Artan ihlal ve şikayetler üzerine cezaevlerindeki durumu yerinde incelemek için Türkiye'ye giden AKPM heyeti, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüştü. Avukatlar, 11 aydır devam eden tecride dikkat çeken bir rapor sundu.
AKPM Türkiye Raportörü Fransız Sosyalist Parlamenter Josette Durrieu ve Denetim Komisyonu Sekreteri Sylvie Affholder önceki gün Asrın Hukuk Bürosu'nu ziyaret etti. Heyet üyeleri, İmralı'ya gitmek için Adalet Bakanlığı'na başvuru yaptıklarını belirterek, taleplerine henüz yanıt verilmediğini kaydetti. Heyetle görüşmede yer alan avukatlardan Rezan Sarıca gazetemize yaptığı açıklamada, "Adalet Bakanlığı'na yaptıkları başvurularını anlamlı ve değerli buluyoruz. Sayın Öcalan'a yönelik 11 aydır devam eden ağırlaştırılmış tecrit, ulusal ve uluslararası hukuk açısından kabul edilemez. Kendilerine de bu konudaki kaygı ve endişelerimizi aktardık. Uluslararası alandaki tepkisizliğe yönelik eleştirilerimizi de aktardık. Onlar da bu konuyu Avrupa Konseyi'nde gündeme getireceklerini, Adalet Bakanlığı nezdindeki girişimlerini de sürdüreceklerini belirtti" dedi.
Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Merkezi'nden(CPT) bir heyetin Türkiye ziyaretine ilişkin gelişmeleri basından öğrendiklerini belirten Av. Sarıca, "CPT'nin Avrupa merkeziyle görüşerek, İmralı'yı da ziyaret etmeleri yönündeki talebimizi tekrar aktaracağız" dedi.

18 sayfalık rapor
Asrın Hukuk Bürosu avukatları, heyete 27 Temmuz'dan itibaren devam eden tecride dikkat çeken 18 sayfalık bir rapor da sundu. İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Abdullah Öcalan'ın tecrit koşullarına dikkat çekilen raporda, Şubat 1999 tarihinden 17 Kasım 2009 tarihine kadar özel güvenlikli bir ada cezaevinde tek başına tutulan Öcalan'a uygulanan tek kişilik izolasyonun, Kasım 2009'dan bu yana eklenen 5 mahpus ile birlikte "dar grup izolasyonuna" dönüştüğü vurgulanıyor. Raporda, "Bu 13 yıllık izolasyon geçmişi üzerine temellenen yepyeni bir durum söz konusudur. Son 11 aylık izolasyon pratiği, 13 yıllık izolasyon rejiminin yeni ve ağırlaşmış biçimidir" denildi. Tecrit koşullarının 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana daha da ağırlaştırılmış bulunduğunun altının çizildiği raporda, "Sayın Öcalan ile ailesi ve yasal temsilcilerinin görüşme yapma hakları hükümet tarafından tamamen keyfi ve siyasi nedenlerle 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana engellenmiş durumdadır. Yanı sıra Sayın Öcalan'ın sağlık durumu hakkında bilgi verecek telefon, faks ve benzeri iletişim haklarından yararlanması da engellenmektedir" ifadelerine yer verildi.

Yaşamından endişeliyiz
Tecridin bir hükümet politikası olduğuna vurgu yapılan raporda şöyle denildi: "Sayın Öcalan'ın şahsı üzerinden bizzat Başbakan tarafından 'İdam cezası uygulanmalıydı, biz olsak idam ederdik' şeklindeki yaklaşımı, bu konuda halen devlet adına ne denli intikamcı ve tehdit içeren bir zihniyetin hakim olduğunu yansıtmakta ve bu durum bizi Sayın Öcalan'ın yaşamı hakkında ciddi kaygılara sevk etmektedir." 

Savunma hakkı engelleniyor
Öcalan'ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde devam eden dosyalarının gidişatından da haberdar olamadığına ve savunma hakkını aktif olarak kullanamadığına işaret edilen raporda, "Ayrıca Başbakan tarafından direk hedef gösterildikten kısa bir süre sonra 22 Kasım 2011 tarihinde Sayın Abdullah Öcalan'ın hukuki temsilciliğini üstlenmiş Asrın Hukuk Bürosu avukatlarına yönelik gerçekleştirilen operasyon sonucu Sayın Abdullah Öcalan'ın avukatlarının neredeyse tamamı gözaltına alınmış ve 36 avukatı tutuklanmıştır. Dünya tarihinde avukatlara yönelik benzeri görülmemiş bir saldırı anlamına gelen bu operasyonla Sayın Öcalan savunmasız bırakılması hedeflenmiştir" uyarısında bulunuldu.

