Türk devleti kadar terör tanımlaması yapan, “terör örgütü, terörist” üreten bir devlet neredeyse yok. Bu icraatını yapan AKP gibi bir parti bulmakta da zor. Siyasetçisinden sanatçısına, hukukçusundan gazetecisine, akademisyeninden öğrencisine kadar toplumun her kesiminin içerisinde yer aldığı bu “terör” açılımının baş mimarının AKP olduğunu herkes bilir artık.
AKP’nin bilimsel(!), akademik(!) çalışmalara da hayli ilgili olduğunu, İdris Naim Şahin’in son demeçlerinden anladık. Artık Türkiye’de sorunlara köklü çözümün(!) bulunduğunu böylelikle öğrenmiş olduk. Bu, tarihe ve topluma yeni bakış açısı demek oluyor. Buna AKP profesörlerinin, entelektüellerinin çok kafa yorduğu anlaşılıyor. Bir ekip çalışmasıdır. Şahin’in tıkandığı yerde Arınç’ın gözyaşları sel olup akıyor. Bulmuşlar formülü, artık ayakları yere değmez oldu. Bu aynı zamanda Demokratik Devlet-eşit yurttaşlık formülü oluyormuş. Denklemini kurarsak: toplum= terörizm (her zaman potansiyel tehlike). Devlet+ iktidar = demokratik, özgür, adil, eşit toplumsuz bir dünya. Yani artık toplum olmadan herkes başının çaresine bakmalı. AKP’nin Kürt sorununa yaklaşımına bu denklemi indirgersek: Kürt sorunu = düşünmediğinde yoktur. Sadece düşündüğüm zaman vardır.
Böylece sorunların köklü çözümü sağlanmıştır. Bu sadece tolumun sanat, kültür, ahlak, siyaset gibi alanlarında gelişmiyor. Devlet tabiriyle terörizmin kol gezdiği çevreye, doğaya dönük de atılan adımlar oluyor. Soluduğunuz hava terörize olmuş olabilir. Bunun için AKP’nin kesintisi olduğunda şaşırmayın. Ansızın kapınız çalınabilir, size de bir etiket sorulabilir. Korkmayın, devlet güvencesidir. Gizliliği esastır. Bu arada zaten ekonomik bir dalgalanma var. Faturası sizden çıkarılabilir. Nasıl olsa toplumsunuz. Toplum, halk bunun için, bu günler için vardır. Biz fedakarlık yaptıkça devlette kalkınır. AKP gibi bak, AKP gibi düşün, AKP gibi yap. Artık karar sizin; ya seversiniz ya da terk edersiniz; veya kaderinize boyun eğersiniz. 
Toplumun içine düştüğü durum bu. Herkes farkında değil mi? Bilemiyorum. Ama bunun AKP iktidarının yaşadığı ruhsal çöküntünün, çözümsüzlüğünün toplum üzerindeki yansıması olarak görülmesi de yanlış değil. Eğer biri gölgesinden korkar hale gelmiş, çevresini öcü sanıp saldırganlaşmışsa, bu toplum için tehlikelidir. Bunun toplum içinden alınıp ya bir tımarhanede, ya da bir rehabilitasyon merkezinde tedaviye alınması gerekir. AKP iktidarının durumu bu. Şizofrenik bir durum. Kendini kaybetmiş. Kire battıkça batan, başka bir çaresi de kalmayan bir partinin topluma vereceği ne olabilir ki?
Toplumda terör türetildikçe, devlet terörü her zaman örtülü, açık, meşru kılınır. Devlet katleder, suçlu halktır. Halk her zaman potansiyel teröristtir. Bunun karşılığı da katliamdır. İşte bu kadar basit bir denklem kurulmuş. İnkar edilenin, yok sayılanın, ezilenin, sömürülenin, toplumun ezici çoğunluğu her zaman sistemi inşa edecek hammaddedir. Bu anlamda devlet için toplum vardır; ama toplum kendisi için yoktur, olamaz da. AKP’nin dayandığı mantık ta bu.
Şizofrenik bir vaka boyutunda iktidar ele alındığında daha doğru sonuçlara ulaşılacağı kanısındayım. Teşhis doğru ise, müdahalesi-tedavisi doğru sonuç verir. Bu anlamda toplumun sorumluluğu vardır. Toplumumuz bu tür vakalara pek te yabancı değil.