Aralıksız devam eden operasyonlar, ölen ve öldürülen insanlar, PKK’li ve Kürt oldukları için linç edilenler. Ülkenin son durum göstergesi, psikolojik savaşın ta kendisi…
Erdoğan, “İşin odağına sadece güvenlik politikaları yerleştirilmedi, demokratikleşme iradesi terörle mücadeleye kurban edilmedi” diyor ama, Kürt sorununun sadece güvenlik sorunu olarak algılanması ve saldırıya her koldan devam ediliyor olması. Sadece Kürtleri değil hak arayan her kesimi, herkesi terörist ilan ederek iktidarını pekiştirme anlayışı. Kürtler Müslüman değil Zerdüşt, domuz yiyorlar vs. Alın size dindar ve kindar gençlik yetiştirmenin gerekçesi.
İktidarın Kürt açılımı ile başlayan milli birlik nidaları ile rafa kaldırılan söylemleri, savaştan ve savaşın devamından yana olmayan halkın oyalanması, olmazsa imhası ileri demokrasi anlayışı.
“Demokrasinin gereği neyse onu yaparız”dan çocuk, kadın, siyasetçi demeden hapishanelere doldurulması, öldürülmesi.
Devlet eliyle öldürülen çocuk sayısı 1992’de 115… Sonrasında öldürülenleri biliyoruz, anne kucağında öldürülen, babasının yanında öldürülen Kaymaz’dan, Ceylan’a Roboskî’de öldürülen Ceylanlara kadar… Sadece Roboskî’de öldürülen çocuk sayısı 19 gerisini devlet biliyor biz de biliyoruz.
Erdoğan’ın dünyada ilk olduğu ile övündüğü, ”çocuklara armağan edilmiş olan tek bayram 23 Nisan Ulasal Egemenlik Bayramı” diyor. Kutlamalar var. Bütün dünyadan çocuklar davetli ama Kürt çocukları hapishanelerde. Çocukların katilleri dışarıda. Hükümetin bugüne kadar katillerin ortaya çıkarılması ile ilgili en ufak bir çabası olmadı, bu da çocuklara gösterilen özensizliğin ne kadar açık olduğunun göstergesi. Başka bir deyimle katillerin gizlenmesi.
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sloganına tam bağlılık gösterdiklerini sürekli vurgulayan ve yüzde 40 oy alarak iktidar olduklarını dolayısıyla egemenliği kendilerinde gördüklerinin işaretini vererek yaptıkları her şeyi haklı göstermek, ama, halkın sadece noter olduğunu, parti liderlerinin seçtiği adayları halkın oyladığını açıkçası halkın sadece noter görevi yaptıklarını göz ardı ederek iktidarı tek kişiyle sınırladıkları. Meclis çoğunluğunun ellerinde olduğunu her vesile ile açıkladıkları, istedikleri yasaları istedikleri çabuklukta çıkardıkları, aleyhlerinde olan her şeyi çoğunlukla reddettikleri halde. Seçim yasasını bir türlü değiştirmedikleri. İşte AKP’nin egemenlik anlayışının göstergesi...Demirtaş’ın deyimi ile eğer AKP’nin ne olduğunu hala görmemiş olanlar varsa İçişleri Bakanı’na bakmaları yetecektir. AKP’nin çıplak yüzü ve iktidar anlayışının en güzel örneğini vermektedir İdris Naim Şahin…
AKP’nin egemenlik anlayışı