BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, DİHA'nın sorularını yanıtladı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın süreçle ilgili üzerine düşen görevini yapmayan hükümete önerilerini mektupla sunduğunu hatırlatan Kışanak, "Hükümet yaklaşık 2 aydır Sayın Öcalan'ın kendisine sunduğu teklifi kamuoyuna açıklamıyor. Kendi görüşüne ilişkin değerlendirme yapmıyor" dedi. İmralı'daki son görüşmede Öcalan'ın mektubuna henüz yanıt alamadığını belirttiğini kaydeden Kışanak, "Sayın Öcalan son görüşmede bunun yanıtını beklediğini söylemişti. Hükümetin bu konudaki tutumu bir an önce netleşmelidir. Hükümet bu mektup yokmuş gibi davranıyor. Ama söylemleri, uygulamaları ve pratiği süreci bitirmeye yöneliktir. Kürt tarafını tahrik eden ve ipleri koparmaya zorlayan bir üslup ve yaklaşım ile sürece yanıt veriyorlar" diye belirtti.  


'Kürt tarafına yıkmaya çalışıyor'

Hükümeti kamuoyunda oluşan beklentiye yanıt vermediği ve sürecin ilerlememesi için adım atmadığı için eleştiren Kışanak, "Karşı tarafa yıkma girişimi var. Kendilerinden değil de Kürt tarafından dolayı süreç ilerlemiyormuş gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Bunun izlerini AKP'ye yakın medyada da görüyoruz. Kamuoyu baskısı nedeniyle Kürt tarafının ipleri koparmayı göze alamayacağını düşünüyorlar. Kamuoyu, hükümetin tavrının süreci zora soktuğunu görüyor" dedi. Kışanak, hükümetin tavrının süreç açısından bir risk olduğunun da altını çizdi.

Birliği ileri taşımanın adımı

Kışanak, 27 Ekim Pazar günü kongresini yapacak Halkların Demokratik Partisi (HDP) kongresinin önemine vurgu yaparak, "HDP aslında 2011 seçiminde kurduğumuz demokratik bloğun sonucunda birliği daha ileriye taşıma yaklaşımının bir sonucudur" dedi. 2011 genel seçimlerine seçim ittifakı yaparak, Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu altında girdiklerini anımsatan Kışanak, "Bloğu daha sonra HDK'ye dönüştürdük. BDP, yaklaşık 2 yıldır bunun içindedir. Bu birliği daha ileriye taşıma iddiası BDP'nin iddiasıdır. Kongre+parti diye formüle ettik. Süreç içinde HDP kuruldu. BDP, seçimlere de Türkiye illerinde HDP ile girme kararı aldı" diye konuştu.
Kışanak, BDP'nin HDP'nin bir bileşeni olduğunu ve diğer bileşenler gibi birlikteliğin büyümesi için bütün imkanlarını seferber edeceğini kaydetti.

'HDP stratejik bir karardır'

"HDP ile seçime girme kararını stratejik bir karar olarak aldık" diyen Kışanak, sözlerine şöyle devam etti: "Taktik veya geçici bir yaklaşım değildir. Seçim ittifakı gibi sınırlı değildir. Biz stratejik olarak demokratik birlik projesini hayata geçirmek istiyoruz. Türkiye'deki herkes kimliği, kültürü ve bütün farklılıkları ile birarada demokratik bir gelecek kurmalıdır. İddiamızın bir gereği olarak HDP'nin kuruluşunda yer aldık. Şimdi de güçlenmesi ve seçimlerden başarılı olması için bütün imkanlarımızı seferber edeceğiz."

