
Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu alınacağı iddiasıyla çeşitli cezaevlerinden Haziran ayında Metris R Tipi Cezaevi'ne götürülen hasta tutsakların bekleyişi işkenceye dönüştü. Cezaevine sevk edilen 18 hasta tutsağın birçoğu hakkında 'cezaevinde kalabilir' yönünde rapor hazırlanırken, diğerleri ise Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek yanıtı bekliyor. Sevk edilen tutsaklar arasında yer alan, iki kez kalp krizi geçiren, 2 yıl önce geçirdiği beyin kanaması sonucu vücudunun sağ bölgesi felçli olan tutsak Salih Tuğrul'un (57) durumu ise gün geçtikçe ağırlaşıyor. Tuğrul'la aynı koğuşta kalan kronik kalp hastası Hayrettin Beştaş (62) ise kendi hastalığını bir kenara bırakıp kendi ihtiyaçlarını gideremeyen Tuğrul'a yardımcı olmaya çalışıyor.
'Sadece bakışabildik'
Ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen Salih Tuğrul, 14 yılı aşkın süredir cezaevinde bulunuyor. Oğlu Münir Tuğrul, babasının yaklaşık bir yıl önce kısmi felç geçirdiğini ve ayaklarını, ellerini kullanamadığını söyledi. Tuğrul, "Babam o günden beridir arkadaşlarının yardımı olmadan yemek, banyo, lavabo ihtiyaçlarını gideremiyor. Bayramda açık görüşüne gittiğimizde babamla sadece bakışabildik. Konuşamadığı için tek bir kelime ağzından çıkmadı. Öylece birbirimize durup baktık. Durum içler acısıydı" dedi.
Yetkili kurumlara başvurduklarını söyleyen Tuğrul, "Yaşanacak herhangi olumsuz bir durum karşısında Adalet Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık sorumludur" diye konuştu.
'Ölmelerini mi bekliyorsunuz?'
Salih Tuğrul ile aynı koğuşta kalan kronik kalp hastası tutsak Hayrettin Beştaş'ın oğlu Mesut Beştaş da babasının Tekirdağ 1 No'lu Cezaevi'nde tutukluyken tedavi edilmesi için cezaevi yetkililerince Metris R Tipi Cezaevi'ne sevk edildiğini belirtti. Beştaş, "Babamı güya tedavi etmek için Metris Cezaevi'ne sevk ettiler ama orada da tedavisi yapılmıyor. Kalp hastalığının etkisiyle bel fıtığı oldu. Babam kendi sıkıntılarını unutup yanında bulunan hasta arkadaşlarına yardım ediyor. Ne yemekleri doğru düzgün veriliyor ne de tedavileri yapılıyor" dedi.
Babasının hastanede tedavisi için randevusu olduğu günlerde cezaevi yönetiminin "asker ya da yetkili yok" gerekçesiyle hastane sevklerini gerçekleştirmediklerini söyleyen Beştaş, yetkililere, "Sesimizi duyun artık. Paket dediniz, pakette hasta tutsaklarla ilgili bir şey çıkmadı. Ölmelerini mi bekliyorsunuz?" diye sordu.
DİHA/İSTANBUL
Muş uyardı
Muş E Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki tutsaklar, cezaevi idaresinin bir dizi hak gaspı için hazırlık içinde olduğunu belirterek, "Uygulamalar karşısında direneceğiz. Bu direniş şahadete kadar sürebilir" diye uyardı.
Muş E Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan tutsaklar, cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin DİHA'ya mektup gönderdi. Mektupta, yaşanan hak ihlallerine dikkat çekilerek, Bingöl Cezaevi'ndeki firar olayından sonra Muş Cezaevi'nde sürgün, hak ihlalleri ve kötü muamelenin arttığı belirtildi. Haklarının tek tek gasp edildiğine yer verilen mektupta, cezaevi idaresi tarafından tutsakların yanında bulunan fazla elbiselerin ambara alınacağının bildirildiği kaydedildi. Mektupta, havalandırma süresinin kısıtlanacağı, görüşmelerin engelleneceği, koğuşlara kamera sistemi yerleştirileceği, televizyon ve telefon haklarının kısıtlanacağı bilgisinin cezaevi idaresi tarafından verildiği aktarılarak, "Uygulamalar karşısında direneceğiz. Bu direniş şahadete kadar sürebilir. Kaldığımız Muş Cezaevi'nde bugünden itibaren yaşanacak olanları kamuoyunun dikkatine sunuyoruz" denildi. Mektupta, cezaevinde yaşanacak olası bir can kaybından Adalet Bakanlığı'nın sorumlu olacağı belirtilerek, "Bizi izole ederek, teslim almaya çalışan sisteme ve cezaevi idaresi yapacağı provokasyona karşı insan hakları kurumları, ailelerimiz ve tüm sorumluluk hisseden kurumları duyarlı olmaya çalışıyoruz. Yaşanacak tüm olumsuzluktan Adalet Bakanlığı sorumlu olacaktır" denildi.