Ülkemizdeki siyasi ve askeri durum gittikçe gerginleşiyor. Her taraftan daha fazla savaş naraları duyulur oluyor. Devletin savaş kurumları toplantı üstüne toplantı yapıyor. AKP’nin oluşturduğu paralı askerler, gösterişli eğitimlerin ardından savaş alanlarına sürülüyor. Çarpışma haberleri ve artan askeri hazırlıklar yanında, özellikle Kürt demokratik siyasetine yönelik tasfiye operasyonları da artarak sürüyor.
Üstelik bütün bunlar, Diyarbakır’ın göbeğinde çürümeye yüz tutmuş kafataslarının toprak altından çıkarıldığı bir ortamda yapılıyor. Yani kirli savaşın bütün kötülüklerinin ortaya çıkarıldığı bir ortamda. Demekki geçmişin kirli savaş sonuçlarından yeterince ders çıkarılmıyor. Zaten Diyarbakır’da çıkan kafataslarını incelemeye fazla bir ilgi de yok. Haftalar geçmiş olmasına rağmen, devlet hala sözkonusu katliamların ne zaman yapılmış olduğunu tespit etmiş bile değil.
AKP işte böyle bir ortamda “kendisinin iyi bir yönetim olduğunu ve ileri demokrasi getirdiğini” iddia ediyor. Halbuki ülkemizde çok kötü şeyler yaşanıyor ve gidişat daha da tehlikeli. Elbette bütün bunlara da AKP’nin izlediği politikalar yol açıyor. AKP artık demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünü tamamen bir yana bırakmış durumda. Tüm politikalarını “PKK’yi nasıl yok ederim” üzerine kurmuş bulunuyor. Yani kendinden önceki özel savaş hükümetleri gibi. Mevcut haliyle Başbakan Tayyip Erdoğan’ın politik yaklaşımlarının, Kenan Evren’inkinden, Tansu Çiller’inkinden pek bir farkı yok.
Dahası bu politikaları izlemede AKP’nin geliştirdiği araç ve yöntemlerde de pek bir farklılık yok. Hepsi Evren’in ve Çiller-Güreş yönetiminin izlediği yöntemler. Bu noktada AKP’nin iddiası “Ben bu yöntemleri daha etkili uygularım” üzerine oluyor. Halbuki Evren ve Çiller yönetimleri de özel savaşı topyekûn boyutlarıyla çok etkili uyguladılar. Onlara da ABD ve AB çok yönlü destek verdi. Fakat tüm bunlara rağmen PKK’yi yok etmede başarılı olamadılar. Dolayısıyla geçmişi tekrarlayan AKP’nin de başarı şansı yoktur.
AKP hükümeti diyor ki, “Ben ordu ve polisi daha etkili kullanırım, daha başarılı savaş yaparım”! Başarı ölçüsü de işte ortada: Roboskî katliamı. Peki Evren ve Çiller döneminde daha mı az katliam yapıldı? Necdet Özel ile şimdinin polis şefleri, Doğan Güreş ve Mehmet Ağar’dan daha başarılı özel savaşçı olabilirler mi? Bunu olabilir görmek mümkün değildir. Zaten hiç kimse de AKP’ye böyle bir şansı tanımamaktadır.
Başka bir yöntem olarak AKP, Kürt toplumunda azalan desteğinin yerini doldurabilmek ve PKK’nin kitle desteğini bölüp azaltabilmek için liberal ve İslami Kürt hareketleri yaratma taktiğine başvuruyor. Örneğin, ufak bir hukuk oyunuyla Hizbullahçıların cezaevinden çıkmalarını sağladı ve şimdi de yeni bir örgüt olarak onları yeniden piyasaya sürüyor. Yine Avrupa’da kapı kapı dolaşarak Kürt bulmaya ve Türkiye’ye getirmeye çalışıyor. Buna rağmen Türkiye’ye dönmeyenlerin mal varlığına haciz koydurtarak onları teslim olmaya zorlamak istiyor. AKP kendine teslim olmamış bir Kürt bile kalsın istemiyor.
Şimdi bu politikaların da bir yeniliği var mı? Hizbullah zaten 1991-95 arasında çok yoğun kullanılmadı mı? Kürt toplumunu zorlamış olsa da, PKK’yi yok etmek için yetmediği açıktır. Yine Avrupa’dan insan taşımanın ustası Turgut Özal’dı. Peki sonuçta Özal hangi noktaya geldi? PKK ile görüşme noktasına. Demekki Avrupa’dan, Başbakan’ın deyimiyle “Kürt kökenli” insan arayıp Türkiye’ye taşımakla PKK yok edilemez.
