Türkiye'nin temel gündemi 7 Haziran genel seçimleri. Etrafı ateş çemberi, içi ise her gün öfke büyüten bir tabloda seçim sıradan kalmalı aslında. Türkiye'nin önünde acil çözülmesi gereken çok temel sorunlar var. Kürt sorununun demok­­ratik çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşme sorunu gibi.

Fakat bu gündemler şu anda tali gibi duruyor. Seçimin gündemde olması bir yere kadar anlaşılırdır. Hele de demokrasiye vesile olacaksa. Ancak Türkiye'de seçimler herhangi normal bir ülkede olduğu gibi yürümüyor. Kıyasıya bir yarış değil, şimdiden kıyasıya bir çatışma söz konusu. Bu durum 13 yıllık AKP iktidarı döneminde artarak devam etti. Gelinen aşamada çatışma daha derin. Kuşkusuz çatışma sadece partiler arası bir çatışma, kavga değil. 

Toplumun hücrelerine kadar inmiş, her geçen gün daha fazla kendini dışa vuran bir durum söz konusu. Bu tamamen AKP politikaları ile bağlantılı. Yıllardır yüzde 50 propagandası yaparak diğer yüze 50'yi sürekli öteledi. İktidar imkanlarının yetmediği yerlerde yüzde 50'yi sokaklara çağırdı. AKP hep mağdur, AKP dışındaki partiler ve toplumun hepsi düşman. HDP dışındaki partilerin argümanlarına (ulusalcılık, milliyetçilik vb) ihtiyacı olduğu için onları da öteledi. Dini zaten kullanıyordu, diğer argümanları da kendisi için kullandı. Demokrasi argümanını ise 'sanki hep ulaşmak istiyormuş da, önünde engeller varmış' umuduna bağladı. Ama asla ulaşmak istemedi. 13 yıllık iktidarında AKP, bu stratejiyi başarıyla uyguladı, hakkını vermek gerek.  

Ancak iş artık böyle gitmeyeceğe benziyor. Çünkü AKP kendi iktidarının zirvesini yaşıyor. Zirve, ulaşılan bir son ve yeni bir başlangıçtır. Dolayısıyla çatışma hem daha toplumsal, hem daha zihinsel düzlemde ilerliyor. Kutuplaşma her geçen gün artıyor. Türkiye daha da otoriterleşiyor. Tek adam iktidarının yasal zeminleri oluşturulmaya çalışılıyor. Bu yüzden AKP için seçim sonuçları çok önemli. Zirve yapmış bir iktidarın amacı bunu kalıcılaştırmak, kalıcılaşması önündeki engelleri kaldırmak olabilir. Yani muhalefeti tümden yok etmek. Ancak bu seçim, AKP'nin sonu olacak gibi. İstediği sonucu alsa bile bu sondan kurtulamayacak.

Zirve aynı zamanda bir başlangıçtır. Bu da demokrasi başlangıcı olabilir ancak. Türkiye toplumu patlamaya hazır bir duruma gelmiş. Dükkanın camına gelen kartopundan bir gazetecinin öldürüldüğü, her gün sokak ortalarında kadınların katledildiği, işçinin, emekçinin meydanlara indiği, kimlik sorunu yaşayan halkların ve inançların her gün sokaklara çıktığı, çocukların öldürüldüğü ve tutuklandığı, cezaevlerinde tecavüzün çocuklara yönelik bir politika olarak uygulandığı, yargının, yasamanın, yürütmenin sadece bir partiye işlediği bir ülkeyi ancak gerçek demokrasi kurtarır.   

Kanımca bu seçimler sonuç ne olursa olsun AKP için sonun başlangıcı, HDP için de yeni bir başlangıçtır. Neden mi?

Temel bazı başlıkları sıralarsak;

Çünkü AKP neyse HDP tam tersidir.

AKP anti demokratiktir, HDP demokratiktir.

 AKP yasakçıdır, HDP özgürlükçüdür.

AKP rantçıdır, halkın emeğine göz dikmiştir, HDP halkın kendi emeği üzerinde söz hakkı olmasını ve üretmesini istiyor.

AKP cinsiyetçidir, erkek egemenliği üzerine kurulmuş, HDP kadın özgürlüğüne dayalı bir sistem istemektedir.

AKP halkların kimliklerini sadece kendi için kullanıyor, ama bu kimlikleri tanımıyor. HDP Türkiye'nin bütün kimliklerini kucaklıyor.

AKP anti ekolojisttir, HDP ekolojist bir vizyona sahiptir. 

AKP toplumu kutuplaştırıyor, bölüyor ve parçalıyor. HDP toplumu bütünleştiren bir programa ve bileşime sahiptir.

AKP devlettir, HDP halktır.

Daha sıralayabileceğimiz şeyler var. Bu kadarı fazla bile. Görüldüğü gibi Türkiye'de AKP'nin alternatifi HDP'dir. Ve aslında gerçek anlamda muhalefeti de HDP yapıyor. Bütün farklılıkları bir araya getirmiş olan bir parti tabii ki Türkiye partisidir. Türkiye yol ayrımına doğru ilerlerken parti çıkarlarını aşan, ülkenin demokratikleşmesini esas alan bir anlayışa hiç olmadığı kadar bu dönem ihtiyaç var.