Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Şubat 2010 tarihinde 4 adet molotofkokteyli ve molotof yapımında kullanılan havai fişeklerle yakalanan 2 kişiye, ‘’terör örgütüne silah sağlamak’’ suçundan 12 yıl 6’şar ay hapis cezası verdi. Üstelik mahkeme, „Yasada hangi tür ve sayıda silahları nakleden veya depolayan failin bu maddeye göre cezalandırılacağının açıkça belirtilmemiş olması doğru olmamıştır“ diyerek yasamaya akıl verdiği kararında, „Yasa koyucu tarafından silahların cins, miktar ve özelliğine göre bir ceza silsilesi şeklinde düzenleme yapılmasının daha uygun olacağını düşünmekteyiz“ diye buyurdu. Ortada bir fiil olmadığı halde mahkeme, „Sanıklarda ele geçen molotofkokteyllerinin sayısının 4 olması bu maddenin uygulanmayacağı anlamına gelmemelidir“ dedi.
Türk devlet ajansının ‘özel’ etiketiyle servis ettiği habere göre ‘KCK soruşturması’ kapsamında Kadir C. ve Hakan Z. isimli iki şüpheli 4 adet molotofkokteyli, 16’lı havai fişek ile yanıcı madde dolu şişelerle birlikte yakalandı. Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan, ‘’silahlı terör örgütü üyesi olmak ve silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu’’ndan açılan dava karara bağlandı. Yaklaşık 1 yıldır süren yargılama sonunda mahkeme, Hakan Z. İle Kadir C’ye ‘’terör örgütüne silah sağlama’’ suçundan 12 yıl 6’şar ay hapis cezası verdi.Kararda, şu ifadelere yer verildi: ‘’Yasada hangi tür ve sayıda silahları nakleden veya depolayan failin bu maddeye göre cezalandırılacağının açıkça belirtilmemiş olması doğru olmamıştır. Yasa koyucu tarafından silahların cins, miktar ve özelliğine göre bir ceza silsilesi şeklinde düzenleme yapılmasının daha uygun olacağını düşünmekteyiz.

Eylem yok ama olsun...
Ancak olayımız açısından değerlendirildiğinde, sanıklarda ele geçen molotofkokteyllerinin sayısının 4 olması bu maddenin uygulanmayacağı anlamına gelmemelidir. Zira 4 adet molotofun örgütün talimatları doğrultusunda sözde 15 Şubat eylemlerinde güvenlik güçlerine ve araçlarına, kamu ve özel mülkiyete ait mallara ve yine olaylarla herhangi bir ilgisi olmayan vatandaşlara yönelik saldırılarda kullanılmaya ve istenen amacın gerçekleştirilmesine elverişli olduğu açıktır.

Nitekim Kasım 2009 tarihinde İstanbul Küçükçekmece’de İETT otobüsüne molotofkokteyli atılması sonucu yanarak yaralanan lise son sınıf öğrencisi Serap Eser daha sonra hayatını kaybetmişti. Bu olay bir tek molofofkokteylinin bile toplum ve insan hayatı açısından hangi sonuçlara yol açabileceğini göstermesi açısından önem arz etmektedir. Tüm bu nedenlerle; sanıkların örgüt içerisindeki hiyerarşik yapıya dahil olmadan, örgütün amacını bilerek bu amaçların gerçekleştirilmesine yönelik faaliyetlerde kullanılmak üzere dosyamıza konu patlayıcı maddeleri naklettiklerinden, TCK’nun 315. maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verilmiştir.’’


Polis ‘vuralım’ demişti
Hatırlanacağı gibi Adana Emniyet Müdürü Mehmet Avcı, 14 Kasım’da yaptığı açıklamada, molotofkokteylinin ‘likit bomba’ adıyla kanunlarda yer alması gerektiğini söylemişti. ‘’Molotof kokteyli, yanıcı yakıcı malzemelerden oluşan mazot gibi yanmayı geciktirici muhtelif malzemelerle hazırlanmış çok özel bir bomba. Kanuna da hukuka da likit bomba adıyla girmeli’’ diyen Avcı, molotofkokteyline karşılık, kademeli olarak silah kullanma yetkisi istemişti. Avcı şunları eklemişti: „Her ne kadar mevzuatlarımız, kanunlarımız ciddi mücadeleyle ilgili hazırlanmışsa da eksiği vardır. Molotofkokteyli meyve kokteyli değil. Kanuna hukuka likit bomba adıyla girmesi lazım. Terörle mücadele kanununa böyle bir isimle girmesi gerekir. Bir yere saldırı varsa defi mümkün değilse, kademeli olarak silah kullanılabilir. Buna karşı da silah kullanılabilmeli yoksa daha çok canımız yanar.’’

AKP Meclis’te dillendirdi

AKP Adana Milletvekili Ali Küçükaydın da AKP’nin Kürtlerin ve BDP’li belediyelerin mal malvarlığını gaspetmek için hazırlığını yaptığı kanun tasarısının görüşmelerinde konuyu yeniden gündeme getirmişti. Küçükaydın, ‘’Çocuklar molotof atıyor, hem yakıyor hem yıkıyor hem öldürüyor. Yasada yeri olmadığı için ceza almıyorlar’’ diye yakınmıştı.

VAN