Demokratik Alevi Federasyonu'nun (FEDA) 5. Olağan Kongresi, 11-12 Mayıs tarihlerinde Almanya'nın Gelsenkirchen kentinde yaklaşık 200 delege ve konukların katılımıyla gerçekleştirildi. "Yeniden yapılanma kongresi"nde, Alevilerin sorunları ile dergah ve derneklerini arttırma, hizmetlerini çoğaltma gibi konular ele alındı.

Almanya, Fransa, Belçika, İsviçre, Hollanda, Avusturya, İngiltere, İsveç ve Danimarka’dan delegelerin katıldığı kongreye başta diğer inanç gruplarının temsilcileri olmak üzere şu kişi ve kurumların temsilcileri davetli olarak yerini aldı: BDP Eşbaşkan Yardımcısı Yüksel Mutlu, KNK adına Corc Aryo, Kürdistan İslam Hareketi adına Mele Eşref, Êzidîler Federasyonu Eşbşakanı Feleknas Uca, Doğu Kürdistanlı Yaresanları adına İsveç'ten Seyit Hişmet, YEK-KOM Eşbaşkanı Yüksel Koç, Avrupa Kürt Kadın Hareketi temsilcileri, Ceni adına Ayten Kaplan, Kürt Enstitüsü adına Mirhem Yiğit, KON-KURD adına Hüseyin Keçeloğlu, Avrupa Karerliler adına Mürsel Menteşe, TEV-ÇAND adına Hozan Serdar, Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti temsilcileri, Civaka Azad temsilcileri, Türkmen Alevilerin temsilcileri ile Batı Kürdistanlı Alevilerin temsilcileri, Pir Rıza Yağmur, Pir Veli, Melek Ana, Pir ismail, Pir Abbas, Pir Mustafa, Hüseyin Bildik, Pir Ali Bali ile yazarlar Mehmet Bayrak, Ethem Xemgin, İrfan Babaoğlu veHaşim Kutlu.

Öcalan'ın mesajı okundu

Cumartesi günü başlayan ve dün de devam eden FEDA kongresinde ilk olarak divan seçimi yapıldı. Pir Rıza Yağmur’un açılışının ardından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın kongreye gönderdiği mesaj okundu. Mesajında, Cem ve semahı iyi yönetecek pirler için örgütlenme çağrısı yapan Öcalan, "PKK hareketinin şekillenişi, biçimlenişi inançlar içinde en çok Alevi inancına yatkın. Cem geleneği büyük bir direniştir" dedi. Kürt Halk Önderi Öcalan'ın mesajının büyük bir dikkatle dinlendiği kongre salonunda mesajın okumasının ardından katılımcılar Öcalan'ın mesajını ayakta alkışladılar. Alevilere örgütlenme çağrısı yapan Kürt Halk Önderi Öcalan'ın mesajı şöyle;
"Aleviliğin büyük bir yenilenmeye, şiddetle direnmeye ihtiyacı vardır. Bu anlamda gerçekten tarihi değerlere, cem geleneğine sahip çıkılmalı. Cem geleneği, zikir geleneği büyük bir direniştir diyoruz. Zikir, propaganda devrimciliğidir. Ben semahı da bir gerilla yürüyüşü olarak değerlendiriyorum.

Kerbela hareketiyiz

Semahlar döndük, zikirler verdik. Kesin öyle, daha fazlasını da yaptık. Siyaset yaptık. Özü kadar biçimi de doğru kavramamız gerektiğini hep vurguluyorum. Bizi basit, yüzeysel ele almak kadar, yine kendine göre yorumlamak kadar büyük bir hata olamaz.
Evet, tam bir Kerbela hareketiyiz ama, Kerbela'yı tekerrür ettirmeme gibi bir tarihi sorumluluğumuz da var. Çok vahşice gelindi ve Aleviler ezildi. Aleviler, Yezitler karşısında ezilen Hüseyinler, İslamcı iktidarların çok amansız saldırıları altında ezilen Zerdüştiler, Kemalizmin ezdiği Kürtler ve komünistlerdir. Aleviler, bunları çok iyi inceleyip, yüksek bir bilinç ve hassasiyetle ele alırlarsa Kerbela'lık olmayabilirler ve tarihte katlandıkları o her türlü zulmün altından ezilmeden çıkabilirler. Tarihte Alevi geleneği veya Zerdüşt geleneği, bir çok böyle Derviş geleneği var. Bugün de onlar kadar biraz bu işin çilesine katlanmalı, derin düşünmeli. Böyle yapılmazsa, tarihteki örnekler gibi, belki de daha fazla kötüye gidilir. Bu gün görülüyor ki cem de, zikir de, semah da iyidir, oldukça özlüdür ve mücadeleye girişerek başarıya doğru gitmektedir.

