Batı Kürdistan’daki Kürtler kendi kendini yönetmeye başladı. Bu aslında bir halkın en demokratik hakkını kullanmasıdır. Demokratik bir ülkede olması gerekeni Kürtler fiili olarak gerçekleştirmişlerdir. Demokratik zihniyeti olan tek bir kişi bile Kürtlere neden kendi bölgenizi kendiniz yönetiyorsunuz, neden ana dilde eğitim yapıyorsunuz diyemez. Ne var ki Türk devleti rahatlıkla Kürtlerin kendi kendini yönetmesini kabul etmeyiz diyebilmektedir.
AKP Hükümeti’nin tutumu Türkiye’de izlediği Kürt politikasına uygundur. AKP Hükümeti iradeli ve örgütlü Kürde, Kürtlerin kendi kendini yönetmesine karşıdır. Ana dilde eğitime karşıdır. Kamuda Kürtçe konuşulmasına karşıdır. AKP Hükümeti Suriye’de Kürtler bu hakları elde eder bir siyasi statü kazanırsa, Türkiye’de izlediği Kürt politikasının çökeceğini biliyor. AKP’nin öfkesi bunadır. Zaten ABD’nin Ortadoğu politikasının bu nedenle taşeronu olmuş, bu nedenle Suriye’ye erken müdahale edilmesini istemektedir. Ne var ki hesabı tutmamış, Kürtlerin Batı Kürdistan’da kendi özerk yönetimlerini kurmasını engelleyememiştir.
Kürtler şu anda Suriye’de birlik kurmuşlardır. PYD’nin de içinde bulunduğu 15 Kürt partisi ortak yönetim organları oluşturmuşlardır. PYD bu 15 partiden biridir. Kuşkusuz en güçlü partidir ama artık yönetim partiler üstü de denilebilecek bir üst organa bırakılmıştır. Rojava’da her partide özgürce örgütlenebilmektedir. Kadın, gençlik, ekolojik ve insan hakları örgütleri dahil her gün yeni örgütlenmeler doğmaktadır. Otoriter bir rejim dağılırken bu gelişmeler normaldir.
Suriye halkı özgürleşirken kim Kürtlerin özgürleşmeyeceğini söyleyebilir? Kürtler Tayyip Erdoğan’ın sık sık söylediğini gerçekleştirdi. Esad rejimi Kürdistan’da etkisizleşti ve halk özgürleşti. Ama Türkiye bu halk Kürtler olunca buna tahammül gösteremiyor.
Basın Türk devletinin Suriye’nin bölünmesine karşı olduğunu, devlet kurulursa buna müdahale edileceğini yazıyor. Zaten Başbakan da bu yönlü sözler ediyor. Bu bile gerçeklikten nasıl kopuk olunduğunu gösteriyor. Bir kere Suriye’de Kürtler devlet kurmayı düşünmüyor. Suriye’nin birliğini savunduklarını, Demokratik Özerklik’in Suriye’de birliği pekiştireceğini söylüyorlar. Bu nedenle Suriye bölünüyor, Kürtler devlet kuruyor haberleri hiçbir gerçekliği ifade etmiyor. Bu nedenle devlet kuracaklar haberleri olsa olsa müdahale gerekçesi olabilir. Başbakanın saldırı olursa müdahale ederiz sözleri de ya kabadayılıktır ya da şimdiden bir provokasyonun zeminini hazırlamak anlamına gelmektedir. Batı Kürdistan Kürtlerinin Türkiye ile bir sorunu yok ki Qamişlo ya da Kobani’den Türkiye’ye yönelik bir saldırı olsun. Kürtler aptal mı ki kendi elleriyle böyle bir provokasyon yapsın! Bu nedenle Başbakan ya boş konuşuyor ya da kötü niyetlidir.
Kürt Halk Önderi yirmi yıl Suriye halkı içinde çalışmış. Bu nedenle Suriye Kürtleri içinde etkisi var. Ancak PKK’nin Batı Kürdistan’da ne örgütlenmesi var ne de bir askeri siyasi müdahalesi var. Batı Kürdistan Kürtleri kendi kendilerini örgütlüyorlar. Çünkü politikleşmiş bir halktır. Kadınların da örgütlü ve etkili olduğu toplumdan söz ediyoruz. Zaten televizyonlara yansıyor. Görüntülere bakıldığında Suriye’deki Kürt devriminin tamamen iç dinamiklerle ve toplumsal bir devrim biçiminde geliştiği görülür.
PKK’nin şu anda Türkiye ile mücadeleye odaklanmaktan başka bir yere müdahale edecek bir durumu yoktur. Zaten PKK Suriye’deki gelişmelerin oradaki Kürt halkına ait olduğunu defalarca belirtmiştir. Buna rağmen PKK orada devlet kuruyor, buna müsaade etmeyiz demek Batı Kürdistan halkının iradesine saldırmak için bahane yaratmaktır. Bu yaklaşım açıkça Kürt düşmanlığını ortaya koymaktır. Buna ne Kuzey, ne Güney, ne Doğu Kürdistan halkı müsaade eder. AKP Hükümeti Kürtlerin birlik içinde gerçekleştirdiği özerkliğe düşmanlık yaparsa bu Türkiye’nin tüm Kürtler ile savaş içine girmesi olur ki bundan zararlı çıkan da Türkiye olur. Kürtleri baskı altına alınan, ezilen ve yok edilmek istenen bir halk olduğu için diğer ülkelerdeki Kürtlerin durumuna karşı duyarlıdır. Bu duygusallık ve duyarlılık nedeniyle Batı Kürdistan’a düşmanlık yapacak Türkiye’ye karşı büyük öfke duyulur ve bunu Türkiye’ye pahalıya ödetirler. En başta da Kuzey Kürdistan’daki Kürtler AKP’ye karşı ayağa kalkar, hatta kendisine oy veren Kürtler bile AKP’ye karşı ayağa kalkar.
Türk devleti ve AKP Hükümeti kendi Kürtleriyle demokrasi içinde birlikte yaşamak istiyorlarsa batı Kürdistan Kürtlerine olumlu yaklaşmalıdır. Batı Kürdistan halkının özgürleşmesine düşmanca bakmamalıdır.
Türkiye’nin kendi Kürtleriyle barışmasının yolu Kürt Halk Önderinin sağlık, güvenlik ve özgürlük sorununa olumlu bakmak ve Batı Kürdistan’daki halkın özgürlüğüne saygılı yaklaşmaktan geçer. Bu iki konuda doğru bir politika izlemediği takdirde Türkiye iç ve dış politikada beklemediği sonuçlarla karşılaşacaktır.