
Türkiye Alevi Bektaşi Federasyonu ve bileşenleri, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu ve bileşenleri (Almanya, Fransa, İsviçre, Avusturya, Hollanda, Belçika, İsveç, İngiltere, Danimarka, Romanya, Norveç, İtalya Alevi Birlikleri Federasyonları), Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Amerika Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Kanada Alevi Kültür Merkezi ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada şunlar dile getirildi: "AKP Hükümeti'nin 'demokrasi paketi' adı altında hazırlamakta olduğu yeni yasal düzenlemeler arasında Alevi toplumunu yakından ilgilendiren maddeler bulunduğuna dair Türkiye basınında haberler çıkmaktadır. Basında 'İkinci Alevi Açılımı' olarak lanse edilen, fakat hazırlanmalarında Alevi örgütlerinin hiçbir dahli olmayan bu düzenlemeler basından öğrenebildiğimiz kadarıyla 'inanç ve kültür merkezi' olarak cemevlerine yasal statü verilmesi ve Alevi dedelerine maaş bağlanması gibi maddeler içermektedir. Türkiye’de ve Türkiye dışında yaşayan Alevi toplumunun meşru temsilcileri olarak bizler, toplumumuzun ortak taleplerinin çok uzağında kalan, hatta taleplerimizle çelişen bu düzenlemelerin nihai hedef olarak Aleviliği Sünni/müteşerri İslam’da anlaşıldığı şekliyle 'tarikat,' cemevlerini yine Sünni/müteşerri İslam’daki manasıyla 'tekke', dedeleri de 'devlet memuru' mertebesine indirgemeyi hedeflediğine inanıyoruz. Bir takım şahıs ve cemaatlerin, AKP Hükümeti'nin bu asimilasyoncu vizyonuna paralel gündeme getirdiği 'cami-cemevi kompleksi' türü kurguların toplumumuz için hiçbir anlam ve hüküm taşımadığının, bu tür oldu bittilerin Alevilere tepeden bakan, Alevilere rağmen Aleviliği tanımlamaya çalışan kaba ve dayatmacı bir zihniyetin ürünleri ve kabul edilemez olduğunu bu basın bildirisi ile ilan ediyoruz."
Aleviliğin özüne ilişkin geniş bir açıklamadan sonra Alevilerin kendisine dayatılan asimilasyon politikalarının kabul etmeyeceği vurgulandı.
Alevilerin ortak talepleri
Açıklamada, Alevilerin talepleri ise şu şekilde sıralandı:
- Cemevlerimiz derhal 'ibadethane' olarak yasal statü kazanmalıdır.
- Alevi köylerine ve mahallelerine zorla cami yapımından vazgeçilmelidir.
- Sünni/müteşerri İslam’ın normatifliği fikri üzerine kurulu ve Sünni ilahiyatı eğitimi almış kişilerce verilen zorunlu ve seçmeli ek din dersleri Alevilerin din ve vicdan özgürlüğünü açıkça ihlal etmektedir. Bu dersler derhal kaldırılmalıdır. Devlet din eğitiminden elini tümüyle çekmeli, bu işlev aileler ve sivil toplum örgütleri tarafından yerine getirilmelidir.
- Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. Tarafsız devlet ilkesine uygun olarak her inanç grubu kendi içinde örgütlenip, kendi kaynaklarıyla ve kendi tercihlerine göre inanç hizmetlerini tanzim etmeli ve yürütmelidir.
- Nüfus cüzdanlarından din hanesi kaldırılmalıdır.
- Devlet tüm açık ve gizli asimilasyoncu politika ve uygulamalarına derhal son vermelidir.
- Aleviliğe ve Alevilere yönelik aşağılayıcı ifadeler, hakaret, tehdit ve saldırılar, nefret suçları kapsamına alınıp ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
- Ders kitapları, sözlükler, ansiklopediler ve Milli Eğitim Bakanlığı’nca önerilen yardımcı kitaplardaki Aleviliği ve Alevileri aşağılayan tanım ve ifadeler düzeltilmeli veya çıkarılmalı, ikisinin de mümkün olmadığı durumlarda bu yayınların kullanımına son verilmelidir.
- Dêrsim, Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi katliamlarından dolayı devlet Alevi toplumundan resmen özür dilemeli ve bu Alevi katliamları ile ilgili olarak Meclis araştırma komisyonları kurulmalıdır.
- Mahallelere, caddelere, sokaklara ve diğer kamu projelerine 'Yavuz Sultan Selim' gibi Alevileri rencide edici isimler verilmesinden vazgeçilmelidir. Mevcut bu tür isimler değiştirilmelidir.
- Madımak, utanç müzesi olmalıdır.
- Başta Hacı Bektaş Veli Dergâhı olmak üzere devlet tarafından el konulan tüm Alevi-Bektaşi vakıfları Alevi-Bektaşi toplumuna iade edilmelidir.
HABER MERKEZİ
FEDA: Teslim alma operasyonu
Demokratik Aleviler Federasyonu (FEDA) ise yaptığı açıklamada Türkiye'de Alevilere, Kürtlere ve demokratik kamuoyuna yapılan saldırıları kınadı.
FEDA'nın yazılı basın açıklamasında şu hususlar dile getirildi: "AKP-Gülen-Doğan üçlüsünün Alevileri teslim alma çabaları, Malatya, Maraş, Sivas ve Gazi katliamlarından sonuç alamayan tezgahların bir devamıdır. Direnişçi Aleviliğin eğilmeyen başını ve direnen çizgisini teslim alma operasyonudur. Buna karşı sokaklarda direnen Alevilere yapılan saldırılar, bu çirkin oyunun şiddete dönüşmesidir. Bunları kınıyor ve direnen alevilerin yanında olduğumuzu duyuruyoruz. Bütün bu planlar ve saldırıları, ne yaklaşan seçimlerden, ne barış sürecinin sabote edilmesinden, ne Rojava’da ki katliamcı çetelerin saldırılarından ve ne de Kürt Özgürlük Hareketi’nin uzattığı barış elininin reddedilmesinden bağımsız görmüyoruz.
Alevi-Kızılbaşlar bilmedilirler ki, Türkiye halkları büyük ve kanlı bir savaşın içine sürüklenmektedirler. Bunun halklarımıza kan ve gözyaşından başka bir şey getirmeyeceği bilinmelidir. AKP faşizmi, daha fazla talan ve sömürü için ve de Kürt halkının hiç bir yerde özgürleşmemesi için her türden vahşeti uygulamaktan çekinmeyecek kadar gözü dönmüş bir hükümettir. Bu nedenle, tüm Alevi-Kızılbaşları her türden saldırılara karşı Kürt, Türk, Laz, Çerkez ve tüm demokrasi güçleriyle birlikte ortak mücadeleye sıkı sıkıya sarılmaya çağırıyor ve Tuzluçayır’da direnen canlarımızın yanında olduğumuzu belirtiyoruz."