Bir toplumun geleceğini gençliği temsil eder. Gençliğini yitiren bir toplum geleceğini yitirir. Toplum ve politikayla ilgilenen tüm kesimler bu gerçekliği bilir. Onun için tüm kesimler gençliği hedef alır. Politika ve iktidarla uğraşan güçler gençliği görmezden gelemezler. 

PKK de bir gençlik hareketi olarak doğdu. Esas olarak Ankara’da üniversite okuyan öğrenciler, aydın gençlik PKK’yi kurdu. Kürdistan’a örgütlenme için dönüldüğünde de önce öğrenciler, gençlik içinde örgütlenme çalışması yapıldı. Değişime ve haksızlığa karşı mücadeleye en duyarlı olan kesim gençlikti. Çıkış ve kadrolaşma gençlik eksenli oldu. Günümüze kadar da Kürdistan gerillası bir gençlik örgütü olarak rolünü oynamaya devam ediyor.

Türk devleti de Kürdistan gençliğini hep hedef aldı. Okullarına alarak asimile etmeye, sisteme bağlamaya çalıştı. İtiraz eden, devrimci mücadeleye katılanları da işkencelerden geçirmeye, hapislerde çürütmeye, öldürerek sindirmeye uğraştılar. Gençliği sadece zor ve terör yoluyla sindiremediler, istedikleri sonucu alamadılar. Bu açıdan farklı yöntemleri de etkili ve yaygın kullanmaya başladılar. Bu da toplumu yozlaştırma ve içten içe çürütme politikasıydı.

Sömürgeci devletler ihaneti, işbirlikçi kesimleri örgütlemek isterler. Çin’den Hindistan’a, Angola’dan Kürdistan’a tüm sömürgeciler halkları sindirmek ve boyun eğdirmek için uyuşturucu üretimi, satımı, kullanımı ve fuhuşu örgütlemiş ve yaygınlaştırmaya çalışmışlardır. Bir toplumu toplum yapan bağları çözersen o toplumun toplum olma özelliği kalmaz. Kendisi olmaktan çıkan, haklarını arayamayan, kimsenin kimseye güvenmediği, saygı duymadığı yığınlar oluşur. 

Türk devleti de günümüzde AKP eliyle Kürt toplumunu dağıtmak, kendisi olmaktan çıkarmak istiyor. Yıllardır halkın inanclarını, dini kullanıyor, bir yandan da ekonomik olanaklarla satın almak, kendisine bağlamak istiyor. Bir yandan da her türlü şiddet ve baskıyla toplumu ezmeye ve örgütlü yapısını dağıtmaya çalışıyor. Bunlar istedikleri sonucu vermeyince şimdi de yozlaştırmaya ve çürütmeye ağırlık vermeye başladılar. Uyuşturu, fuhuş, alkol, tecavüz vb olaylarında artma her kesimin fark ettiği boyutlara ulaştı.

Batman’da fuhuş çeteleri, uyuşturucu haberleri basına yansıdı. Nusaybin’de uyuşturucu ve fuhuş devlet eliyle örgütleniyor. Son günlerde basına bu yönlü yoğun haberler veriliyor. Bir de gizlenen, örtbas edilen, basına yansımayan olayları göz önüne alalım. Kürdistan’ın sözü edilen şehirleri asker ve polis kaynıyor. İnsanların büyük bir gözaltında olduğu biliniyor. Buna rağmen uyuşturucu ve fuhuş çeteleri nasıl bu kadar rahat çalışabiliyor? 

Bu olayların çoğunun devletin resmi ve sivil istihbarat görevlileri tarafından organize edildiği, yönlendirildiği ve korunduğu biliniyor. Mahkemelerin bile kendisine yansıyan olaylara karşı duyarsız ve olayların üzerine gitmiyor. Bu karanlık ve kirli işlere karışan devlet görevlilerinin soruşturmasına valiler vb izin vermiyor. Devlet yetkililerinin bir nevi dokunulmazlıkları olduğu biliniyor.

Çeteleşme, uyuşturucuya alıştırma, fuhuşun hedefinde öncelikle Kürdistanlı gençler vardır. Bu batağa saplananlar, bağımlı olanlar veya düşürülenler toplum nezdinde açık ki, itibarını kaybeder. Bir kısmı da muhbir haline getirilir, ajanlaştırılır. Toplumun umudu ve geleceği olan gençler böyle düşürülürse gerillaya, serhildanlara artık zor katılırlar. Toplumsal yasama uyum sağlayamazlar ve üretimde yer alamaz hale gelirler. Sonuçta tüm insani ve toplumsal özellikleri darbelenir ve bir tortu gibi bir kenara atılırlar.

AKP en çok dini kullandı. Bir lokma, bir hırka dediler. İslamcı geçindiler. Bir yandan da anlattığımız gibi öldürme, işkence, yozlaştırma en çok onların eliyle yaygınlaştırılıyor. Şimdiye kadar başa gelen tüm hükümetlerden uyuşturucu ve yolsuzluk AKP Hükümeti döneminde artmış. Irkçılık, savaş, MHP ve Ergenekoncularla ittifak AKP’nin gerçek yüzünü açığa çıkardı. Bu açıdan Kürt halkı nezdinde tüm itibarını ve inandırıcılığını yitirdi. Böyle olduğu için zorbalıkla ve toplumu yozlaştırmayla sonuç almak istiyor. İnsanlık değerlerini ayaklar altına almış AKP’den Kürdistan gençliği hesap sorma iradesini göstermelidir. Bu insanlık suçları karşılıksız kalmamalıdır. Gençlik sel gibi gerillaya ve serhildanlara akmalıdır.