Kürt Halk Önderi’nin Newroz Manifestosunun üzerinden bir yıla yakın bir zaman geçti. Kürt Özgürlük Hareketi ideolojik ve siyasi yaklaşımları nedeniyle her zaman Kürt sorununu demokratik siyasal yollardan çözmek istedi. Bu nedenle 1993 yılından bu yana 9 defa ateşkes ya da çatışmasızlık ilan etti. Böylece Türk devletine Kürt sorununu çözmesi için fırsat tanıdı. Ancak Türk devleti bu fırsatları değerlendirmedi. Hatta bu yaklaşımları hep PKK’nin zayıflığına yorumladı.

2013 Newroz’unda çatışmasızlık ilan edilmesi de Kürt Özgürlük Hareketi’nin yirmi yıldır yürüttüğü demokratik çözüm arayışı zihniyetinin en son tutumudur. 2012 yılının sonu itibariyle Türkiye açısından Kürt sorununun çözümsüz bırakmasının artık hiçbir gerekçesi kalmadığını gören Kürt Halk Önderi yeni bir süreç başlatmak istemiştir. Çünkü Türkiye’deki demokratikleşme birikimi ve Kürt halkının mücadelesinin yarattığı sonuçlar çözüm imkanlarını arttırmıştır. Eğer demokrasi güçleri ve Kürt demokratik hareketi de bu sürece sahiplenirse demokratikleşme gerçekleşebilir ve Kürt sorunu çözebilirdi.
Türk devleti ve AKP’ye de Kürtlerle savaşma çıkmazından çıkarma şansı tanıdı. Bu politikalar ve yaklaşımlar doğruydu. PKK, halklara karşı duyduğu sorumluluk gereği sorunu demokratik siyasal yollardan çözmek istiyordu. Çünkü yaşanan çatışmalardan dış güçler yararlanıyordu. Çatışmak ne Türkiye’nin ne de Kürtlerin çıkarınaydı. Bu nedenle bu sorun demokratik yoldan çözülsün deyip çatışmasızlık adımı atmak takdir edilecek bir fedakarlıktır. Türkiye’de hiçbir siyasi gücün Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için adım atacak zihniyeti ve gücü yoktur. Demagojik siyaset ve sadece birbirini yıpratma yaklaşımı siyasetçilerin büyük adımlar atma yaklaşımına fırsat vermemektedir. İşte Kürt Halk Önderi bu durumu görerek tek taraflı adımlar atıp hem hükümeti hem de demokratik güçleri cesaretlendirmek istemiştir. Bunu anlamamak, anlayıp da takdir etmemek mümkün değildir.
AKP Hükümeti zaten daha ilk günden bu sürece oyalama ve zaman kazanmak için yaklaşmıştır. Bunu Kürtlere karşı bir siyaset tarzı haline getirmiştir. Kürt Özgürlük Hareketi’ni ve Önderini oyaladığını sanmıştır. Halbuki Kürt Halk Önderi sabırlı davranarak, acaba zaman içinde hükümeti bu sürece çekebilir miyim diye düşünmüştür. Çünkü çatışmasızlık ortamında toplumun ve demokrasi güçlerinin sorunun çözümü konusunda sesini daha fazla yükseltmesi ve toplumda oluşan zemin belki AKP’yi de devleti de adım atma noktasına getirebilirdi. 2013 hamlesi de bunun için yapılmıştır. Gerillanın geriye çekilme iradesi gösterilmesi de bunun içindir. AKP çözüm sürecine sokulmak istenmiştir, diyalog ve atılan adımlar bunun için değerlendirilmek istenmiştir. Yoksa bir çözüm süreci anlaşması yoktur. Sadece AKP’yi ve devleti çözüm sürecine sokma süreci vardır. Demokrasi güçlerinin bu sürece sahiplenip süreci çözüm sürecine evriltmesi için atılmış adımlar, yaratılmış zeminler vardır.
Mevcut süreç gerçekliği böyle görülmelidir. Demokrasi güçleri bu sürece yetersiz yaklaşınca süreç AKP ve devletin insafına kalmıştır. Devlette de zaten bir çözüm iradesi ortaya çıkmamıştır. AKP karakterindeki kasaba politikacılığıyla sürece ciddiyetle ele almak yerine kurnazlıkla, seviyesiz yaklaşımla bu süreci kendi iktidarını sürdürme aracı olarak kullanmıştır. Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt Halk Önderi “hegemon anlayışları bırak, demokratik karakterle hareket et, demokrasi içinde herhangi bir güç olmayı kabul et ve demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için adım at” demişlerdir. AKP’yi temizleyecek de, kurtaracak da budur denilmiştir. Ne var ki AKP bu süreci de kullanıp iktidarını uzatacağını düşünmüştür. Ama kurnaz tilki dört ayağıyla tuzağa düşermiş misali, şimdi dört ayağıyla kendi politikalarının çukuruna düşmüştür.
