15 Temmuz darbe teşebbüsünün 20'inci günü geri de bırakılsa da halen temel gündem olma pozisyonunu koruyor. Darbe girişimi ardından geliştirilen ordu, yargı ve kamu kuruluşlarındaki temizlik operasyonları nihayet AKP'nin eski bakanlarına kadar uzandı. Muhtemelen AKP içinden daha fazla kişi de bu kapsam içerisine girecek.
Her gün Cemaati yeniden keşfetmeye, tanımaya, tanıtmaya çalışan medya, AKP’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a dokunmaya cesaret etmedi. Özgür basın ve birkaç yazarı çıkarırsak, neden şimdiye kadar Cemaate göz yumulduğu da sorgulanmadı. Bu konudaki itiraflar Erdoğan'dan geldi. Erdoğan 'verecek hesabımız var' diyor. Hesap vermekten kastının yargı karşısına çıkmak olduğunu düşünemeyiz herhalde.
Erdoğan ve AKP'nin verecek hesabı var tabii. Karşılıklı çıkarlara dayanan bir ilişkinin kanlı hesaplaşmasıdır darbe girişimi. Bu hesaplaşmada Cemaat büyük darbe aldı. Ve daha da almaya devam edecek. Ancak sadece cemaat darbe almadı. Aynı zamanda ordu, yargı, eğitim, sağlık gibi devlet bürokrasisi ve kamu kuruluşları da darbe aldı. Türkiye'de geleneksel ordu-devlet yapısı yıkıldı. Dünyanın en büyük ordularından birinin generallerinin yarıya yakını tutuklandı, ordudan ihraç edildi. Türkiye'de devletin temeli ordu ve bürokrasiden oluşmaktadır. Ciddi düzeyde darbelendi. Devletteki yıkıntı tahmin ettiğimizden daha derin. Ancak bir devletin böyle sürdürülebilirliği de mümkün değil. Sürdürülebilirlik için kolları sıvayan Erdoğan ve AKP'dir. Dolayısıyla da kendi istemine göre inşa edecektir ve zaten ediyor. OHAL bu inşanın tamamlanması için ciddi bir zemin yaratmaktadır. AKP şimdiye kadar muhalefetten dolayı tam olarak yapamadığı değişimleri darbenin geliştirdiği korku ortamı ve OHAL kanunları ile birlikte daha rahat gerçekleştirecek.
Bir yılı aşkın süredir Erdoğan'ın başkanlık hayalleri Türkiye toplumunun gündemine oturdu. Ciddi tartışmalar, çatışmalar yaşandı. Muhalefeti ve toplumu ikna edemeyen AKP, darbeye karşı geliştirdiği karşı hamle ile bunu gerçekleştiriyor ve gerçekleştirecek.
Geçen hafta da yazmıştım. Türkiye'de iki kesim hedefleri konusunda oldukça net. Bunlardan biri AKP tabanı ve Erdoğan fanatikleri. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkan olmasını istiyorlar, bu konuda kararlı ve ısrarlılar.
Diğer kesim ise HDP tabanı. HDP tabanı demokratik bir Türkiye istiyor. Tüm farklılıkların kendini ifade edeceği, tüm toplumsal kesimlerin kendini yönetebileceği bir sistemin olması, nihayetinde demokratik bir Türkiye için mücadele ediyor.
Peki bu yeterli midir?
Erdoğan ve AKP devleti kendi istemi doğrultusunda inşa ederken; kadınlar, gençler, sosyalistler, Aleviler kısacası HDP bileşenleri ve dışında kalan demokratik kesimler ne yapacak?
Bunca değişiklik yaşanırken AKP'nin sistemi kendine göre kurumlaştırılmasına göz mü yumulacak?
Çokça konuşulan ve tepki gösterilen başkanlık sistemi herkesin gözü önünde örülürken seyirci mi kalınacak?
Devlet mekanizmaları kendini toparladıkça Kürdistan'daki tutuklama, işkenceyi arttırdığı belirginleşirken ne yapmayı düşünüyor?
DBP belediyeler kayyum atama kanunu karşısında ne yapacak mesela?
Cezaevlerinde işkence had safhaya ulaşırken Kürdistan ve Türkiyeli demokrat, sosyalistlerin çözümü nedir?
Mesela programsal hedefleri nasıl hayata geçecek?
Diğer önemli konu CHP tabanı. CHP tabanı halen ne yapacağı konusunda karar vermiş değil. Çünkü CHP'nin kendisi ciddi bir muğlaklık yaşamakta.
CHP'nin darbe öncesi ve darbe sonrası politikaları ile devletin bekası adına AKP'yi desteklemek dışında geliştirdiği ciddi bir proje yok.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cemaatin devlete sızmadığını adım adım yerleştirildiğini söylemesi bu gerçeği değiştirmiyor. Ya da OHAL yetkilerinin AKP için kullanılmaması gerektiğini söylemesinin de kıymeti harbiyesi yok. Çünkü icraat yok. Çünkü tüm bunlar yapılırken CHP seyirci kalmayı tercih etti. 7 Haziran sonrası ise seyirci kalmanın ötesine geçip AKP'nin yanında durdu. AKP'nin yanında durup AKP'ye karşı olması beklenemez. CHP tabanı da durumun farkında olduğu için darbe sürecinden beri ciddi bir bocalama yaşamakta. Nasıl refleks göstereceğini bilememekte.
Türkiyeli devrimci, demokratlar karar vermeleri gereken bir dönemi yaşıyor. Ya HDP ve DBP'nin eksik de olsa başlattıkları demokrasi hamlesine katılacaklar ya da AKP'nin kendi iktidarı için ördüğü sisteme mahkum olacaklar..