Vekiller HDP'ye geçti

HDP kongresinin tarihi bir çıkış olacağını vurgulayan Kışanak, "Türkiye demokratik muhalefetini bir kulvarda buluşturan, güçlü bir demokratik seçenek ortaya çıkaran bir kongre olacak. Partimizin 2011 seçimlerinde milletvekilliği yapmış arkadaşlarımızdan 4 arkadaşımız Sebahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü, Sırrı Süreyya Önder ve Levent Tüzel, bundan sonra çalışmalarını HDP'de sürdürecek. Bu arkadaşlar HDP'nin güçlenerek yoluna devam etmesi için HDP içinde yer alacaklar. Hafta sonu yapılacak kongrede HDP yönetimleri oluşacak. HDP'yi hep birlikte güçlendirerek geleceğe taşımaya çalışacağız. Şimdiden kendilerine başarılar diliyorum" dedi. 


KDP Türkiye'nin gerisinde

Rojava'da yaşanan gelişmelere de değinen Kışanak, Güney Kürdistan Hükümeti'nin sınır kapısını kapalı tutmasının trajik bir durum olduğunu ifade etti. PYD Eşbaşkanı Salih Muslim'in oğlu yaşamını yitirdiği zaman Türkiye sınırından Rojava'ya geçtiklerini, aynı tarihte başka bir heyetlerinin Güney Kürdistan'dan geçemediğini hatırlatan Kışanak, şunları belirtti: "Türkiye bile insani bir durumda engelleyici yaklaşım içinde olmadı ve bizi geçirdi. Bu bütün Kürtlerin üzerinde düşünmesi ve kabul etmemesi gereken bir durumdur. Sêmalka Kapısı'nın kapalı olması başından beri problem. Ulusal birlik yaklaşımına uymuyor. Kürtler bir ölüm kalım mücadelesi veriyorlar ve çetelerin saldırısı altındalar. Böyle bir günde Güney Kürdistan yönetiminin normal koşullarda her türlü desteği sunmasını beklerken, sınırlar kapatılıyor. Bu Kürt halkına olan saygıya ve bağlılığa yakışmayan bir durumdur" dedi.

'Utanılacak bir durum'
Bu durumun aşılması beklenirken, üzerine bir de diplomatik krizin eklendiğine vurgu yapan Kışanak, PYD Eşbaşkanı Muslim'in Güney Kürdistan'a geçişinin engellendiğine işaret ederek, "Salih Muslim, diplomatik çalışma yürüten bir politikacı ve halkın temsilcisidir. Dünyanın her yerine gidebiliyor ve politik faaliyet yürütebiliyor ama Güney Kürdistan'a geçemiyorsa bu Kürtler adına utanılacak bir durumdur. Kim böylesi bir yanlışı dayatıyor, bunlar mutlaka açığa çıkartılmalıdır. Hiçbir Kürt bunu kabul edemez. Kabul edilemeyecek bir durumdur. Bunun arkasında provokatif bir yaklaşım vardır. Derhal buna son verilmelidir. Bu Kürtlerde infial yaratacak bir durumdur. Umuyorum ve diliyorum ki Sayın Mesut Barzani bir an önce bu duruma müdahil olur ve bunu çözen bir yaklaşım ortaya koyar" diye konuştu.

Beklenen Rojava adımları
Rojava sınırında inşa edilen duvarlara ilişkin de tepkisini dile getiren Kışanak, Nusaybin'de 2 Kasım'da yapılacağı açıklanan yürüyüşün iki eşbaşkanın da katılabilmesi için 7 Kasım'a ertelendiğini söyledi. BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, "Biz asla ve asla duvar örülmesine izin vermeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun. 100 yıl önceki hatayı tekrarlamayacağız. Tel örgüler çekildi, mayınlar döşendi. Binlerce insan bu mayınlarda yaşamını yitirdi. Şimdi de duvar örüyorlar. Bu duvarları kesinlikle yaptırmayacağız. Bu nedenle Suriye sınırında yapacağımız bu eylemin talepleri çok açık ve nettir. Hükümeti de bu noktada adım atmaya çağırıyoruz."


ALPER ATALAY/DİHA/ANKARA