
Türk MİT’i DAİŞ’in hizmetinde!
1. Bölüm
Suriye’de 2011 yılında halk ayaklanması başlayınca, Türk devlet yetkililerinin devamlı dillendirdiği iki söz vardı. Birincisi, “Rejim bir iki ayda düşecek, inşallah yakında Şam’da Emevi Camisi’nde namazımızı da kılacağız.” İkincisi ise, “Suriye’nin kuzeyinde herhangi bir oldu bittiye izin vermeyeceğiz. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağız” idi.
Dönemin Başbakanı Recep Tayip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Rojava ve Suriye’ye ilişkin yöneltilen tüm sorulara verdikleri külli cevap hep buydu. Söyledikleri her iki hedef için tüm güçlerini seferber ettiler, ellerinden ne geliyorsa yaptılar. Özellikle Rojava’daki devrime karşı zulalarında ne varsa hepsini kullandılar ve kullanmaya devam ediyorlar. Türk devleti/AKP hükümeti, Rojava’da Özgür Rojava Kürdistanı’nın kurulmaması için iki stratejik kurumu dünya çapında harekete geçirdi.
AKP’nin özel savaş örgütü: SADAT
Bunlardan ilki, “Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret Anomi Şirketi” (SADAT) adı altında kurulan kontragerilla kurumu. Bir kontragerilla şirketi olan SADAT, 28 Şubat 2012 tarihinde, Kürdistan’da yaptıkları katliamlarla tanınan Adnan Tanrıverdi ile Korkmaz Tağma adlı generallerin başkanlığında Türk Özel Harp Dairesi’ne bağlı 23 subay ve astsubay tarafından kuruldu. 64 subay ve astsubay ise kuruluşuna destek verdi. Bir kontgerilla ve özel savaş kurumu olan SADAT A.Ş., dönemin Türk Başbakanı Erdoğan’ın teşvik ve talimatı ile hazineden finanse edildi. Şirketin merkezi İstanbul Beylikdüzü’nde. Temel misyonu, Kürdistan’ın dört parçasında savaştırmak amacı ile topladığı DAİŞ (IŞİD) gibi çetelere kontrgerilla eğitimi vermek, her türlü silahın kullanılmasını öğretmek, gayrinizami harp yapmak ve yine bu amaçla askeri operasyonları koordine etmek, düzenlemek. Suriye’deki halk ayaklanması daha silahlı bir evreye erişmeden, 28 Şubat 2012’de bu özel savaş şirketinin kurulması, Rojava Kürdistanı’na karşı yürütülecek vekalet savaşı için TC adına çeteleri eğitmek adına gerekliydi.
Black Water ne ise SADAT da o
ABD’deki Black Water Şirketi’nin misyonu ne ise SADAT da aynı misyonla TC tarafından harekete geçirildi. SADAT kendi misyonunu belirtirken, 60 İslam ülkesinin savunma ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla kurulduğunu iddia etmekte. Ne var ki, SADAT’ın şimdiye kadar eğittiği herhangi bir İslam ülkesinin tek bir askeri yok. Tam aksine 60 İslam ülkesi ve dünyanın dört köşesinden getirip Rojava’ya karşı savaştırmak üzere eğitip donattığı onbinlerce DAİŞ, El Nusra, Ahrar-ı Şam, Liva Tevhid çeteleri var. SADAT A.Ş. kurulur kurulmaz, Türk devleti, DAİŞ’in gizli siyasi lideri olan Tarık Haşimi’yi İstanbul’a götürdü. Laleli’de MİT’in denetiminde yaşayan Ebu Ömer Şişani (Tarkan Bataraşvili), Ebu Musa Şişani, Seyfullah Şişani ve Yakup Lezgi Şişani gibi Çeçenleri DAİŞ‘in Rojava’daki askeri sorumlusu yaptı. Daha sonra SADAT’ın koordinatörlüğünde DAİŞ’i Rojava’yı işgal etmek ve soykırım yapmak üzere harekete geçirdi.
