DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması amacıyla sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminin 134. gününde

 

Newroz için kısa bir çağrı yapan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, “Ben tüm kalbim ve ruhumla orada olacağım. Siz de alanda benim bedenim olun. Taleplerimizi gür bir sesle haykırmak için Newroz’a akmalıyız” dedi.

Açlık grevindeki Leyla Güven, Newroz mesajında, “Bu yılki Newroz’un adı Zülküf Gezen’dir. 12 yıl sonra toprağına dönen Zülküf hevali Newroz alanından selamlayalım” diye seslendi.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 134. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 96, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 95, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 86. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 79, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 76. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 65. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. Tutsaklar adına Deniz Kaya tarafından yapılan açıklamaya göre 1 Mart’tan itibaren tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 121 gündür; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 61 gündür; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 26 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, twitter hesabından Newroz mesajı verdi. Güven’in paylaştığı mesaj şöyle: “Amed’in saygıdeğer halkı, Tarih sizin destan yazdığınız Newroz’ları unutmadı. Evet Amed! Bu yılki Newroz’un adı #ZülküfGezen’dir.12 yıl sonra toprağına dönen Zülküf hevali Newroz alanından selamlayalım. Ben tüm kalbim ve ruhumla orada olacağım. Siz de alanda benim bedenim olun. Ve Kürdistan’da, Türkiye’nin dört bir yanında bulunan saygıdeğer halklarımız barış sesini yükseltmek, ortak yaşam, demokrasi, eşitlik, kardeşlik taleplerimizi gür bir sesle haykırmak için Newroz’a akmalıyız. Her birimiz alanda bir tutsak arkadaşımızın sesi olmalıyız. #BijîNewroz.”

Gezen’in ailesi ziyaret etti 

Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde fedai eylemi yapan Zülküf Gezen’in ailesi, DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’i ziyaret etti. Gezen’in annesi Havva Gezen ve babası Şehmuz Gezen ile amcası Ahmet Gezen’in odaya girmesiyle Leyla Güven gözyaşlarına hakim olamadı. Kızının yardımıyla doğrulabilen Leyla Güven, Havva Gezen’e sarılarak uzun süre ağladı.

Dönemin Mazlum Doğan’ıdır 

Gezen’in ailesine başsağlığı dileyen Güven, “Ben zindandan geliyorum. Zindan duyguları çok farklıdır. Zindanda bulunan yoldaşların moralli olması için güçlü bir şekilde direniyorum. Zülküf’ün bu ağır yükü üstleneceğini bilemedim. Kurban olurum sana Zülküf. Mekânın cennet olsun Zülküf. Mazlum Doğan’ın direnişini ve yaşamını seçtin. Mazlum Doğan’ın fedai direnişi, 40 yıl sonra Zülküf Gezen yoldaşın şahsında gerçekleşti. Zülküf yoldaş bu çağın Mazlum Doğan’ıdır” diye konuştu. Anne Havva Gezen’in elini tutan Güven, “Senin yüreğin yandı, başka annelerin yüreği yanmasın” dedi.

 

AMED

 
 

Güven’den Cuixart’ın mektubuna cevap

 

Òmnium Cultural’ın tutsak başkanı Jordi Cuixart’a cevap veren DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, umudunu asla yitirmeyeceğini belirterek, ezilen halkların gününün de geleceğini belirtti.

Òmnium Cultural adlı Katalan sivil toplum örgütünün bağımsızlık talep ettiği için cezaevinde olan başkanı Jordi Cuixart, avukatı Olivier Peter aracılığıyla Leyla Güven’e ulaştırmak amacıyla bir mektup kaleme almıştı. Güven, Cuixart’a, açık mektup biçiminde cevap verdi. Güven’in mektubu şöyle:

Adalet için mücadele

“Hypatia’nın dediği gibi ‘Hiç birimiz birbirimize benzemiyoruz. Ama bizi birleştiren şeyler bizi ayıran şeylerden fazladır. Hepimiz kardeşiz.’ Bizler, yani Kürtler ve Katalanlar, dili, kültürü, kimliği ve varlığı yasak olan farklı coğrafyalarda olsak da acılarda, öfkede, isyanda, direnişte, cesarette birleşen halklarız. Nietzsche der ki ‘Sevginin ve yaratıcılığının yalnızlığına git kardeşim. Çok sonra adalet seni takip edecektir.’ Biz de topraklarımıza adaletin gelmesi için mücadele ediyoruz. Eğer ülkelerimizde adalet olsaydı siz ve arkadaşlarınız ya da burada binlerce Kürt siyasetçi düşüncelerinden dolayı tutuklu olmazdı. Ben bir yıl önce Türk devletinin Rojava’nın Efrîn kentine yönelik operasyonunu ‘işgalcilik’ olarak nitelendirdiğim için tutuklanmıştım. Ulus devletlerin tekçi anlayışı var oldukça bizim mücadelemiz de devam edecektir.

