
Alevi federasyonları, Doğanşehir'de Alevilere yönelik saldırıya karşı kitlesel bir eyleme hazırlanıyor. Alevi federasyonları, 30 Eylül'de Türkiye'nin her tarafından Ankara'ya yürüyerek, miting düzenleyecek. Alevi Dernekleri Federasyonu, Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Vakıfları Federasyonu ortak kararlarını dün Mülkiyeliler Birliği'ndeki basın toplantısında açıkladı.
Ortak açıklamayı yapan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Selahattin Özel, Sürgü Beldesi'nde Alevilere dönük yeni bir katliam provası yapıldığını vurgularayarak, Hükümet yetkililerinin "sıradan bir olay" dediği konu hakkında yasal bir işlem başlatmamış olmasının düşündürücü olduğunu söyledi. Başbakan'ın kendi ülkesindeki olayları görmediğini belirten Özel, "Başbakan ateşle oynuyor. Devşirmelerle 'Ramazan iftarı' düzenleyen hükümet AKP Alevisi yaratmak için her türlü oyuna başvuruyor" dedi. Bu kez yok sayma, yakma ve katletme girişiminin örgütlü yapıları ve Alevi toplumun dirayeti sonucunda boşa çıkarıldığını ifade eden Özel, örgütlü güçlerini ve toplumsal dayanışmalarını sokağa ve meydanlara taşıyacaklarını belirtti. Özel, 2012-2013 Öğretim Yılı başlangıcında okullarda ve Milli Eğitim Müdürlükleri önünde 'Laik, demokratik, bilimsel eğitim' için eylem, 30 Eylül 2012 tarihinde, Meclis'in açılışından bir gün önce Türkiye genelinden Ankara'ya yürüyeceklerini ve Sıhhiye Meydanı'nda demokratik hakları için miting yapacaklarını belirtti. Katliam girişimlerine, 'zaman aşımı' kararlarına karşı meşru, demokratik eylemler yapacaklarını ifade eden Özel, Türkiye'de örgütlü 3 Alevi federasyonu olarak eylem ve etkinlikleri birlikte yapacaklarını söyledi. Türkiye'nin geldiği bugünkü kaos ortamından derin endişe duyduklarını söyleyen Özel, "Aleviler olarak tarihi sorumluluklarımızı yerine getiremezsek Kerbela bizden davacı olur" dedi. Özel, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Kemal Bülbül'ün başında olduğu bir heyetin de incelemelerde bulunmak için Sürgü Beldesi'ne gideceğini bilgisini de verdi.
ANKARA
İHD: Saldırılar artabilir
Alevi aileye linç girişimiyle ilgili rapor hazırlayan İHD Malatya Şubesi, “bu tür olayların tekrar yaşanmaması için önlem alınması gerektiğini” belirtti.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Malatya Şubesi, Sürgü Beldesi’nde meydana gelen olayla ilgili hazırladığı raporda, “önlem alınmaması durumunda, ortamın benzer ya da daha ağır sonuçlar doğurabilecek potansiyel olaylara gebe olduğunu” ifade etti.
Malatya’nın Doğanşehir İlçesi’ne bağlı Sürgü Beldesi’nde linç girişimine maruz kalan aile, olayın ertesi günü, 29 Temmuz’da İHD Malatya Şubesi’ne başvurdu. Başvuru üzerine olay yerinde inceleme yaparak rapor hazırlayan İHD, evin camlarının kırılmış olduğunu duvarlarda taş izleri bulunduğunu ifade etti.
Olayda kışkırtma var
Evi koruyan jandarma tarafından yapılan açıklamada da olayın büyümesinde kışkırtıcı mahiyette hareket edenlerin olduğu doğrulandı.
Belde Belediye Başkanı Faruk Taşdemir “olayın büyümesi ve bir linçe dönüşmesinde kışkırtıcı unsurların varlığına kendisinin de tanık olduğunu” ifade etti.
Davulcu: Galeyana gelmekte haklılar
İHD, davulcu Mustafa Evşi ile de görüştü. Evşi’nin şu sözleri raporu alınmış: “Olay esnasında evin gençlerinden biri ‘davulumuzun ve ezanımızın susturulması’ ile ilgili bir şeyler söyledi. Hassasiyet bunun üzerine gelişti. Belde halkı bu nedenle galeyana gelmekte haklıydı.”
Önlem alınmazsa bedeli ağır olur
Raporda, olayın farklı kimlik, inanç ve değerlere karşı gelişen tahammülsüzlüğün bir sonucu olarak ortaya çıktığı ifade edildi. Raporda,
“Aynı aileye yönelik daha öncede de benzer olaylar yaşandı. Belli gruplar kışkırtıcı rol üstleniyor. Olay esnasında çekilen video kayıtlarının incelenmesi halinde bu kişiler tespit edilebilir. Bu tür olayların tekrar yaşanmaması için önlem alınmalı“ denildi. Türkiye’deki siyasi atmosferin bu tür olaylara neden olduğunun altı çizilerek, bu tür olayların Malatya’da daha önce de yaşandığı ve önlem alınmaması halinde daha ağır bedellerin ödeneceği vurgulandı.
MALATYA
Cemevi kararı AİHM'e taşınıyor
Alevi örgütleri Yargıtay'ın "Cemevi ibadethane değildir" kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyacak.
Yargıtay yasalara göre bir yerin ibadethane olarak kabul edilmesi için cami veya mescit olması gerektiğine karar verdi. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin kararı oy çokluğuyla alındı. Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği'nin tüzüğündeki cemevlerini ibadet yeri olarak nitelendiren ifadeler yüzünden kapatma davası açılmak istenmiş ancak yerel mahkeme dernek tüzüğündeki "cemevi ibadethanedir" ibaresinin suç olmadığına karar verekek, kapatma davasını reddetmişti. Bunun üzerine temyiz için Yargıtay'a gidilmişti. Yerel mahkemenin kararını bozan Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, cami ve mescit dışında hiçbir yerin ibadethane olarak kabul edilmesinin mümkün olmayacağına savunarak, Türkiye nüfusunun yüzde 20'sini oluşturan Alevileri ibadethane gördükleri cemevlerini yok saydı.
Diyarbakır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Cafer Koluman, kararın Diyanet İşleri'nin görüşlerine başvurularak alındığını söyledi. Koluman kararı faşizan bir tutum olarak nitelendirerek, ''Yargının bağımsız olduğuna inanmıyoruz, adeta bir yerlerden talimat alarak milliyetçi bir şekilde bu karar veriliyor" dedi. İç hukuk yollarını tükenmesi halinde davayı
AİHM’e taşıyacaklarını açıklayan Koluman, "Aleviler, bu ülkenin gerçeği ise Cemevi de Alevilerin ibadethanesidir. Ne kadar yasal engel koyarlarsa koysunlar biz cemlerimizi yapacağız, Cemevleri’ni yaşatacağız, haklı mücadelemizi her zaman sürdüreceğiz" dedi.
DİHA/AMED