Arne König, 30 ülkede 260 bin üyesi olan Avrupa Gazeteciler Federasyonu'nun (EFJ) Başkanı. Son altı ay içinde altı kez Türkiye'ye giden, gazetecilerin yargılandıkları duruşmalara gözlemci olarak katılan König, gelişmelerin son derece kaygı verici olduğu düşüncesinde. İngiliz Hükümeti'nin bir zamanlar IRA'ya karşı uyguladığı sansürün işe yaramadığını hatırlatan König, günümüzde AKP İktidarının aynı yöntemleri kullanarak medyayı susturamayacağını vurguladı. König, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'in şiirde ve resimde gizli terörizm olabileceği yolundaki sözlerine atıfta bulunarak Türkiye'de herkesin terörist suçlaması ile tutuklanıp yargılanabileceğini söyledi.

Türkiye'nin basın ve ifade özgürlüğü açısından durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'ye gittikçe ve olanları gözlerimle gördükçe kaygılarım daha da artıyor. Durum giderek kötüleşiyor. EJF olarak gelişmelerden derin kaygı duyuyoruz. Olanlara karşı yapmamız gerekenleri hazırlayıp önümüzdeki günlerde toplanacak olan EJF yönetimine sunacağım. Ama durumu etkileyebilmemiz için büyük bir çaba harcamamız gerekiyor. Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü için mücadele edenlerin mücadelelerine destek olacağız. Ama belirleyici olan Türkiye'deki meslekdaşlarımız ve insan hakları savunucularının mücadeleleri olacak. Gazetecilerin bir araya gelerek basın ve ifade özgürlüğünün savunulması için oluşturdukları platformun çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Ama bu oluşumun kendi dışındaki kesimleri, demokrasi ve ifade özgürlüğünü savunan diğer kesimleri harekete geçirmesi gerekir. Türkiye'de acil olarak yapılması gereken bir kamuoyu oluşturmaktır.

Son dönemde gazetecilere yönelik toplu tutuklamalara gidilmesini neye bağlıyorsunuz?

Hükümet medya üzerinde ne pahasına olursa olsun tam anlamıyla kontrol kurmak istiyor. Medyanın diyeceklerini ve yazacaklarını kendileri belirlemek ve eleştirel sesleri susturmak istiyor. 27 Eylül'de İçişleri Bakanı son derece tehlikeli ve kaygı verici açıklamalar yaptı. Resimde ve şiirde gizli terörizm olabileceğini iddia etti. Terörizmin bu şekilde tanımlandığı bir ülkede herkes terörist olduğu suçlamasıyla tutuklanabilir ve yargılanabilir. Her şeyden önce bu tutum ve anlayışın değişmesi gerekiyor. Bunu değiştirmek için hem Türkiye'de hem de Avrupa'da yaşayan gazeteci ve aydınlara büyük görev düşüyor.
Türkiye'de bir anlaşmazlık ve iç çatışma yaşanıyor. Ama muhalif sesler bastırılarak bu anlaşmazlık çözülemez. İngiliz Hükümeti bir zamanlar IRA'yı susturmak için girişimde bulundu. IRA'nın söylediklerinin medyaya yansımasını engelledi. Ama sonuçta başarılı olamadı ve sorunu çözmek için adım atmak zorunda kaldı. Günümüzde artık muhalif sesleri susturmak mümkün değil. PKK gerillası ile söyleşi yapan ve bunu yazan veya yayımlayan bir gazeteciyi PKK'nın düşüncelerini kamuoyuna duyurdu diye terörist olarak suçlayamazsınız. Bunu yapmak gazeteciliğin gereğidir ama bunlar bugün Türkiye'de suç olarak görülüyor. Sadece Kürt basınında değil Türk basınında da bunu yapanların baskı ve tutuklamalarla karşılaştığını görüyoruz. Sansürleyerek bu sorunun altından kalkamazsınız. Türkiye internet sitelerini kapatan ve yasaklayan ülkelerin arasında ön sıralarda yer alıyor. İnternete sansür uygulayarak gerçeklerin halka ulaşması engellenmek isteniyor. Bu böyle devam ederse çatışmalar daha farklı biçimler kazanacak. Şiddetin tırmanması yasaklarla değil, diyalogla ve özgürlüklerin sınırları genişletilerek engellenebilir. Türkiye bunun tersini yapıyor. Bu tür uygulamalar kaygı vericidir ve derhal durdurulmalıdır.

EJF tüm bu gelişmelere karşı Türkiye'deki meslektaşlarını desteklemek için neler yapmayı düşünüyor?

Bu konuyu detaylı ve bütünlüklü bir biçimde ele alıp tartışmadık. Ancak öncelikle gazeteci örgütleri tarafından örgütlenen platformun güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Cezaevinde yatan gazeteciler durumu hakkında Avrupa ve dünya kamuoyunu bilgilendirmeye çalışacağız. Cezaevlerindeki gazetecilerin ailelerini desteklemek için çalışmalarımız olacak. Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi'ne baskı yaparak tutum takınmalarını isteyeceğiz. Biz tüm meslektaşlarımızın desteklendiklerini hissedecekleri adımlar atmak istiyoruz. Önümüzdeki aylarda Avrupa'daki tüm gazeteci örgütlerinden Türkiye'de yatan gazetecileri “evlatlık” edinmelerini isteyeceğiz. Desteğimizi daha etkin hale getirebilmek için Türkiye'den doğru ve anında bilgi almamızı sağlayan bir sistem geliştireceğiz. Avrupa Birliği bünyesinde Türkiye'deki ifade ve düşünce özgürlüğü ihalallerini takip edecek bir birim kurulmasını önereceğiz.

'KCK operasyonu' adı altında yargılanan gazetecilerin duruşmalarına gözlemci olarak katılacak mısınız?

Cezaevlerindeki gazeteciler için duruşmalarda yabancı heyetlerin bulunması önemli. Biz Türkiye'de cezaevlerindeki tüm gazetecilerin duruşmalarına katılmak isteriz. EJF'nin sınırlı bir bütçesi var. Duruşmalarda bulunmak için finansman sorununu çözmeye çalışıyoruz. Kaynak sorununu çözersek tabiki duruşmalara gözlemci olarak katılacağız. Türkiye'deki meslekdaşlarımızı desteklemek bizim için zorunluluk. Başka ülkelerde hakkında dava açılan gazeteciler ülkelerini terkediyorlar. Ancak Türkiye'deki gazeteciler uzun yıllar cezaevlerinde yatmayı göze alarak ülkelerinde kalmayı, mücadele etmeyi tercih ediyorlar.

MURAT KUSEYRİ - STOCKHOLM