Başûr (Güney) Kürdistanı’nda ise Ebu Muslim Türkmeni’yi (Abdullah Fadıl Hayali) görevlendirdi. Ebu Muslim Türkmen kod adlı Abdullah Fadıl Hayali, MİT’in Irak’tan götürüp Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde okuttuğu biri. Saddam döneminde Irak ordusunun İstihbarat generali olarak görev yapıyordu. Saddam ordusundaki görevine paralel olarak MİT’te üst düzeyde yer alıyordu ve MİT’teki aynı görevine şimdi de devam ediyor. Her ne kadar DAİŞ’in lideri Ebu Bekir Bağdadi olarak gözüküyorsa da DAİŞ’in asıl lideri Ebu Muslim Türkmeni’dir.
DAİŞ’in fikir babası Türkiye
DAİŞ Musul’u işgal ettikten sonra Mexmûr, Şengal, Zummar ve Hewlêr’e yönelmesinin kararını ve planını Türk devleti adına uygulayan da Ebu Muslim Türkmeni’dir. Dünya çapında saygın olan ve bir dönem Türk devleti ile PKK arasında arabulucuk yapan Mihemed Emin Pencwînî’nin bu konudaki açıklamaları tayin edicidir. Pencwînî bir röportajda şöyle diyor: “DAİŞ Katar ve Arabistan’ın maddi ve parasal desteği, Türkiye ve Ürdün’ün lojistik ve fenni desteği ile kuruldu. Yani fikir babalığını Türkiye ve Ürdün yaptı. DAİŞ’in kurulması ve bu şekilde büyümesinde en önemli rolü MİT üstlendi. Suudi İstihbarat Şefi de bu projeye destek verdi. DAİŞ ve Sünni güçler Musul’u ele geçirdiği zaman Kürtler bu durumu fazla önemsemedi. Güney Kürdistan’daki bu gelişmelerden sonra Türkiye, MİT aracılığıyla DAİŞ içerisinde etkin olan kolunu Kürdistan’a yönlendirdi. Biliniyor, DAİŞ Erbil’e (Hewlêr) çok yaklaştı. Xurmal’a ulaşmasına 15-20 km kalmıştı.”
SADAT, Şişani ve Türkmeni Türkiye’nin maşası
Türk devleti Rojava’daki savaşı Ebu Ömer Şişani, Başûr Kürdistanı’ndaki savaşı da Ebu Muslim Türkmeni üzerinden yürütmekte. Bunların denetimindeki DAİŞ‘li çetecilere, ABD’nin Abraham tankları başta olmak üzere en gelişmiş silahların eğitimini veren de SADAT şirketi.
Örgütlemeyi TİKA sağlıyor
Türk devleti, Başûr ve Rojava Kürdistanı’nda askeri alanda işgal saldırılarını SADAT üzerinden yürütürken; eğitim, propaganda, örgütleme alanında ise Türkiye İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) üzerinden faaliyet yürütmekte. TİKA, 24 Ocak 1992’de kuruldu. Amacı, TC dışındaki devletlerde eğitim, sağlık, sosyal hizmetler, sosyal ekonomik altyapı hizmetleri, ulaşım, iletişim, ticaret, çoklu sektörler gibi alanlar faaliyetleri maskesiyle MİT adına örgütleme yapmak. Bu amaçla önce Sovyetler’in yıkılması ile beraber Orta Asya ve Kafkasya’da örgütlemelere gidildi. Yugoslavya’nın dağılması ardından Balkanlar’da örgütleme çalışmalarına hız verildi.
Ağın Paris Katliamı’yla bağlantısı
TC dışında ne kadar Türk camisi, derneği, hastanesi, şirketi, okulu, derneği, vakıfı varsa bunların esas kurucusu, örgütleyicisi ve yöneticisi MİT’tir. Bunlar vasıtasıyla 5 kıtada bir ağ şeklinde yayılmakta. Esasta Türk ihracatının ağı da TİKA üzerinden sağlanmakta. MİT’in bu kadar güçlenmesinin kaynağı, bu ağ. Eğer iyi araştırılırsa Paris Katliamı’nın da bu ağa bağlı olarak yapıldığı açığa çıkacak.