Talebimize hala sessizler

Sizin de bildiğiniz gibi biz yani ben ve binlerce arkadaşım açlık grevindeyiz. Bütün çabalarımıza rağmen sesimizi duyuramadık. TC devletinin bize uyguladığı hukuksuzlukları anlatmanın başkaca yolu kalmadığı için bu yola başvurduk. Bu yolla Sayın Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin herkes tarafından bilinmesini ve uluslararası kurumların harekete geçmesini hedefledik. Bizler açlık grevi eylemimizde bir mevsimden daha fazla bir zamanı geride bıraktığımız halde tecrit sürüyor ve yetkililer talebimiz karşısında hala sessizler. Anlaşılan onlar bizden bedel istiyorlar. Halbuki biz bu bedeli göze alarak yola çıkmıştık.

Zülküf suskunluğa cevap verdi

İşte bu suskunluğa zindandaki genç bir arkadaşım, siyasi tutsak Zülküf Gezen cevap verdi. Zülküf, Amed’in tarihi Sur ilçesinde savaşın içine doğmuş bir Kürt genciydi. 2007’de tutuklanıp ağırlaştırılmış müebbet, yani ömür boyu hapse mahkum edildi. 12 yıldır cezaevindeydi. Zülküf, zindanda fedai eylem yaparak bu sessizliği bozmak istedi. Zülküf yoldaşımız da diğer tüm kahramanlarımız gibi halkının gönlünde yerini almıştır. Klara Zetkin der ki ‘Bir devrimcinin ölümü asla bedensel değildir. Bir devrimci ne zaman ölür biliyor musunuz? Düşünceleri öldüğünde ölür.’ Biz arkadaşlarımızın uğrunda canını feda ettiği düşüncelerini zafere ulaştıracağız.

Hukuksuzluğu kabul etmeyeceğiz

Tecrit bir insanlık suçudur. Bu hukuksuzluğu asla kabul etmeyeceğiz. 21. yüzyılda halklarımızın nasıl yaşayacağına egemenler karar veremez. Bizler özgür irademizle ideallerimizi gerçekleştireceğiz.

Ülkemin adı ve dili yasak

100 yıl önce Sykes-Picot Antlaşması ile dörde bölünen topraklarımız adeta kanla sulandı. Sadece Türkiye’de bulunan bizler, 30 milyon Kürt yok sayılıyoruz. 21. yüzyılda bütün gelişmelerin küresel düzeyde yaşandığı bir dünyada benim yaşadığım toprakların adı ve dili hala yasaktır. Düşünebiliyor musunuz? Benim de üyesi olduğum Türkiye Meclisi’nde Kürtçe konuşmak ve Kürdistan demek yasaktır. Bu kelimeleri kullananlar hakkında ‘örgüt propagandası’ yapmaktan dava açılır.

Umudumuzu yitirmeyeceğiz

Aslında bunları size yazmama gerek yok. Çünkü siz de benzeri hukuksuzlukları yaşadınız, yaşıyorsunuz. Ben gösterdiğiniz dayanışmadan dolayı tekrar çok teşekkür ediyorum. Sayın Öcalan’ın dediği gibi ‘Umut zaferden değerlidir.’ Bu sözden de anlaşılacağı üzere bizler umudumuzu asla yitirmeyeceğiz.

Ezilenlerin de günü gelecek

Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir paradigmanın hakim olacağı ve herkesin kendi yaşamını özgürce sürdürebileceği bir dünyanın mümkün olduğunu biliyoruz. Bu duygularla en kısa sürede özgürlüğünüze kavuşmanız dileğiyle size selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Halkının kahramanı sevgili Baby Sands’in dediği gibi ‘Bizim de günümüz gelecek’. Ezilen bütün dünya halklarının günü gelecek. Mutlaka kazanacağız!”

Jordi Cuixart kimdir?

Jordi Cuixart, 2015’ten bu yana bağımsızlık yanlısı Omnium Cultural’ın başkanlığını yapıyor. Aynı zamanda Barselona’da ambalaj makineleri üreten bir şirket olan Aranow’un kurucusu olarak biliniyor.

Katalan dernek faaliyetlerine uzun zamandır katılan Cuixart, 1996’da Omnium Cultural’a üye oldu. Bu dernek özellikle Katalan dili ve kültürünün gelişmesi için faaliyetlerde bulunuyor. Cuixart, 2004’te bağımsızlıkçı patronlar derneği olan FemCAT’ın kuruluşuna da katıldı.

Katalonya’daki bağımsızlık eylemleri ve tek taraflı bağımsızlık ilanı ardından, 4 Ekim 2017’de hakkında “ayrılıkçılık” suçlamasıyla dava açılan Cuixart, 16 Ekim’de tutuklandı. Katalonya hükümeti ve parlamentosu, Cuixart ve arkadaşlarını siyasi tutsak olarak değerlendiriyor. Uluslararası Af Örgütü de Cuixart’ın derhal serbest bırakılmasını istemişti. Savcılık, 2 Kasım 2018’de Cuixart ve tutuklu diğer Katalan yöneticiler hakkında 17 yıla varan hapis cezaları istedi.