KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, "Türk devleti, köklü bir karar değişikliğine gitmeden Hareketimizin ve halkımızın herhangi bir beklentisi olamaz, olması safdillik olur” dedi.
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı yaptığı yazılı açıklamada gündemdeki konuları değerlendirdi. Erdoğan’ın en son Katar’da yaptığı ‘silahı bırakırlarsa, operasyonlar durur’ açıklamasının, sürdürülen tasfiye ve teslim alma politikasından başka bir anlam taşımadığı kaydedilen açıklamada, "Bu açıklama demokratik çözümün zeminini oluşturmayı değil, sorunun muhatabını savaşla bitirmeyi hedefleyen niyetin ve kararın dile gelmesidir. Oysa ki, gerçek barışın yolu Önder Apo ve Yol Haritası ekseninde sunduğu protokollerden geçtiğini halkımız ve kamuoyu çok iyi bilmektedir" denildi.

Barzani'nin ziyaretleri

Barzani’nin ABD ve Türkiye ziyaretlerinin de Kürt halkı ve KCK tarafından yakından takip edildiği belirtilen açıklamada,  bu ziyaretlerde Kürt halkının hassasiyetleri ve Önder Apo’nun özgürlüğü, siyasi soykırım operasyonlarının durması ve dört parça Kürdistan’ın demokratik özgür geleceği konusunda rahatlatıcı bir gelişme yaşanmadığını altı çizildi. "Bu görüşmeler sürecinde dile gelen konular, tamamen dışımızda olup herhangi bir biçimde Hareketimizi bağlamadığı halkımızın ve kamuoyunun bilgisi dahilindedir" vurgusu yapılan açıklamada, Kürt sorununu muhataplarıyla birlikte ortadan kaldırmayı hedefleyen Türk devleti, köklü bir karar değişikliğine gitmeden KCK ve Kürt halkının herhangi bir beklentisinin olamayacağı, olmasının da safdillik olacağı belirtildi.

Durum somut ve nettir
Açıklamaya şöyle devam edildi: "Artık Kürt halkının resmi statüsü görmezden gelinerek, Kürtler kurban edilerek sürdürülen politikanın yol alması imkansız hale gelmiştir ve böyle bir politika Ortadoğu’nun hayrına da değildir. Aksi durumda Türkiye, Suriye, İran ve Irak ülkeleri başta olmak üzere Ortadoğu haritasında Kürtsüz bir demokrasi ve özgürlüğü savunmak miadını doldurmuş şiddete dayalı sömürgecilik stratejisinden başka bir şey olmayacaktır. Kürt sorunun çözümü, Ortadoğu ve halklarının demokratik geleceğinde netleştirici temel bir kıstastır. Demokratik ve özgür Suriye’yi inşa etmek Kürt halkının ulusal haklarının özerklik statüsünü tanımaktan ve savunmaktan geçmektedir. Türkiye’nin demokratik model bir ülke olmasını savunmanın yolu, Kürtlerin özerklik statüsünün tanınmasından geçmektedir. Güney Kürdistan halkının demokratik çıkarlarını savunmak, Türkiye, Suriye ve İran’da Kürt halkının hak ve özgürlüklerinin garanti altına alınmasını sağlayacak şekilde ulusal bir politika izlemekten geçmektedir. Durum örtülü ve muğlak olmaktan çıkmıştır. İster sömürgeci egemen devletler ve uluslararası güçler açısından ister Kürtler adına hareket eden Kürdistani güçlerin izleyeceği politika açısından durum son derece netlik ve somutluk kazanmıştır."
Dört parçadaki Kürt halkının, soruna Kürtler ve Kürdistan’ın geleceği temelinde baktığı; siyasetin doğruluğunu bu eksende test ettiği; yanlış ve hatalı duruşları çok rahat gördüğü kaydedilen açıklamada, "Artık Kürt sorunu parça politikasını çoktan aşmış Kürt ulusunun dört parçadaki demokratik ve özgürlük sorununa bütünlüklü bakmayı ve ona göre net bir yol haritasını savunmayı gerektirmektedir" denildi. Açıklamada, çözümün nasıl gerçekleşeceği de şöyle özetlendi: "Kürt halkının ulusal birlik ruhuyla ulusal örgütlenmelerini geliştirmesi, ulusal politikalarını oluşturması ve harekete geçmesi temelinde tüm Kürdistan parçalarında ve yurtdışında kararlı direnişiyle gerçekleşecektir."

Açlk grevi ve Avrupa kitlesi
‘Kürdistan’a statü, Önder Apo’ya özgürlük’ şiarıyla Avrupa’da ve Türkiye cezaevlerinde yapılan açlık grevlerinden dolayı halkı ve kadroları takdir eden KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, açıklamasına şöyle devam etti: "Özellikle Strasbourg açlık grevi eylemcileri öncülüğünde gelişen ve Avrupa’daki yurtsever halkımızın ilgi ve katılımıyla yükselen direniş düzeyi, Önder Apo’nun özgürlüğü ve Kürt sorununun çözümünün uluslar arası gündeme taşırılması bakımından önemli sonuçlar açığa çıkarmıştır. Bunda açlık grevi eylemcilerinin 52 gün boyunca göstermiş olduğu kararlılık ve çabanın rolü etkili olmuştur. Avrupa’daki bu eylemsellik süreci bir kez daha göstermiştir ki, Önder Apo’yu esaret altında tutma temelinde Kürdistan’da yürütülen soykırım savaşına karşı Avrupa’daki Kürt toplumu etkili bir mücadele gücüdür. Kürdistan’da yürütülen insanlık dışı sömürgeci savaş sürdükçe Avrupa’daki Kürt halkının da sessiz kalmayacağı anlaşılmıştır. Özellikle Türk devletinin Kürdistan’da sürdürdüğü sömürgeci savaşı destekleyen Avrupa ülkelerinin ikiyüzlü politikalarına karşı Avrupa’daki Kürt kitlesinin ve dostlarının yürüttüğü bu mücadele, çok anlamlı ve değerli bir özgürlük-demokrasi mücadelesidir. Hareketimizin ve Avrupa’daki çeşitli kurumların yaptığı çağrılar temelinde cumartesi günü gerçekleştirdikleri basın toplantısıyla 52 günlük açlık grevini sona erdiren eylemcilerin Önderliğin istemine ve çağrımıza uymaları yerinde ve doğru bir tutum olmuştur. Bundan sonraki süreçte Abdullah Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi ve Avrupa’daki yurtsever halkımızın değişik biçimde eylemlerini sürdüreceklerine inanıyor, bu temelde kendilerine üstün başarılar diliyoruz. Avrupa Birliği kurumlarının yaptığı çağrılarda verdiği söze bağlı kalmaları gerektiğini hatırlatıyor ve tüm demokratik güçleri Önderliğimize karşı 9 aya yakındır sürdürülen insanlık, hukuk ve ahlak dışı tecrit politikasına karşı tutum almaya çağırıyoruz.”

ANF/BEHDİNAN