Öcalan'ın avukatlarının 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana müvekkilleri ile görüşmek için yaptığı başvurular, "gemi bozuk", "hava muhalefeti", "gemi onarımda", "gemi onarımdan döndü, ancak geminin Liman Başkanlığı'ndan alınması gereken evrakları eksik olduğu için faaliyet yapamıyor" veya "resmi tatil" gibi gerekçelerle engelleniyor. Öcalan'ın avukatlarıyla görüştürülmemesinin hukuki boyutunu Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) Başkan Yardımcısı Avukat Yusuf Alataş, DİHA'ya değerlendirdi.


Başından beri tecrit
Alataş, Öcalan'a verilen cezanın infazı ile ilgili işlemlerin ve muamelelerin ilk günden bu yana hem iç hukuka, hem de uluslararası hukuka göre yürütülmediğine dikkat çekerek, "Öcalan, ta başından beri tecrit edilmiş durumda. Devlet siyasi konjonktüre bağlı olarak da Öcalan'ın avukatları ve yakınları ile olan görüşmelerini canının istediği şekilde sınırlayabilmekte. Hiçbir kurala bağlı olmaksızın bunu düzenleyebilmektedir. Ceza İnfaz Hukuku'nun 59. maddesine göre hükümlü her zaman avukatları ile görüşebilir. İnsan hakları hukukuna baktığımız zaman ise Sayın Öcalan'ın durumu tümüyle tecrit olduğu için zaten hukuka aykırıdır" diye konuştu.
Hükümlülerin avukatları ile görüştürülmemesinin savunma hakkının kısıtlanması anlamına geldiğini ifade eden Alataş şunları belirtti: "Devlet bir taraftan müzakere ortamında Sayın Öcalan'ın görüşlerini alıyor ve buna uygun olarak barış sürecini götürmeye çalışıyor. Diğer taraftan Öcalan'ın avukatları ile görüşmesine izin verilmiyor. Son dönemde Öcalan'ın sağlık durumu ile ilgili söylentiler de var. Öcalan'ın sağlık durumu son derece önemli bir konudur. Öcalan'ın sağlığı kişisel olarak kabul edilemez. Öcalan'ın sağlığı milyonlarca insanı ilgilendiriyor. Dolayısıyla Öcalan'ın gerek avukatları ile görüştürülmesi, gerekse sağlık noktasında devletin bu mevcut tutumundan vazgeçmesi gerekir. Aksi taktirde devletin başlatmış olduğu barış sürecine uymamış olur. Bu da müzakerenin ruhuna uygun olmaz."

Yanlıştan dönülmeli
"Bu hükümlü kim olursa olsun avukatlarıyla görüşmesi gerekir. Fakat Öcalan herhangi bir kişi değildir. Bunun altını çizmek gerekir" diyen Alataş, "Hükümlülerin kendi avukatları ile görüştürülmemesi demek devletin kendi hukukunu çiğnemesi anlamına geliyor. Eğer bir devlet, çıkardığı hukuka kendisi uymuyorsa bu devlete hukuk devleti denilmesi uygun değildir. Bir an öce bu yanlıştan dönülmesi gerekir" vurgusu yaptı. Alataş, bir kişinin bir adada tecrit edilmesi ve onunla iletişimin bütünüyle devletin lütfüne bağlı olması kabul edilecek bir durum olmadığını sözlerine ekleyerek, "Devlete karşı baş kaldırmış, devlet ile çatışmış ve devletin mahkum ettiği bir kişinin durumundan bahsediyoruz. Devlet taraf konumundadır. Dolayısıyla bir tarafın diğer taraf için söyleyeceği şeylerin tarafsız olmayacağına göre tümüyle devletten bağımsız kurumların devreye girmesine ihtiyaç vardır. Hem iç hukukumuza göre hem de uluslararası hukuka göre Sayın Öcalan'ın durumu kabul edilemez bir durumdur" ifadesini kullandı.


EREN DİNÇ/DİHA/ANKARA