CHP karıştı. Bu defaki karışıklık, Baykalvari bir ‘’hizip“ karışıklığı değil.

‘’Hayırlı karışıklık“.

Kılıçdaroğlu grubunun 16 Nisan gecesi ‘’gençliğin enerjisini gemlemesiyle“ birlikte, Erdoğan rejimine ‘’yeni bir Allahın lütfu“ ile“ ‘’oh“ dedirten tutumuna karşı CHP tabanı başkaldırıyor.

Fikri Sağlar’ın çıkışı ve Selin Sayek Böke’nin istifası, tabandaki öfkenin dışa vurumundan başka bir şey değil.

Kılıçdaroğlu ve grubunun ‘’lafta“ radikalliği, eylemde ‘’gemleyici pasifliği“ CHP’yi AKP diktatörlüğünün kuyruğuna takıyor ve artık parti tabanı ‘’radikal laflarla“ peynir gemisinin yürümeyeceğini çok iyi anlıyor.

Şöyle hatırlayalım:   Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbesinin ‘’kontrollü bir darbe“ olduğunu ilan etti.

Ardından asıl darbenin 20 Temmuz’da ‘’OHAL ilanı ve KHK“ler ile yapıldığını söyledi.

Ardından da 16 Nisan referandumunda ‘’YSK darbesi“ yapıldığını, referandum sonuçlarını ‘’tanımadıklarını“ açıkladı.

23 Milyonluk ‘’hayır cephesi“ bu açıklamalara yürekten katılıyor.

Derken, bir başka daha ve tarihe geçecek açıklama daha yaptı:

AKP ve Saray’ın 16 Nisan gecesi ‘’adamlarını silahlandırdığını“ ve ‘’hayırları savunacak olan“ halka karşı ‘’kan dökme kararı aldığını“ dünya aleme duyurdu.

Elbette burada ‘’silahlandırılanların“ ‘’evet oyu verenler“ olmadığını, AKP ve Saray’ın ‘’kendi adamlarını silahlandırdığını“ hatırlatmamıza lüzum bile yoktur.

Bu son açıklama, aslında AKP ve Saray’ın ‘’iç savaşı“ göze aldığını ve tastamam böyle kanlı bir iç savaş için ‘’silahlı“ hazırlık yaptığını gözler önüne seriyor.

İyi de bütün bunlar mevcut rejimin elindeki tüm devlet aygıtının, bütün kurumların, TBMM’nin ve Cumhurbaşkanlığı makamının ‘’gayrı meşru“, ‘’kanun dışı“ olduğunu gösteriyor. Ve bunları her hangi bir ‘’dar“ sol örgüt değil, CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu söylüyor.

Onun bütün bu saptamalarına katılıyoruz.

Erdoğan rejimi, 15 Temmuz ‘’darbe provokasyonuyla“ ve tıpkı Hitler’in kendi Reichstag’ını kundaklaması gibi kendi TBMM’sini bombalatmasıyla iktidara 20 Temmuz’da el koymuştur. Daha önce 7 Haziran seçim sonuçlarını gasp ettiği gibi, 16 Nisan referandumunda kazanan ‘’hayır“ sonucunu da gasp etmiş ve o gece halkın demokratik iradesine ve ‘’hayır oylarına“ sahip çıkmasını da, ‘’adamlarını silahlandırarak“ ve ‘’kan dökme kararı vererek“, CHP’yi yıldırmak yoluyla önlemiş, kendi ‘’tek adam“ diktatörlüğünü kurmuştur.  

İyi de CHP ne yapıyor?

Her  yaptığını yapıyor:

HDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılmasının ‘’anayasaya aykırı olduğunu“ söylüyor, ama ‘’anayasaya aykırı olmasına rağmen“ bu karara ‘’evet“ diyor.

Sonra Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin bir dizi gerekçeyle Türkiye’yi yeniden ‘’denetim“e almasıyla ilgili bütün ‘’gerekçelerin“ doğru olduğunu söylüyor, ama karara ‘’hayır“ diyor.

‘’Anayasaya aykırı“ dediğine ‘’evet“ diyen, ‘’gerekçelerine katıldığı karara“ ‘’hayır“ oyu veren bu parti yönetimi, şimdi de ‘’bu rejim 20 Temmuz darbesiyle kuruldu“ diyor, sonra ‘’16 Nisan’da hayırlar kazandı“ diye devam ediyor, ‘’referandum sonucunu tanımıyoruz“ diye ekliyor, ‘’tanımadığımız bu sonuca karşı mücadele etmemiz, rejim tarafından ‘silahlanmak ve kan dökmek“ yoluyla önlendi diye bağırıyor....

Sonra...

Böke’nin önerdiği gibi ‘’sine-i millete“ gideceğine, ‘’sine-i devlete“ sığınıyor. Şöyle:

16 Nisan YSK darbesiyle kabul edilen ‘’anayasa“ya dayanarak, Saray HSYK’yı tümüyle ele geçirmek üzere, AKP’li avukatları bir hamlede hakim ve savcı haline getiriyor, CHP bu HSYK ile ilgili kurulacak olan TBMM Komisyonuna ‘’katılmama“ kararı alıyor.

Alınca ne oluyor. Hiç bir şey olmuyor. ‘’Komisyonuna katılmadığı TBMM’de oturmaya devam ediyor.“

Edince ne oluyor?

Henüz olmadı ama siz oldu bilin: Komisyon kurulacak. AKP-MHP gerekeni yapacak. Sonra karar TBMM’ye gelecek. Yine AKP-MHP çoğunluğu kararı çıkaracak. Komisyona katılmayan CHP, TBMM’de ‘’öküz kardeşimizin“ trene bakması gibi bakacak. Yargı tümüyle Erdoğan’a bağlanacak... YSK iyice pekişecek. Ve CHP bu referandumda ‘’hayır“ oylarına ‘’adamları silahlandı“ korkusuyla sahip çıkamadığına göre, 2019’da ne yapacak?

Şimdi yaptığını yapacak? Tehlikenin farkında mısınız?

‘’Adamları silahlandırdı“ diye ağlamayın, bu silahlı  çapulculara nasıl karşı koyulacağını düşünmeye başlayın.