AKP’den önce Kürt var mıydı?

Forum Haberleri —

21 Kasım 2022 Pazartesi - 08:00

.

.

  • Savaşı Türkiye sınırlarının ötesine, Kürtlerin yaşadığı diğer ülkelere bile taşıyan hükümetin temsilcilerinin her seçim öncesi “Kürt meselesini biz çözdük" demesi oldukça ucuz bir seçim yatırımından başka bir şey değil.
  • Çözüm laflarıyla falan köprüyü Kürtlerin sırtına binerek geçmek istiyorlar. Seçim zamanı geldi; geleneksel “Kürt kökenli kardeşlerim” festivali başlıyor. Kürtlerin en insani hakkı olan Kürtçe konuşmasını bile bir lütuf olarak sunan bu yapıdan Kürt sorununun çözümü çıkmaz.

 

OKTAY CANDEMİR

Eğer siyasi partilere dizi ismi verilseydi, AKP'nin muhtemelen Yalan Rüzgârı olurdu. Neticede "Bizden önce evlerde buzdolabı yoktu" diyecek kadar yalanın çıtasını oldukça yükseltmiş bir partiden söz ediyoruz.

Hatta AKP’li Özlem Zengin, “Erdoğan’dan önce kadınların hiçbir hakkı yoktu” demişti.

Neredeyse AKP’den önce bir hayat yoktu diyecekler. Yakında “Bizden önce su yoktu, oksijen yoktu” derlerse sanırım kimse şaşırmayacak.

Artık bu müştemilatın yalandan başka sığınacağı bir şeyi yok. "Denize düşen yılana sarılır" atasözünü AKP’nin içinde bulunduğu duruma uyarlarsak, “Oyu düşen yalana sarılır” diyebiliriz.

Bunların bir yalanı daha var ki; Habbeyi Kubbe yaptılar.

Diyorlar ki, "Erdoğan’dan önce Kürtler ‘Ben Kürt’üm’ diyemiyordu." Bu cenaha bakarsan Erdoğan’dan önce Kürt de yoktu.

Daha 3 gün önce Kürtler konusunda hangi fikirlere sahip olduğunu bildiğimiz Süleyman Soylu bile bunu söyledi.

Ama yalan! 

Erdoğan’dan önce de Kürtler "Ben Kürt’üm" diyordu. Sokakta, evde Kürtçe konuşabiliyordu. Ama iş Kürtlerle ilgili yasal düzenleme talebine geldiğinde dönemin muktedirleri, şiddete başvuruyordu, tıpkı bugün AKP’nin yaptığı gibi.

Türkiye’de Kürtlerin yürüttüğü mücadele ile hükümetler zaman zaman Kürt sorununda geri adım atmak zorunda kalmıştır. 12 Eylül darbesi ile uygulanan Kürtçe yasağı 1991'de Özal tarafından kaldırılmıştır. Bülent Ecevit, 14 Mart 2002’de Kürtçe televizyon programları yayınlanması konusunu Milli Güvenlik Kurulu’nda gündeme getireceğini söylemiş ancak iktidarının ömrü buna yetmemiştir. Ecevit hükümeti döneminde AB uyum süreci çerçevesinde bir dizi yasal adımlar atılmıştır.

Normal şartlarda geçmiş iktidarları ve iktidarda oldukları konjonktürü göz önünde bulundurduğumuzda Kürt sorunun yasal zeminde çözümü için adım atmayan tek iktidar AKP iktidarıdır. En azından diğerleri, “Biz çözmek istiyoruz da, asker bırakmıyor” diyerek askeri vesayeti işaret ediyorlardı. Bu söylemin anlaşılır tarafları da vardı. Özal federasyon dediği için öldürüldü, Erbakan ‘çözelim’ dediği için iktidardan alaşağı edildi.

Şimdi ise neredeyse devletin tüm yetkilerini elinde bulunduran, Başkanlık sistemiyle ülkeyi yöneten, kendi vesayetini kurmuş bir iktidardan söz ediyoruz ve AKP, 20 yıldır suni çözüm süreci dışında (Oy kaybettiğini gördüğü an onu da bitirmiştir) Kürt meselesi konusunda tek bir adım atmamıştır.

