
Uluslararası Kriz Grubu, Türkiye'deki Kürt sorunuyla ilgili raporunu açıkladı. 'Türkiye: Kürt sorununun çözümü ve PKK' başlığını taşıyan raporda hem Türk hükümetine hem de Kürt özgürlük hareketine ateşkes çağrısı yapıldı.
Brüksel merkezli Uluslararası Kriz Grubu (ICG), Kürt sorununa ilişkin yeni bir rapor hazırladı. Önceki gün yayımlanan 42 sayfalık raporda, AKP Hükümeti'nin 'Demokratik Açılımı' ile Oslo ve İmralı sürecinin neden sona erdiği irdeleniyor. Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da son 13 yılın en şiddetli çatışmalarının yaşandığı vurgusunun yapıldığı raporda, AKP Hükümeti'nin Kürt sorunu konusunda zikzaklı bir çizgiye sahip olduğu kaydediliyor. Görüşme sürecinin sonuçsuz olmasını net bir çözüm stratejisinin bulunmadığına bağlayan ICG, bu durumu değiştirmenin zamanı geldiği belirtiliyor.
'Ateşkes sağlanmalı'
Kürtlerin silahlı mücadelesi, PKK'nin Ortadoğu ve diasporadaki durumu, BDP, Kürt hareketinin talepleri ve yürütülen görüşmelerin değerlendirildiği raporda, Türk Hükümeti, Kürt hareketi ve Türk devletinin müttefiklerine dönük öneriler yer alıyor. Kürt sorununda çözüm sürecinin zemininin oluşturulması için Türk Hükümeti ve Kürt hareketine öneriler özet olarak şöyle:
- Ateşkese yönelik çalışılmalı, bombardımanlar da dahil operasyonlardan kaçınmalı,
- PKK, şiddet içeren kitlesel gösterileri dizginlemeli, devlet güçleri gösterilerde uyguladığı şiddeti minimalize etmeli,
- Ateşkese ulaşılmazsa dahi Kürtlerin anadilde eğitim, seçim barajının düşürülmesi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, yasalardaki ayrımcılığa son verilmesi gibi meşru ve geniş talepleri ele alınmalı,
- TMK ve TCK değiştirilmeli,
- Kamuoyu eğitimde çok dilliliğin, etnik çeşitliliğin ve yerel yönetimlere daha fazla yetki tanınmasının uluslararası meşruluğu konusunda bilgilendirilmeli,
- Reform konusunda siyasi partiler arasındaki görüşmeler kolaylaştırılmalı,
- Silahlı mücadelenin sonrasında Kürt militanlarının topluma reentegrasyonu için önlemler paketi kamuoyuna açıklanmalı.
Kürt hareketine öneriler:
- Dil, eğitim ve kamusal alanda istenen reformlar somutlaştırılmalı,
- Öz Savunma Güçleri talebinden vazgeçmeli, Türkiye'de paralel devlet olarak değerlendirilebilecek her türlü yasadışı siyasi örgütlenmeye son vermeli, savaşa son verme amacına sadık kalmalı.
Türkiye'nin müttefiklerine öneriler:
- Türk Hükümeti ve kanaat önderleriyle ilişki kurarak etnik, dilsel ve dini gerilimleri yok etmeye dair deneyimlerini paylaşmalı,
- Azınlık haklarının korunması, ifade özgürlüğü ve mahkeme öncesi uzun tutukluluk süreleri olmaksızın adil bir yargılama süreci sağlama konularında Türkiye’yi uluslararası taahhütlerine bağlı kalması için teşvik etmeli
Kürt değil Türk sorunu mu?
Raporda dikkat çeken bir husus, Türk devletinin 'Kürt sorunu ayrı, PKK sorunu ayrı' yaklaşımının desteklenmesi. Bu bağlamda Kürt sorununun çözüm adresi olarak Meclis gösteriliyor. Rapora göre önce Kürtlerin temel hakları güvence altına alınmalı, ardından PKK ile müzakere yürütülmeli. Müzakerelerin amacı ise PKK'nin silahsızlanması ve feshedilmesi.
AKP Hükümeti'ne verilen temel mesaj ise şöyle: "Türkiye, temel hakları [anadilde eğitim, ayrımcı yasa ve uygulamalara son verilmesi, merkeziyetçiliğin aşılarak yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, seçim barajının düşürülmesi] benimseme gücünü gösteremezse, o zaman bir Kürt sorunundan ziyade bir Türk sorunu olduğunu gözler önüne sermiş olacak. Türkiye hala güçlü bir pozisyonda olup, ileriye gidebilir ve aniden biten Demokratik Açılım ile yarattığı hataları düzeltebilir. Ancak yükselen gerilim radikalleşen gençlik gözönünde bulundurulduğunda, bu olanaklar penceresinin yakında kapanabileceği unutulmamalı."
Kimlerle görüşüldü?
ICG'nin Kürt sorunu konulu ikinci raporu için hem çok sayıda makale, haber, araştırma, açıklama vs. değerlendirildi hem de söyleşiler yapıldı. Kürt hareketinden Sabri Ok, Remzi Kartal ve adları açıklanmayan kadrolar ile görüşülürken, raporda yanlış değerlendirilebilecek birçok tespit AKP'ye yakın duran Kürtlere (örneğin Mazhar Bağlı, Ümit Fırat, Zeynel Abidin Kızılyaprak) dayandırılıyor. Yalçın Akdoğan'ın makalelerinden çok sayıda alıntıya yer verilen rapor için ayrıca Türk Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, ismi verilmeyen Batılı diplomatlar ve Türk yetkililer, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, MHP Grup Başkanı Oktay Vural, araştırmacılar Jonathan C. Randal ve Aliza Marcus gibi isimlerle görüşüldü.
ICG nedir?
Uluslararası Kriz Grubu (ICG), 1995 yılında, ABD'nin eski Türkiye Büyükelçisi de olan Carnegie Uluslararası Barış Vakfı eski başkanı Morton Abramowitz öncülüğünde kuruldu. Bir think tank kuruluşu olan ICG'nin danışman kurulu eski bakan ve diplomatlardan oluşuyor. ICG, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan veya çıkması olası çatışmalara ilişkin, dışişleri bakanlıkları ve uluslararası kuruluşlarca değerlendirilen raporlar hazırlıyor. Çözüm için önerilerde bulunan ICG, zaman zaman müzakerelere de katılıyor. 9 bölge temsilciliği olan kuruluş, 50 ülkeden 135 elemana sahip. Yıllık 15 milyon doları aşan bir bütçeye sahip olan ICG, finansmanının yarısından fazlasını Batı hükümetleri, Türkiye ve Avrupa Komisyonu'ndan sağlıyor.
HABER MERKEZİ