Frankfurt. Aile terapisti Aliye Alt'ın düzenlediği 1915 ve sonrası tanıklıkları aktaran ve yorumlayan Sözlü Tarih Atölyesi için Wiesbaden'deyim. Bu arada 1994 yılında Güney Kürdistan'da karanlık bir suikaste kurban giden, halkların dostu Wiesbadenli Lissy Schmidt'i de anıyoruz. Toplantıda 1980'lı yıllarda Kayıplar ve Yargısız İnfazlar olayını ilk kez araştırıp kitaplaştıran Kürşat İstanbullu ile de karşılaşıyorum. Derin Devletin kara listesindeydi Kürşat. Ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Lissy ona hem kitabını hazırlarken hem de Almanya'ya geldiğinde çok yardımcı olmuştu. Kürşat da karanlık bir trafik kazasında ölümden döndü. Kürşat'ın babası, 70'li yllarda Sarıyer'de Faşistlerin bir suikastına kurban gitmişti. Kürşat, Kayseri Develili'dir. Oradaki büyük Ermeni kilisesinin muhafaza edilmesi için de mücadele vermişti. Ama nafile, bütün o güzelim frenskler kazındı ve bu mabed bir camiye dönüştürüldü. 

Oradan Mainz'da Yeni Özgür Politika gazetesi ile düzenlenen dayanışma toplantısına geçiyorum. Kürdistan'ın her yöresini kaplayan coşku buraya da egemen. Kobanê düşmedi. Kobanê kazandı. Kürt halkı zafere ve onurlu bir barışa o kadar susamış ki... Mutluluk onların da hakkı. Onların gözüne yansıyan coşku, sevinç ve mutluluğu izlerken aklıma Nazım'ın dizeleri düşüyor:

"Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?

işin kolayına kaçmadan ama...

1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin?

(2015 kışı ortalarındaki Rojava'nın resmini yapabilir misin?)

Çok şükür çok şükür, bugünü de gördüm.

Ölsem de gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?"

***

Demirtaş ve Muslim'in konuşmasını dinliyorum. Demirtaş diaspora Kürtlerini 2015 genel seçimleri için seferber olmaya çağırıyor. Muslim, "Başka Bir Dünya Mümkün" mesajını tüm dünyaya taşıyor. Kobanê direnebildi, çünkü çok önceden örgütlenmişti ve saldırıya kadar direnişe hazırlıklı idi. 

Tarihin tekeri bir kez daha devrimden, değişim ve dönüşümden yana dönüyor. Yunanistan ve Kobanê'de peş peşe gelen zaferler yine bunu muştuluyor. 2015 seçimleri Türkiye'deki dönüşümün kanıtı olacak. Yine aklıma Nazım'ın dizeleri, Alametler Suresi düşüyor:  

Çok alâmetler belirdi, vakit tamamdır. 

Duyuldu kim ölüm satılıp kâr edile, 

kendi kendilerin reddü inkâr edile 

ve duyuldu kabuğuna tık ettiği civcivin. 

Duyuldu uykusundan uyandığı 

zincirinden başka kaybedecek şeyi olmayan devin.

Yedi kat yerin altından uğultular geliyor. 

Medet yoktur, bakma geri. 

Kantarma zapteyleyemez oldu beygiri. 

Çıkmış üzengiden, ayağı yok mu? 

Kan sızar, şâk olmuş, dudağı yok mu? 

Gider, böyle gider, dahi gider 

bu âteş yolların durağı yok mu? 

Bu yol orda biten yoldur. 

"Türabolmak ne müşküldür…"

Çekin ki körükleri 

 ocağa girdi demir. 

Bir ateş külçesi düştü buzların ortasına. 

Alâmetler belirdi, kıyamet alâmetleridir.