangi bir yerde özerklik elde ederlerse, bağımsızlığa dönüşürse farklı ulus devletlerin egemenliği altında yaşayan Kürtleri de cezbeden bir merkez oluşturur. Hele bunun içinde PKK gibi isyan geleneği, silahlı mücadele geleneği olan, Ortadoğu'da DAİŞ'e karşı başarılı mücedele veren bir örgüt olarak Kürt coğrafyasının her bölümünde önce özerkleşme sonra bağımsızlaşma hareketinin öncülüğünü yapar. O yüzden daha baştan boğmak lazım diye bakıyor. Resmi Türkiye, Kürtler ile dost olmaktan uzaklaşınca bütün etkileme, ikna ve baskı aletleri ile toplumun önemli bir kesimini de bu doğrultuda duygusal iklime dahil ediyor."


ERDAL ALIÇPINAR/KÖLN