Kısa bir süre önce AKP ile MHP Cumhur İttifakı’nın süreceğini, ama yerel yönetim seçimlerinde herkesin kendi adaylarıyla seçime gideceğini söylediler. Ne var ki, kamuoyu önünde çok sert bir şekilde yapılan bu açıklamalara pek kimse inanmadı, herkes kuşkuyla yaklaştı. Gelinen aşamada bu kuşkular gerçeğe dönüştü ve nihayet Erdoğan ve Bahçeli’nin Cumhur İttifakı’nın yerel yönetim seçimlerinde de sürmesi için görüşeceğine ilişkin bilgiler servis edildi.

Hiç kuşku yok ki, mevcut durumda en zorda olan parti AKP’dir. İktidarın dışında kalamayacak bir parti olduğundan zordadır. AKP diğer partiler gibi, muhalefette olamaz. Formatı ve bugüne kadar yaptıkları onu sadece ve sadece iktidarda kalabilecek bir parti karakterine büründürdü. İktidardan düşmesi halinde varlığını sürdürmesi mümkün olmadığından ve ondan hesap soracaklar da çok olduğundan, iktidarda kalmaya mahkûm bir partidir. Bu kadar pragmatist, gözü kara, zikzaklı, nabza göre şerbet veren bir karakterde olmasının temelinde de bu var.

İktidarsız yapamayacağını ilk kez iktidardan düştüğü 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra, 24 Temmuz saldırılarını başlatarak göstermişti. Tırmandırdığı milliyetçilikle 1 Kasım’da tekrardan iktidar haline gelmişti. İkinci defa iktidardan düştüğü dönem olan 24 Haziran seçimlerinde de MHP’nin çizdiği yolda ilerleyerek ona dayanarak iktidarda kalmaya çalışıyor.

Şimdi de AKP, ittifaksız gireceği bir yerel yönetim seçiminde hezimete uğrayacağını çok iyi görüyor. Zaten bu durumu MHP milletvekili Enginyurt da açıkça söyledi, daha doğrusu Bahçeli kendisine söylettirdi. Hem sokağın hem de anketlerin AKP için alarm verdiği doğrudur. Bu nedenle AKP, MHP’ye mecburdur, mahkumdur, onsuz adım atamaz haldedir ve atmayacaktır. Kendisinden MHP’ye çok yoğun bir oy akışının olduğunu bildiği halde bunu yapmak zorundadır. MHP de bunu çok iyi bildiğinden ona göre davranmaktadır. AKP’den destek isteyeceği yerlerden adaylarını ilan ederken, ittifak halinde AKP’ye destek verebileceği üç büyük şehirde de adaylarını ilan etmiyor. Bu durum nerelerde AKP’den destek istendiğini, yine AKP’ye nerelerde destek sunmaya hazır olduğunu gösteriyor. Tümden MHP’nin belirlediği bu denklemde AKP tam da MHP’nin istediği gibi hareket edecek ve üç büyük şehir belediyesinin karşılığında pek çok yerde MHP’yi destekleyecektir.

Sonuçta MHP’nin desteğiyle kimi yerleri elinde tutma başarısı gösterse de AKP, yine de en zorda olan parti olmaktan kurtulamayacaktır. İktidarda kalma hastalığı, iktidarsız yapamayan duruş, AKP’yi mevcut partiler içinde en bağımlı, bağımsızlığını yitirmiş hale getirmiş durumdadır. Bu yönüyle de meclisin en bağımlı partisi AKP’dir.

AKP kuruluş döneminin söyleminden o denli uzaklaştı ki, mevcut durumda tamamen MHP, dolayısıyla Ergenekon zihniyetine uygun bir şekilde davranıyor. Derin düzlemde zihni olarak aynı olsalar da günceldeki aynılığın kaynağında Ergenekon ve MHP’ye gebe olma hali vardır. AKP, mevcut durumda gerek iç gerekse dış siyaset uygulama ve politikalarında neredeyse tamamen MHP’nin ve Ergenekon’un istediği gibi davranmak durumundadır. Bu yönüyle hiçbir orjinalitesi kalmadığı gibi, faşist soykırımcı rejimin yüz yıllık politikalarını öncellerinden daha da yoğun bir şekilde uygulamaya çalışıyor. Bu haldeyken kendisini bu kadar güçlü göstermesine izin verilmesinin nedeni ise hala işe yarıyor oluşudur.

İşe yaradığı konu da faşist rejimin kırıma uğratmak istediği Kürtlerdir. Varlığını Kürtlerin soykırımına bağlamış olduğundan mevcut durumda faşist rejim açısından en büyük yararlılık Kürtlere karşı kullanılabilirlik düzeyidir. Soykırımcı rejimin imha ve inkara dayanan resmi ideolojisini benimseyen partilere bakıldığında, tümünün de Kürtler nezdinde yok hükmünde oldukları yeterince açığa çıkmıştır. Soykırımcı rejim AKP dışındaki partilerle Kürtler içinde hiçbir varlık gösteremiyor. AKP’nin dini çok yoğun bir şekilde istismar etmesi ve Kürtler içinde devletin nimetlerinden kimilerini nemalandırarak kendisine ortaklar yaratma politikası, Kürtlerin bir kısmını devlete taşıyan bir karakter kazanmasına neden oldu. Mevcut durumda AKP dışındaki hiçbir parti Kürtleri devlete taşıyamamaktadır. İşte AKP’ye tahammül edilmesinin tek nedeni budur. Kürtler konusunda AKP’den daha yararlı bir partiyi görmeleri durumunda AKP’den kurtulmayı esas alacaklardır. Klasik devletin böyle düşündüğünden kuşku duyulmamalıdır. AKP de devlet açısından taşıdığı bu önemi çok iyi bildiğinden bundan yararlanmakta ve sürekli ecel terleri dökse de iktidardaki ömrünü uzatmaktadır.

Bu nedenle Erdoğan’dan kurtulmak isteyenlerin yapacağı en kestirme iş, bir şekilde kendisine yönelmiş olan Kürtleri ondan uzaklaştırmaktır. Kürtlerin her zamanki stratejik karakteri sürüyor. Öyle anlaşılıyor ki, bu seçimlerde de yine en fazla Kürtler ve stratejik duruşları tartışılacak.