Oysa bu siyaset başdanışmanı beyefendi, CHP’nin muhalefet yapamadığından dem vuruyordu. HDP ise sol demokrat ve özgürlükçü çizgide sahici bir toplumsal muhalefetin temsilciliğini sağlayıp Türkiye’de AKP’nin alternatifinin CHP olmadığını halka göstermek istiyor. Çünkü AKP, siyasal miadını doldurmuş, son kullanılma tarihini aşmış ve giderek ya çevresine daha fazla zarar verecek ya da kendi içinde çürüyerek kokusunu dışa yayacak. Türkiye toplumunu AKP’nin bu zararlarına karşı korumak ve gerçek halkçı siyaset zemini üzerinden HDP gibi bir oluşuma ihtiyaç olduğu kesin. Dolayısıyla HDP’nin kurulmasının Türkiye için önemli bir şans olduğunu söylemekte yarar var.
Siyasi partiler toplumun ihtiyaçlarına göre ortaya çıkar ve o ihtiyaçları giderme işlevi gördükçe bir mana kazanırlar. Örneğin AKP geçiş dönemi Türkiye’sinin oluşumuydu. Kendisini ve Türkiye’yi demokratikleştiremediği için artık toplumda öfkenin nedeni olmuş durumda. Bu nedenle Yalçın Akdoğan, iyi bilmelidir ki HDP; Türkiye’deki Kürt sorunu da dahil temel sorunlarda devletin AKP/ CHP/ MHP ve İP türevli siyasi yapılanmasının alternatifi olacaktır. Tarihi bir misyonu, çağın gerektirdiği bir vizyonu ve siyasal birikimi ile Türkiye’nin demokratik sol partisi çizgisinde siyaset yürütecektir. AKP’nin kandırdığı, oyaladığı ve görmezden geldiği gerçekleri hem sokakta hem de parlamentoda gözlerinin içine sokacaktır. Ve AKP bu gerçekleri görmek istemediği için de rahatsız olacaktır.
Yalçın Akdoğan ve şürekasının bundan çekinmesi, hemen kriminal ve marjinal göstermesi bu nedenledir. Yalçın Akdoğan’ın söylediklerine değil de Öcalan’ın HDP’ye gönderdiği mesajda HDP’nin tarihi önemi daha da iyi anlaşılır. Öcalan, HDP’nin kurulmasının PKK’nin kuruluşu kadar önemli görmesi bu HDP’nin tarihi önemini gösteriyor. Öcalan’ın siyasi öngörüsü ve tahlillerinin stratejik doğrulanma oranını düşündüğümüzde Yalçın Akdoğan’ın tahlilleri daha da manasız bir hale geliyor.
Gelelim KDP’nin PYD korkusuna. Mesud Barzani’nin sözcüsünün Salih Muslim’i Güney Kürdistan’a sokmaması, Semelka sınır kapısının kapalı tutulmasının nedeni KDP’nin PYD korkusudur. Çünkü Kürtler bu çağda statülerini kazanırken iki çizgi mücadelesi içi içe yürümektedir. PYD Kürt halkının kazanacağı statünün halkın özgürlüğü ve demokratik siyaset çizgisini temsil ediyor. Gerçek bir halk devriminin sonucu olarak ortaya çıkan Rojava Devriminin çizgisi olarak PYD, KDP’yi çok rahatsız ediyor. Çünkü KDP çizgisi Kürtlerin kazandığı statü ve diğer kazanımları işbirlikçi siyasetin malzemesi haline getiriyor.
KDP, Kürt halkının ödediği bedelleri kendi ailesi ve dar sınıf çıkarları için kullanırken Türkiye, ABD gibi güçlerin işbirlikçiliğini savunuyor. Ancak PYD bütün baskılara karşı Kürt halkının kendi özgücü ve özgürlüğü ile başarının geleceğine inanıyor ve bunu da mücadelesi ile ortaya koyuyor. Bu nedenle de KDP gün geçtikçe güç kaybediyor, PYD çizgisi ise Rojava’dan başlayarak Kürdistan’ın dört parçasına ve Ortadoğu hatta dünyada örnek bir siyaset haline geliyor. İşte KDP’nin Semelka’yı kapatması, Salih Muslim’i engellemesi, PÇDK bürolarını kapatması, Ulusal Kongre çalışmalarında ipe un sermesi bu korkunun sonucudur. Oysa demokratik özgürlükçü ilke ile kardeşliğin örülmesi Kürdistan’a ve Kürt halkına kazandıracaktı. Ama KDP bunun yerine TC ve ABD’nin çıkarları doğrultusunda kendisini sağlama almak istiyor. Ancak bu nafile bir çabadır.
Sonuç olarak AKP, kendisine alternatif olan bütün yapıları marjinal ve kriminal olarak gösteriyor. Demokratik siyasetten korktuğu için HDP’ye böyle yaklaşıyor. KDP de AKP’nin Kürdistan’daki izdüşümü olduğu için demokratik siyasetin temsilcisi olan PYD’den korkuyor. Ancak AKP’nin ve KDP’nin bu korkuları tükenişlerini engelleyemecektir. Halkın direnişçi doğası gereği statükocu ve işbirlikçi siyaset kaybediyor, demokratik ve özgürlükçü siyaset kazanıyor…
AKP’nin HDP KDP’nin PYD korkusu
PKK kurulduğunda “üç beş çapulcu” diyen zihniyet şimdi de HDP’ye aynı söylemlerle yaklaşıyor. 12 Eylül darbesinin generali Kenan Evren ve sonrasındakiler PKK’yi hep kriminalize etmek istedi. Şimdi de AKP, kendisine alternatif olarak kurulan HDP’ye ilişkin Kenan Evren’in dilini kullanıyor. Çok yeni bir parti ve 4 milletvekili ile parlamentoda temsil edilecek olan HDP’nin kuruluşu AKP’lilerin hiç hoşuna gitmedi. Yalçın Akdoğan yazısında “BDP varken HDP’ye neden ihtiyaç duyuldu?” diyor.