Hükümetin keyfi engeli!

Görüşmelerin keyfi gerekçelerle engellendiğine işaret edilen raporda şu bilgiler verildi: "27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana 47 haftadır avukatların yapmış olduğu 92 görüşme başvurusunun hiçbirine olumlu yanıt verilmemiştir. Haftalık olağan görüşmelere engel olarak gösterilen 'hava muhalefeti' ve 'gemi arızası' ve son iki aydır 'gemi onarımda' ve şimdi de 'geminin onarımdan dönmesine rağmen liman başkanlığından çıkarılması gereken evrak eksikliği' gerekçelerinin tamamı uydurma gerekçeler olduğu, hükümetin hukuku ve kendi yasalarını çiğneyerek görüşmeleri keyfi bir şekilde engellediği ortadadır."

Hükümet itiraf etti

Bu konuda hükümet kanadından yapılan ve basına yansıyan açıklamalara yer verilen raporda, Türk Başbakan Recep T. Erdoğan'ın ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in Öcalan ile görüşmenin bilerek engellendiğine dair beyanlarına dikkat çekildi. Raporda Ergin'in "Zaman zaman hava muhalefeti şu bu falan oluyor, ama o ayrı bir şey ama hava muhalefeti olmadığı dönemde de gönderilmediği söz konusudur, Açık yüreklilikle söylemek gerekir... bilerek gönderilmediği oluyor" şeklindeki açıklamasına yer verilerek şu değerlendirme yapıldı: "Sayın Bakan'ın bu izahı deyim yerindeyse sözün bittiği yer anlamına gelmektedir. Şu ana kadar resmi olarak dile getirilen tüm gerekçelerin ve bahanelerin anlamını yitirmesi demektir. Konuyla ilgili en üst düzeydeki yetkili çok açık bir şekilde, hükümet izin vermediği için avukatların Sayın Öcalan ile görüşmediğini ifade etmiştir."
1999 yılından bu yana siyasi konjektörle bağlantılı olarak zaman zaman görüşme yasağının uygulandığına dikkat çekilen raporda, "Hem Başbakan hem diğer Hükümet yetkilileri yapmış oldukları bu açıklamalarda 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana Sayın Öcalan'a uygulanan en uzun süreli görüş yasağının, direkt kendi iradeleriyle hukuku ve yasaları çiğneyerek, keyfi bir şekilde gerçekleştiğini açıkça beyan etmişlerdir" diye kaydedildi.

Avrupa Konseyi'ne eleştiri
Avrupa Konseyi ve CPT'nin tüm bu gelişmeler karşısındaki tavırsızlığına da tepki gösterilen raporda, sorumluluk çağrısı yapıldı. CPT heyetlerinin geçmişte İmralı' ya gerçekleştirdiği ziyaretlere atıf yapılarak, şunlar vurgulandı: "CPT'nin tavsiyelerinden biri de Sayın Öcalan'ın avukatlarıyla olan görüşmelerinin her hafta düzenli yapılması yönündedir. CPT raporlarında açıkça fiili görüştürmemenin, izolasyon halinin ciddi bir durum oluşturacağı ve bu durumun kabul edilemeyeceği açıklanmaktadır. Fakat 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana Sayın Öcalan'ın avukatlarıyla fiili görüştürme yasağı 11 ayı bulmasına rağmen temel hedefi, insanlık onurunu, temel değerler olan demokrasiye, insan haklarına ve yasa düzenine saygıyı sağlamak yolu ile güvence altına almak olan Avrupa Konseyi’nin sessizliğini koruyor olması özellikle Türkiye Başbakanı'nın, 'Eskiden bu görüşmelere kısıtlama getirildiğinde dünya kamuoyunda bu konuda tepki alındığı, ancak bunun tersine döndüğünü ve Türkiye'nin desteğinin yüksek olduğu' şeklindeki açıklaması da dikkate alındığında insanların hukuka ve Avrupa Konseyi'ne olan güvenini sarsmaktadır. Bu temelde ulusal ve evrensel hukuku hiçe sayan hükümetin, keyfi bir şekilde uyguladığı, hangi tarihe dek süreceği kestirilemeyen ve hak gaspına yol açan izolasyon biz de ve kamuoyunda Sayın Öcalan'ın sağlığına ve yaşamına ilişkin ciddi kaygılara yol açmıştır. Sayın Öcalan'a yönelik tüm bu hukuksuzlukları bilgilerinize sunuyor ve bu durumun yarattığı vahamet ve kaygılar nedeniyle duyarlı olmaya çağırıyoruz."

HABER MERKEZİ