DAİŞ’e eleman devşiriliyor
Aynı TİKA kendisine bağlı cami, cemaat, İHH gibi vakıflar; dernek, şirket, tarikat ve okullar ile mevcut durumda TC dışındaki tüm devletlerde, DAİŞ gibi çetelere eleman yetiştirmek amacıyla propaganda, örgütleme ve eğitim faaliyetlerini yürütüyor. Amerika, Asya, Avustralya ve Avrupa gibi kıtalardan Başûr ile Rojava’ya yapılan çete akışının kaynağı TİKA ve TİKA’ya bağlı yapılar.
Türkiye vizeleri DAİŞ için kaldırdı
Türk devletinin Afganistan, Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna-Hersek, Etiyopya, Filistin, Gürcistan, Karadağ, Kazakistan, Kenya, Kırgızistan, Kosova, Libya, Lübnan, Makedonya, Mısır, Moğolistan, Moldova, Özbekistan, Pakistan, Sırbistan, Somali, Sudan, Suriye, Senegal, Tacikistan, Tunus, Türkmenistan, Ukrayna ve Yemen gibi ülkelerin hemen hepsine olan vize uygulamasını kaldırması ve buralarda TİKA koordinatörlüklerinin açılmasının nedeni, bu ülkelerin yeraltı ve yerüstü kaynakları ile insan kaynaklarını Türk işgalciliğinin hizmetine sokmak. Vizesiz bir şekilde DAİŞ, Ahrar-ı Şam, El-Nusra gibi çetelerin akışı sağlanmakta.
Türk devleti, TİKA’nın kurduğu ağlar ile bu ülkelerde gençlere yönelik “cihat” adı altında propanganda faaliyeti yürütmekte, örgütlemeye gitmekte ve örgütledikleri çeteleri TİKA’nın denetimindeki Türk Hava Yolları ve Deniz Yolları aracılığıyla ilkin Ankara, İstanbul, İzmir, İzmit ve Trabzon gibi kentlere; oradan Başûr ve Rojava Kürdistanı’na aktarmaktadır. Başûr ve Rojava’da soykırım yapan DAİŞ çetelerinin ağırlıkta bu ülkelerden olmasının arka planında, bu gelişmeler var.
Kosova’da TİKA bağlantılı dernekler kapatıldı
Bu ülkelerden biri olan Kosova’da TİKA’nın DAİŞ ve El Nusra ile olan organik ilişkileri açığa çıktı. Kosova’da Sünni Müslüman olmamasına rağmen buradaki Alevi Bektaşilerin içinde DAİŞ ve El-Nusra çetelerine eleman sağlanması, Türk devletiyle bağlantılı. Kosova’da yapılan bir operasyonda TİKA’ya bağlı Türk camilerinden Fatih Sultan Mehmet Camisi ile 16 Türk vakıf ve derneğinin Rojava ve Başûra “cihad” maskesi ile çete örgütledikleri ispatlandı ve kapatıldılar... Türk devletine bağlı İstanbul Vakfı da kapatılan kurumlar arasında. Söz konusu operasyonda 30 imam gözaltına alındı ve çoğu tutuklandı. Tutuklanan imamlardan biri de, Priştine Fatih Sultan Camii İmamı Şefçet Kraniçi.
Türk Başbakan Ahmet Davutoğlu himayesinde Kosova’da faaliyet yürüten Association for Culture, Education and School (AKEA) kurumu da kapatıldı. Kurumun yöneticilerinden Husamedin Abazi ve Ilir Gashilerin gibi yöneticiler, Davutoğlu ve çocuk tecavüzünden yargılanıp ceza alan Mustafa İslamoğlu ile devamlı bir araya geliyor, aynı toplantılarda konuşuyorlar. TİKA’nın koordinatörlüğündeki faaliyetler sadece bu ülkeleri kapsamıyor. Avrupa’nın en büyük ülkelerinden Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya da TİKA’nın kuşatmasında.
YARIN:
* TİKA'nın Almanya'daki ağı
* Gençler nasıl tuzağa düşürülüyor?
* DAİŞ karargahına dönüşen camiler
* Cevap bekleyen sorular
ZANA AZADÎ/ANF