Uzakdoğulu bir halk olan Mosoların dilinde kullanılan bir kelime gu, bizim Kürtçe’de bildiğimiz gu değil. Çin sınırları içinde, Moso halkının yaşadığı bölgeye anasoylu yaşamı esas aldıkları için kızlar ülkesi deniyor. Yaşamın tamamından kadının sorumlu olduğu, evliliklerin olmadığı, evlilik bağının kadını ve erkeği tükettiğine, kendi olmaktan çıkardığına inanılan bir yaşam var kızlar ülkesinde. Kadınlar, büyük ana olgusu ekseninde üstleniyor yaşam sorumluluğunu. Erkek olarak ananın erkek kardeşi ve oğullar yer alıyor. Teyzeler küçük anne oluyor ama amcalar hiçbir şey olmuyor. Babanın erkek kardeşi olarak amcalık diye bir olgu yok…
Bu toplulukta da benzer topluluklarda olduğu gibi inançlar var. İşte bunlardan bir tanesi de bu, gu inancı.
Söylenceye göre, topluluğun içinde bir lanetli yaratık var, adı gu. Bu yaratık tarafından lanetlendiğine inanılan aile toplumdan soyutlanıyor. Zehirli hayvanların birçok çeşidinin aynı ortama konulduğu, bunların birbirlerini zehirleyip tükettikleri ve en sonunda tek başına kalanın, en zehirli, en kötü ve lanetli olduğuna inanılıyor. Gu böyle oluşuyor. Bunu yapanın “gu”ya bakmakla yükümlü tutulduğu aile, varolduğuna inanılan lanetin ağlarında kalakalıyor.
Sonrasında lanetin sürekliliği o zehirli hayvanı beslemek ve bakmak yükümlülüğüne dönüşüyor. Ailenin en pis, çirkin maddelerle, dışkı ve benzeri şeylerle beslemek zorunda olduğu gu, o ailenin toplumdan soyutlanmasına da vesile oluyor. Kimse onlarla konuşmuyor, onlara bakmıyor. Onlara bakınca ve onların evinden bir şey yiyince lanetin hastalık olarak kendilerine geçeceğine inanılıyor. Bu rivayet böyle sürüp giderken söylencenin kendisi başta o aile olmak üzere topluluğun tamamını tüketerek ilerliyor.
Türkiye devletinin en çirkin, en kirli eylemlerini, en pis siyaset ve uygulamalarını AKP ile var kılması, bu hükümeti en kirli şeylerle beslemesi bu söylenceyi hatırlattı. AKP kanla, ölümle, soykırımla, tecavüzle, yalanla ve şiddetle beslendikçe varolabiliyor ancak. Ve böyle beslenmeye devam ettikçe gu olmaya da devam ediyor. İnsan ve toplum uçurumlara gerildiği, katliamların tüm hızıyla sürdüğü, öldürmenin her biçiminin devlet kurumları ve temsilcilerince mubah sayıldığı, insan varlığına, ruhuna ve bedenine saygı-sevginin kalmadığı bir yapı AKP. Tecavüzün bir erkek devlet uygulaması olarak tüm devlet kurumlarında uygulandığı, yetişkin kadınlardan, erkeklerden sonra sıranın kız çocuklarına geldiği hatta artık erkek çocuklarının da AKP terörü mağdurları olarak, devlet tecavüzüne maruz kaldığı bir zamandayız.
Devlet tecavüz gerçeği içinden çıktığından tecavüzleri sürekli tahrik ediyor. Suçlu yaratmanın temel mekanı olarak devlet tarafından özel olarak korunan ve çoğaltılan hapishanelerde adli tutukluları tecavüze yöneltiyor. Tahrik edilmişliğin önü alınamıyor. Bir bütün tahrik edilmiş bir toplum yaratılmak isteniyor, suçlu potansiyeli olarak görülmek istenen toplum inşa edilmeye çalışılıyor. Herkes katil, tecavüzcü, hırsız vs olabilir algısı yaratılıyor. Ki bu algı, toplumu vareden ahlak olgusunun ölümü oluyor.
Türkiye devleti, AKP ile ahlaki çöküntüyü hızlandırdı. AKP hükümeti ve çevresi, yaratmak istedikleri toplum tipini ortaya koyuyor. Tüm kirli işlerin çevrildiği bir gu olmaktan başka bir tanımı yok AKP’nin. Kirleten, hastalık üreten, toplumsal öğeleri birbirinden tecrit eden, ahlaki bağı çürüten ve tüketen bir lanet. AKP, Türkiyeli halklar üzerinde bir lanettir. Hiçbir şekilde kardeşçe yaşamayı kabul etmeyen, bu yönlü adımları kesinlikle engelleyen hatta düşmanlığa dönüştüren ve düşmanlıkları derinleştiren bir lanet.
Hepsinin yanında bir gerçek daha var. Halklar, tüm düşmanlıklara, ahlak dışılıklara, lanetlerin gazabına rağmen birlikte olmayı özgürlüğün bir şartı olarak tercih edecek bilinçtedir. Halkların demokratik kongresi çalışması bu bilincin harekete geçmiş biçimidir. Tüm erkek egemen kirliliklere rağmen kadın özgürlük adımlarının atılması, Malatya gibi Urfa’dan da Zilanların tanrıça mertebesinde yücelmeleri bu bilincin zirveleşmesidir. AKP’nin tüm kirliliklerine rağmen laneti çözecek olan ana tanrıça kültürünü yüreğinde ve beyninde gerçekleştirmiş kadın ve erkeklerdir.