38’de Mustafa Kemal’in terk-i diyar ettiği haberini alan zatın teki kafasına sarığını geçirir ve fırlar sokağa. Yıllar süren şapka devrimi yasaklarından kurtulduğunu zanneden zavallı adam zabitlerden bir güzel dayak yer. Dayak yerken de şaşkınlıkla zabitlere sormaktadır: „Ne oldu, yoksa Mustafa Kemal Paşa ölmedi mi?“
***
1980’lerin sonlarına doğru artık Turgut Özal, Türkiye’de liberal ekonominin gazına basarken, Cemal Süreya, Muzaffer Buyrukçu’yla birlikte Özal’ı halkın önünde birlikte intihar etmeye çağırırlar. Süreya’ya göre bu şekilde hem halk Özal’dan, hem Özal kendi sıkıntılarından kurtulacak hem de kendi ölümü bir işe yarayacaktır.
Süreya ile Özal 3 sene arayla öldü. Özal öldükten sonra Süreya’nın düzeleceğini sandığı hiçbir şey düzelmedi. Aksine takipçileri o kadar sadık kaldı ki Özal’a, rahmetli hep memleketi kurtaran adam olarak anılageldi.
***
Doğan Güreş, Tansu Çiller siyaset sahnesinden silindiğinde Kürtlerin imhasını hedefleyen sistem dağılıp gitmedi. Onlara taban tabana zıt AKP iktidara geldiğinde de Kürt sorununa klasik yaklaşımda çok ciddi bir değişiklik olmadı.
Türkiye’de sistem konu Kürt karşıtlığı, anti-komünizm, anti-sol söz konusu olduğunda doğal reflekslere sahip. Liderlerin, hükümetlerin bu refleksler üzerindeki etkisi oldukça zayıftır. Türkiye’de iktidarlar Kürtleri, demokrasi güçlerini zayıflatma, geriletme çabasından hiçbir şekilde vazgeçmezler, vazgeçmemişlerdir.
Türkiye’de AKP iktidarının değişmesinin Kürt sorunu üzerinde olumlu bir etkisi yoktur. İktidarın AKP’den CHP’ye geçmesi, CHP’den MHP’ye geçmesinin de etkileri sınırlıdır. Sistemin üzerine bina edildiği Kürt inkarcılığı ancak Kürt hareketlerinin, Türkiye’deki demokrasi hareketinin güçlenmesiyle geri adım atar. Bunun dışında adı AKP, CHP, MHP, DSP ne olursa olsun Türkiye’de mevcut siyasal yapıdan Kürtlerin lehine bir hareket gelişmesi çok mümkün gözükmüyor.
Sistemler öyle dünden bugüne değişmiyor. Hele hele Kürt sorunu söz konusu olduğu zaman değişim çok ağır ve Kürtlerin gösterdiği dirençle doğru orantılı bir şekilde ilerliyor.
***
15. yüzyılda „manyak“ diye VI. Charles’ın ölüp tahttan düşmesi için gözünün içine bakarlardı. Nihayetinde öldüğü zaman çıkıp bağırdılar „Kral öldü, yaşasın Kral“ diye. Ama gelin görün ki VII. Charles selefini manyaklık konusunda hiç aratmadı.
Şimdi muhalifleri Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidardan düşmesini, onun gerilemesini umut ediyor. Bela okuyanı, beddua edeni bol. Bunu amaç edinen, herşeyin önüne koyanların sayısı da hiç de az değil. Gelin görün ki Erdoğan bitse, AKP kapansa, bu cemaat düzeni darmadağın olsa da Türkiye’de iktidar döngüsü Kürtlere dost bir yapı çıkarmayacak. Nasıl ki Erdoğan, Necmettin Erbakan’ı, Mesut Yılmaz’ı ve hatta Bülent Ecevit’i aratıysa, şu andaki siyasal yapının çıkaracağı liderlerin tümü Erdoğan’ı da aratacak.
Bu yüzden mücadelenin artık neredeyse 100 yıla yaklaşan Kürt inkarı üzerine bina edilen sistemle olduğunu asla unutmamalıyız. Sadece AKP karşıtı diye hiçbir güç, hiçbir siyasal oluşum demokratların, sosyalistlerin, Kürtlerin ve ötekilerin sempatisini kazanamaz.
AKP’den kurtulmak