Kürtler o kadar bilinçsiz ve ahmak değiller ki, hemen Avrupa’dan getirilen ne olduğu belirsiz kişileri tutup kendilerine baş etsinler! Bu yaklaşımın kendisi bile başlı başına Kürt toplumuna hakarettir. Onları küçük, geri, bir şeyden anlamaz yerine koymaktır. Oysa Kürtler otuz yıldır özgürlük için kesintisiz direniyorlar. Bu konuda her türlü zorluğu göğüsleyip en ağır bedelleri ödediler. Derin bir bilinçlenme ve örgütlülük yarattılar. Artık dünyayı, kendilerini tanıyorlar, kimin ne olup geçen dönemde neler yaptığını çok iyi biliyorlar. Dolayısıyla bu toplumu Avrupa’dan ithal edilen birkaç kişiyle kandırmak asla mümkün görünmüyor.
AKP diyor ki, ABD ve AB beni destekliyor, buna dayanarak PKK’yi savaşla yok edebilirim! Bu konuda ABD’nin Ortadoğu’daki savaş politikalarına dayanmak istiyor. Halbuki bu durumun da bir yeniliği yok. ABD ve AB geçmişte de Türkiye hükümetlerini destekliyorlardı. Evren de, Çiller de ABD ve AB’den destek alıyordu. Hatta belkide AKP’den daha çok desteğe sahiptiler. Buna rağmen başarılı olamadılar. Şimdi ABD elçisi ikide bir AKP hükümetini eleştiriyor. Fransa ve benzer Avrupa ülkelerinin son politikaları ortada. Dolayısıyla AKP’nin “kendisinin fazla desteklendiğini” sanması yanılgı olur.
Geriye Ortadoğu politikaları ve Ortadoğu’dan sağlanacak destek kalıyor. Bu konuda yeni olan, AKP’nin İran ile birlikte operasyon yapabilmesiydi. Bu siyaset de 2011 Temmuz’unda zirveye ulaştı. AKP aynı duruma şimdi İran’ı razı edemiyor. İran ile ABD ve AB arasında ilişki kurdurtarak bu sonuca ulaşmak istiyordu, ama ertesi gün bu çabaları sonuçsuz kaldı. İran ile Avrupa ve ABD sert yaptırımlar sürecine girdi. Böylece AKP’nin İran’dan destek alma çabaları sonuçsuz kalmış oldu. Yakın gelecekte de İran’dan fazla destek alabilecek gibi görünmüyor.
Irak ve Hewlêr yönetimine gelince, ne kadar zorlasa ve ABD üzerinden baskı yürütse de, AKP’nin bu alandan da mevcut olanı aşan bir destek alabilmesi imkansız gibi. Zaten AKP’nin son zamanlarda Bağdat yönetimiyle ilişkileri epeyce gergin. Hewlêr yönetimi ise, “Kürtler arası bir çatışmanın tarafı olmayacağını ve PKK’ye karşı savaşmayacağını” açıkça ilan etmiş durumda. Zaten Kürt kamuoyunun da böyle bir duruma izin vermeyeceği netçe görülüyor. Geçmişte Evren ve Çiller yönetimlerinin PKK’ye karşı KDP ile birlikte savaşma gücüne ulaşmış oldukları dikkate alınırsa, şimdi AKP’nin bu konuda ne kadar zayıf kaldığı açıkça görülür. O halde Evren ve Çiller’in başaramadığını Tayyip Erdoğan nasıl başaracaktır?
Dikkat edilirse, AKP hükümetinin izlediği Kürt politikasının Evren ve Çiller yönetimlerinin izlediği politikalardan pek bir farkı kalmamıştır. AKP’nin yaptığı, geçmişin ürkek bir tekrarıdır. Bu politikalarda fazla bir gücü ve yeteneği de yoktur. O halde Evren ve Çiller yönetimlerinin başarısız kaldığı politikaları izleyerek AKP’nin başarı elde etmesi mümkün değildir. Sonuç vermeyeceği baştan belli olan politikaların da ülke ve topluma çok fazla zarar vereceği açıktır.
Politika ve askerlik bilimini biraz bilenler net olarak görürler ki, bu konuda PKK’nin çok fazla çaba harcamasına da gerek yoktur. Büyük hatalar yapmasın ve sağlam durmayı başarsın PKK açısından yeterlidir. Zaten son dönemlerde de İmralı, PKK ve BDP’den benzer mesajlar yansımaktadır. Demekki Kürtler politik sürecin farkında ve sürece hakimdir. O halde AKP’nin mevcut politikalarının başarı şansı yoktur, AKP yenilgiye mahkûmdur!..