Tam tersine Kürtlerin hak mücadelesi ile kazandığı haklarını AKP elinden almıştır. Kürtlerin oylarıyla seçtikleri belediyelere kayyum atanmış, seçtikleri belediye başkanları tutuklanmış, milletvekilliği dokunulmazlığı geçersiz kılınarak tüm milletvekilleri tutuklanmış, Kürtçe TV’ler, gazeteler KHK ile kapatılmış, insanlar sırf HDP’ye oy verdikleri için işinden gücünden atılmıştır. 

Öncekilerde Kürt meselesinde şiddeti çözüm olarak görürlerdi ama hiç biri Kürt gençlerinin cenazesini kargo kutularının içinde ya da Adliye kapısında bir koli içinde ailelerine teslim etmedi.

Vaziyet böyle iken şimdi diyorlar ki, “Erdoğan’dan önce Kürtler ‘ben Kürt’üm’ diyemiyordu." Kürtlerin ağır bedeller ödeyerek kazandığı en insani haklarını bile bir lütufmuş gibi sunuyorlar. Bugün devlet dairesinde çalışan Kürt memurlar rahatlıkla "Ben Kürt’üm" diyebiliyor mu acaba? Söyleyemezler, çünkü dedikleri an KHK ile "Örgütle iltisaklı" ilan edilerek işten atılacaklarını çok iyi biliyorlar.

Savaşı Türkiye sınırlarının ötesine, Kürtlerin yaşadığı diğer ülkelere bile taşıyan hükümetin temsilcilerinin her seçim öncesi “Kürt meselesini biz çözdük" demesi oldukça ucuz bir seçim yatırımından başka bir şey değil.

AKP, biz Kürtlerden şunu söylememizi istiyor; “Yalan da olsa Kürt’üz, bu bize yetiyor!" 

Fazla değil birazcık Kürt olmamızı istiyorlar. Kürt değil, ‘Kürt kökenli’ kardeşleri olmamızı istiyorlar. AKP’nin Kürt çözümü bundan ibarettir. “Çizdiğimiz sınırların içinde Kürt olun, yeter size” diyorlar. Arada Beyaz Toroslu ölümleri hatırlatarak bizi sıtmaya razı etmeye çalışıyorlar. 

Esaret bahçesinde bir gül olmamızı istiyorlar ama Ape Musa’nın deyişiyle; Kürtler, hürriyet bahçesinde bir diken olmayı tercih ediyorlar.

AKP’nin ‘Kürt sorununu biz çözdük’ propagandasından kasıt, TRT Kurdî isimli kanaldır.

O kanalda Türk tarihini anlatan Diriliş Ertuğrul dizisi Kürtçe dublajla yayınlanıyor. AKP’nin resmi tarih tezi bu kanalda Kürtlere empoze edilmeye çalışılıyor. Bu zihniyet yarın "Kürtçe Anadilde eğitimi kabul ediyorum" derse bile okullarda Kürt çocuklarına Türk’ün tarihini anlatacak. Kürt çocukları, Yavuz Selim'in, Süleyman’ın  ‘Fetih’ destanlarıyla büyütülecek.

İbo, Alişan, Aydın Kürtçe klip çekebiliyor diye Kürt sorununun çözüldüğünü iddia ediyorlar. “Bak çözdük daha ne istiyorsunuz” dedikleri şey Çepik Aydın’ın TRT Kurdî’de şarkı söylemesinden başka bir şey değil.

Çözüm laflarıyla falan köprüyü Kürtlerin sırtına binerek geçmek istiyorlar. Seçim zamanı geldi; geleneksel “Kürt kökenli kardeşlerim” festivali başlıyor. 

Bakış açısı bu olan, Kürtlerin en insani hakkı olan Kürtçe konuşmasını bile bir lütuf olarak sunan bu yapıdan Kürt sorununun çözümü çıkmaz.

Ölümünün 22. Yıldönümünde bir kez daha saygı ve minnetle andığımız Ahmet Kaya ile başladık madem, onun bir şarkısından uyarlayarak bitirelim.

Ezdirmem sana kendimi, hesabım kalsın seçime, elimi yıkar giderim…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.