7 Haziran’daki seçimlere bir ay kala sarayda tam anlamıyla bir panik havası var. Kendini meydanlara atan Erdoğan her gün birkaç ilde miting yapıyor. Pek çok anket şirketinin verdiği sonuçlar AKP’nin yüzde 40’ların altında olduğunu gösteriyor.
Erdoğan’ın anayasayı ihlal ederek yürüttüğü kampanyalar, algı operasyonları, HDP’ye yönelik sistematik saldırılar oylardaki düşüşü önleyemiyor.
Erdoğan, ne pahasına olursa olsun seçimleri kazanmaya kilitlenmiş durumda. Seçimleri kaybetmesi iktidarının da sonu olacak. İktidardan düşmenin maliyeti çok ağır, onu biliyor. Sonları ANAP veya DYP gibi olmayacak ellerindeki saraylardan olacaklar, hapse düşecekler. Bu yüzden 7 Haziran gecesi her türlü kirli yönteme başvurması kaçınılmaz görünüyor.
Eski DYP’nin başına genel başkan atanan Süleyman Soylu’nun Erdoğan’ın talimatı ile AKP’nin teşkilattan sorumlu genel başkan yardımcısı yapılması da tesadüf değil. Soylu, Efkan Ala, Yalçın Akdoğan gerektiğinde AKP’yi doksanlarda DYP’nin yürüttüğü savaş politikalarına döndürmek için hazırlık yapıyor.
2014 yerel seçimlerine 35 ildeki elektrik “kesintileri” damgasını vurmuştu. Ağrı, Yalova başta olmak üzere 14 seçim çevresinde seçimler iptal edildi. Urfa, Ceylanpınar, Norşin, Gevaş, Hasankeyf, Kozluk, Taşlıçay gibi ilçelerde AKP sandık sonuçlarıyla oynadı. Seçim hileleri en fazla Kürt illerinde yaşandı.
Şimdi seçmen 7 Haziran’da sandık başına tekrar gidecek. Ancak oyların güvende olduğuna dair endişeler giderek artıyor.
Sahte TC numaralarının satıldığı, tek odaya 137 seçmenin sığdırıldığı, boş binalara kayıtlı yüzlerce sahte seçmenin tespit edildiği, hatta oy hırsızlığı mahkemelerce belgelenmiş olan bir AKP ile karşı karşıyayız. Bugün buna örtülü ödenekle amacı belli olmayan bir bütçeye sahip Erdoğan’ın da elinde tuttuğu tüm devlet gücü ile temelde HDP ve Kürt karşıtı açık müdahalesi de eklenince tehlike daha net görünüyor.
Seçim öncesi Kürdistan’ın 18 kentine üç aylığına 20 bin polis gönderilme kararı alındı. Son 20 günde 30 farklı il ve ilçede HDP’nin seçim bürolarına saldırılar yapıldı. Bu saldırıların daha artması bekleniyor.
Tek bir merkezden koordine edildiği anlaşılan saldırıların talimatları da bizzat AKP yöneticilerinden geliyor. AKP genel başkan yardımcısı -olası bir AKP iktidarında içişleri bakanlığına hazırlanan- Soylu açık bir biçimde HDP ve seçmenini tehdit ediyor.
Sandık güvenliğine yönelik sadece HDP cephesi değil, CHP’de ciddi endişeli. Kısa bir süre önce CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AKP’nin oylarını artıracak bürokratik mekanizmaları devreye koymak için çaba harcadığına dikkat çekmişti.
HDP Eşbaşkanı Yüksekdağ da CHP lideri ile aynı görüşte. Yüksekdağ, “Doğal yollardan HDP’nin bu barajı geçmemesi artık mümkün değil. Ama Türkiye siyasetinde doğal olmayan çok yöntem ortaya konuluyor, sandıklara müdahale gibi. Siyasi iktidar tarafından sandıklara müdahale edildiği koşullar içinde HDP’yi barajın altına çekme, itme planları ortaya konulabilir” diyor.
Tüm bunların dışında AKP’nin seçimlere müdahale ettiği ve 17 Haziran seçimlerine de benzer bir hile ile yön verme çalışacağına yönelik kaygıları artıran şu gelişmeler de dikkatten kaçmamalı:
AKP, Bilgisayar Destekli Merkezî Seçmen Kütüğü Sistemi (SEÇSİS)’in kullanılmadığı tek seçimde yüzde 34 oy almıştı. Muhalefet partileri AKP’nin sonraki her seçimde yüzde 5-8 oranında hile yollu oy aktarımı yaptığına dikkat çekiyor.
Yine kayıtlı seçmen sayısı 56 milyondan biraz fazla olduğu Türkiye’de 73 milyon 988 bin 955 oy pusulası basılacak. Geçen seçimlerde fazladan 18 milyon oy pusulası basılmıştı. Şimdi yine aynı oranda fazladan oy pusulası olacak. Neden bu kadar fazla oy pusulası basılıyor? Seçimleri izleyen AGİT’in de dikkatini çeken bu soruya YSK tatmin edici bir cevap vermedi.
Bilal Erdoğan’ın okullarda müdürlerle toplantı yapması, AKP’ye yakınlığı ile bilinen Memur-Sen’in elemanlarının sandıklarda görevlendirilmesi, hepsi seçim gecesine yönelik hazırlıkların işareti gibi görünüyor.
Dolayısıyla 7 Haziran seçimleri Türkiye tarihine en şaibeli seçimler olarak geçebilir.
Ancak AKP ve Erdoğan unutmamalı ki, 7 Haziran seçimleri cumhurbaşkanlığı seçimi gibi olmayacaktır. Bu seçim AKP ve devletin Kürt sorunu ve temel özgürlükler konusundaki yaklaşımını net biçimde ortaya çıkaracak bir seçimdir. Bu süreçte takınılan tavır seçilen dil yarın telafisi olmayacak, “seçim süreciydi, seçim atmosferiydi” gibi yan çizmelerle görmezden gelinecek bir süreç değildir.
28 Nisan tarihinde yapılan son MGK toplantısı da devletin Kürt sorunu konusunda Tansu Çiller-Doğan Güreş döneminin MGK’sından bir adım dahi ilerde olmadığını gösterdi. Sömürgeci iktidar eğilimlerinde bir değişim olmayabilir ancak ne Özgürlük Hareketi ne de örgütlü Kürt muhalefeti doksanlarda değil. Hem siyasal hem de askeri olarak aksine bugünden yarını inşa konusunda çok yol almış bir durumda.
Son bir kulis bilgisi verelim, ABD’liler HDP’nin cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 11 civarında oy aldığını ve yüzde 2 oranında oyunun çalındığını düşünüyor.
Yani, normal koşullarda çok da belirleyici olmayacak olan bir rakam birdenbire çok büyük bir anlam kazanıyor. 100-200 bin oyun seçimi baştan aşağı değiştiren bir etkisi olacak. Bundan ötürü herkesin oyuna, sandığa sahip çıkması gerekiyor.