Kürt Özgürlük Hareketi yakın zamana kadar AKP’ye şans tanımıştır. Çünkü Kürt Özgürlük Hareketi’nin tutumundaki bir değişiklik hem şiddetli bir savaşa yol açabilir hem de demokrasi güçlerinin mücadelesinin önünü alan bir durum ortaya çıkarabilirdi. Bu nedenle Kürt Özgürlük Hareketi’nin çatışmasızlık ortamını ortadan kaldıracak tutumlardan kaçınması doğru anlaşılmalıdır. Hem AKP’nin tutumunu netleştirmek hem de çatışmasızlık ortamının yarattığı demokratik mücadele zeminini korumak için mevcut pozisyonunu korumayı gerekli gördü. Şunu herkes görmelidir ki, Kürdistan’daki demokratik mücadele ve serhildanın radikal temelde geliştirilmesi her an silahlı çatışmalara yol açabilecek karaktere sahiptir. Çünkü Türk devleti Batı’dakinin tersine Kürdistan’daki en küçük eyleme şiddetle yönelmekte, ölümlerle sonuçlanacak saldırılarda bulunmaktadır. Bu nedenle Kürt Özgürlük Hareketi çatışmasızlığı nasıl bir ciddiyet ve sorumlulukla geliştiriyorsa, bunu sonlandırmayı da ciddiyet ve sorumlulukla yapar.
Bu süreçte AKP’nin tutumuna en fazla Kürt Özgürlük Hareketi eleştiri yapmıştır. Yayınladığı deklarasyon ve AKP’ye yönelik ciddi uyarısı bunun en somut kanıtıdır. Hem eleştiri hem de çatışmasızlığı korumayı birlikte yapmıştır. Bunun bir yanlışı yoktur. Kürt sorunu yüz yıllık bir sorun, Kürtlerin mücadelesi ise kırk yıldır çok sert bir biçimde sürmektedir. Böyle bir konuda tabii ki yaklaşımlarda dikkatli olunur. Bu nedenle PKK neden çatışmasızlığı kaldırmadı, diyaloga neden son vermedi demek yüzeysel yaklaşımdır. Yoksa AKP’nin hegemonik yaklaşımına karşı mücadeleyi de en fazla PKK vermiştir, en fazla uyarıyı da Kürt Halk Önderi yapmıştır. Kürt Halk Önderi bir yıldır hep bu uyarıları yapmıştır. Yani AKP’nin hegemonik ve antidemokratik yaklaşımlarına karşı sessiz kalmamıştır.
AKP gelinen aşamada Kürt Özgürlük Hareketi’nin yaklaşımlarını kötüye kullanmıştır. Demokratikleşme doğrultusunda adım atacağına, daha antidemokratik tutumlara girmiştir. Böylece Kürt Halk Önderi’nin Newroz ruhuna ters bir tutum içine girilmiştir. Demokratik siyaset ve demokratik mücadelenin önünün açılması yerine, daha otoriter bir rejim kurma yönünde adımlar atmıştır. Demokratik karakterde olmayanların Kürt sorunu gibi köklü demokratik adımlar isteyen bir sorunu çözmeleri mümkün değildir.
Kuşkusuz demokratik olmayan güçler de sorunun çözümünde adım atabilirler. Güney Afrika’da sağcı bir parti adım atmıştır. Ama artık savaşı yürütemez durumda kalması, içeride ve dışarıda sıkışması nedeniyle adım atmıştır. 2013 Newruz’unun ruhu demokratik zihniyetin harekete geçmesi temelinde demokratik çözümün geliştirilmesi yönünde olmuştur. Ancak AKP demokratik siyaset anlayışını ortaya koyma ve çözümü bu yönlü geliştirme yaklaşımı göstermemiştir. Bu nedenle AKP 2013 Newroz ruhunu bitirmiştir. Bu durum tabii ki bu süreci anlamsızlaştıran ve yeni mücadeleyi gerektiren yeni bir momenti ifade etmektedir.