Selahattin Demirtaş’ın "Seni Başkan yaptırmayacağız"dan oluşan bir cümlelik meclis konuşması 7 Haziran seçimlerinin kaderini büyük ölçüde belirleyerek AKP’yi iktidardan, Erdoğan’ı saltanattan etti. Erdoğan‘ın 2023 hayalleriyle 2071 düşü tuzla buz oldu. Hilafet kaftanını giymesi başka bir dünyaya kaldı.
Mersin, Adana ve Amed’deki bombalamalar, seçim çalışanlarının katledilmeleri, ikiyüze yakın fiili saldırı, tehdit ve şantajdan oluşan A Planı tutmayınca Erdoğan seçim sonrası B ve C Planı’nı paralel olarak devreye koydu. Plan gereği hem dağ, hem de ova hedef alınacak, Kürt hareketi ayrıştırılmaya, karşı karşıya getirilmeye çalışılacak, bu tutmayınca her ikisine birden yönelinecek. Tekil saldırılara PKK yanıt vermeyince IŞİD’li ortaklar devreye kondu. Pirsûs’ta (Suruç) bir atışta 31 insan katledildi, yüzlercesi yaralandı. Buna da karşılık verilmeyince, bu kez Erdoğan ve ekibi sürecin altına dinamit koyarak İmralı köprüsünü havaya uçurdu. Ardından savaş filosunu devreye koyarak dört yıldır sınırdan tek mermi atılmadığı halde Rojava’da YPG mevzilerine saldırıldı. Amed'den havalanan uçaklar Bakur ve Başûr’da ateşkes konumundaki HPG üslerine yöneldi.
Bir yandan ateşkes sona erdirilip dağdan cenaze gelmesine yol açılırken, diğer yandan Selahattin Demirtaş başta olmak üzere milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, HDP’nin kapatılması, böylelikle "Seni başkan yapmacağız" diyerek Erdoğan’ın düşlerini kursağında bırakan ovanın susturulması, bu olmuyorsa ovada çatlaklar yaratıp HDP’lilerin ayrıştırılarak avlanması amaçlandı. Bu amaca kamuflaj içinse IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyona kimi ufak imkanlar sağlandı; uluslararası kamuoyu etkisiz hale getirilmeye çalışıldı.
Biliniyor. Kürt Hareketi son üç yıldır ateşkes ortamı sayesinde tüm güç ve olanaklarını Rojava’ya seferber ederek orada tarihi bir kazanımın oluşmasına yol açtı. Suriye’nin işgali altındaki Kürdistan parçası özgürleştirildi; rejim geriletilerek cihadist grupların saldırıları her defasında geri püskürtüldü. PKK tüm konsantrasyonunu Rojava’daki kazanımların korunup pekiştirilmesi, Başûr’da IŞİD çakallarının sökülüp atılmasına yöneltti; Kerkük, Şengal ve Mexmûr’dan Efrîn’e kadar 1.500 kilometrelik bir cephede mücadele içinde oldu.
Bu kadar geniş ve uzun bir cephede mücadele edilmesine rağmen Kürt Hareketi başarılı oldu, IŞİD ise arkasındaki her türlü desteğe rağmen gerilemek, mevzi ve toprak kaybetmek zorunda kaldı. IŞİD’in başarılı olması, Kürt Hareketi’nin kazanımlarının ortadan kaldırılması için yeni cephelerin açılması gerekiyordu. İşte Erdoğan ateşkesi ortadan kaldırarak, İmralı köprüsünü havaya uçurarak, Kuzey’de yeni bir cephe açarak IŞİD’e bu olanağı sağlamaya çalışıyor.
Yapılan şudur: Başûr ve Rojava’da IŞİD’e karşı sıcak bir savaş içinde olan Kürt Hareketi Bakûr’da da çatışma içine çekilerek 1.500 kilometrelik cephe daha da genişletilip IŞİD’in eli güçlendirilmeye çalışılıyor. Kuzey’de TC ordusu, Rojava’da IŞİD çakallarıyla El-Nusra sürüleri Kürt Hareketine saldıracak, böylelikle de Erdoğan’ın başkan yaptırılmamasının, AKP’nin iktidardan düşürülmesinin öcü alınmış olacak. Yapılacak bir erken seçimde HDP meclis dışı bırakılarak Hilafet kaftanı giyilecek. Ve bu işin küçük bir faturası da Erdoğan eliyle kardeşim diye hitap ettiği Barzani’ye kesilecek, Kürt Hareketi karşı karşıya getirilecek.
TC savaş uçakları günlerdir Güney Kürdistan’ın birçok bölgesini bombalıyor. Bu bombalamalar sonucu birçok yerleşim birimi zarar gördü; ormanlar yakıldı, onlarca sivil ve PKK savaşçısı katledilerek gergin olan KDP-PKK ilişkilesine benzin döküldü. Kardeş kavgası için elden gelen esirgenmedi.
KDP sivil kayıplardan dolayı yarım ağızla ve utangaç bir pozisyonla Türkiye’ye serzenişte bulunuyor. Varsayalım ki TC saldırılarından siviller zarar görmedi ve sadece PKK yönetici ve savaşçıları katledildi. Bu KDP yetkililerinin yüreğini mi soğutacak? Ya da KDP’nin gücüne güç katarak Barzani’nin Başkan seçilmesini mi sağlayacak? Zaman zaman bir araya gelinip kahve içilen insanların katledilmelerine gönül nasıl razı gelecek? KDP 1996’da Saddam’la birlikte Yekitiyê (YNK) saldırdığında Mam Celal katledilseydi Barzanilerin yüreği sızlamayacak mıydı?
* KDP bir yıldır PKK’yi sınırlandırmak için harcadığı enerjinin bir kısmını IŞİD çakallarıyla mücadeleye ayırsaydı, Şengal bugün özgürlüğüne kavuşmuş olurdu.
* KDP yirmi yılı aşkın bir süredir oradan oraya sürülen Mexmûrlularla uğraşacağına IŞİD’in el koyduğu Êzîdî kadınların kurtarılmasına yoğunlaşsaydı, bugün bunların çoğu özgürlüğüne kavuşmuş olurdu.
* KDP, Hewlêr’de otel lobilerinde devrim yapacaklarını sanan Rojavalı parti yöneticilerine harcadığı mesainin yarısını Musul’un kurtarılmasına ayırsaydı, bugün epey bir mesafe almış olurdu.
KDP yarım asırdır Kürdistan’ın diğer yakalarında hep topal atlara oynadı, dost ve müttefik tercihlerinde çoğunlukla yanılgı içinde oldu. Gelen çırptı, giden çarptı ve birgün olsun yanlışını görmek için geriye dönüp bakmadı. Şimdi de tüm yatırımını Erdoğan ve AKP’ye yaparak uyuz eşeğin kazanacağı yanılgısı içinde. Dünya Erdoğan’dan elini çekeli iki-üç yıl oldu; dünya AKP’nin tüylerinin yolunması için arayış içinde.
KDP, PKK’ye Güney Kürdistan’ı terketme çağrısında bulunacağına TC’den 1996’dan bu yana orada bulundurduğu üsleri boşaltmasını istese, çok daha hayırlı ve isabetli bir iş yapmış olur. Güney Kürdistan hükümet ortakları Yekitî ve Goran da hiçbir hükmü olmayan boş açıklamalar yerine mesailerini bu üslerin boşaltılmasına harcasalar elle tutulur bir iş yapmış olurlar. KDP bunca yaşanandan sonra uyuz eşeğe yatırımdan vazgeçip enerjisini Kürt hateketinin birliği için seferber etmelidir!