Düzen kötü kullanıyor
Kürt gerçeğiyle Alevi gerçeğini karşılaştırdığımızda, Kürtlük için sağlam kalan, fakat oldukça geri bırakılan kesimin de Alevi kesimi olduğu söylenebilir. Oysa Alevilik bunun tersidir; en milli, ulusal geleneklere bağlı kalmayı bilen, yabancı işgalciye, zalime ve sömürüce tepkiyi esas alan yönüyle hak, adalet ölçülerine bağlı olmayı bilen ve toprağın renginde olan, halkın kimliğinde olan kesimi temsil ediyor. Fakat bunu fazla ilerletmemesi, kurumlaştırmaması, günümüzün koşullarıyla bütünleştirememesi çok ciddi bir eksikliktir. Düzen de bunu kötü kullanıyor, içinden işbirlikçilerle kendisine bağlamak istiyor. Kemalizm; tıpkı komünizme karşı, sosyalizme karşı yaptığı büyük saldırıyı, yine Kürtlüğe karşı genelde yürüttüğü büyük saldırının aynısını, belki de daha kapsamlı bir biçimde Aleviliğe karşı yapmıştır. Egemenler herkesi ayrıştırarak, 1400 yıldır Alevileri, Şafiilerle, Süryanilerle, Êzîdîdilerle kavga ettirdiler. Sahte mezhep kavgalarıyla veya bunu kullanarak katledip sömürdüler…

PKK içinde sentezledik

Biz ise, tüm halkalardan tuttuk; Alevi halkasını tuttuk, Êzîdî halkasını tuttuk, bunun yanında sosyalist halkayı tuttuk. Hepsini PKK içinde sentezleyebildik. Bu insanın birliğidir, çok gereklidir; eşitlik, özgürlük akımının en temel gereksinmesidir. Bunu biraz başardığımızı söyleyebilirim.  Bu geleneklere kesin anlam vermek, halkına da bağlı olmanın, onun tarihine de anlam vermenin tek doğru yoludur.

Cem ve semahın önemi

Diğer hususa gelince; 'Kürdistan Aleviler Birliği'nin kurulması faydalıdır. Cemi yönetecek, semahı iyi yönetecek pirler örgütlenmeli. Özellikle ben semaha ve ceme çok önem veririm ve hatta bu anlamda da bizim hareketimiz ceme ve semaha çok yakındır. Bu bir cem olayıdır. Cem zaten toplantıdan ileri geliyor. Semah adeta onun sihirli havası içinde hareket etmedir, semahın özü o. Ben özellikle ceme de, semaha da, zikre de çok saygılı olunmasını ve gereklerinin yerine getirilmesini bekliyorum. PKK hareketi bu anlamda modern, gerçek bir cem, zikir ve semah hareketidir.
PKK hareketinin şekillenişi, biçimlenişi bence inançlar içinde en çok Alevi inancına yatkın. Dikkat edilsin, biraz da derinliğine araştırılsın; Alevi yaşam tarzına çok uygun. Bu anlamda Zerdüştlüğe de biraz yakın. Yani şunu demeye getiriyorum; eğer biraz daha çabalar yoğunlaştırılırsa, PKK’de inançsal yönde en rahat yaşamı bulacak olan Aleviliktir, Zerdüştlüktür ve benzeri kültürel formasyonlardır. Buna dikkat etmek gerekiyor. Yani dediğim gibi, Aleviliğin de, Zerdüştlüğün de yeniden biçimlendirmeye, kendini örgütlemeye ihtiyacı var.

Şimdi çiçeklenme zamanıdır

Bir de Alevilikte özellikle sevgi kavramı çok cesurca söyleniyor. Biz buna bir minnet duyuyoruz, aynı karşılığı veriyoruz. Herkesin kendi milliyeti, cinsiyeti velhasıl kişilik özelliğini anlamlı gördüğümüz gibi, diğerlerine zarar vermediği oranda bir çiçek gibi açılmasına gerçekten tutku derecesinde bağlılık gösterdiğimizi söylemeliyim. İstiyorum ki, zulüm dünyasının, düzeninin yüz yıllardan beri çok hazin bir biçimde ezdiği bu çiçekler tekrar açılsın.
Topraklarımız bütün kültürlerin çiçeklendiği bir zamana tanıklık etmektedir. Şimdi çiçeklenme zamanıdır. Aleviliğin tarihsel mirasına sahip çıkarak başarı kazanacağız. Saygılarımla"

KCK'den iki mesaj

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın mesajının ardından KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı ile KCK İnanç ve Azınlıklar Komitesi'nin mesajları okundu.
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı mesajında Öcalan'ın değerlendirmelerine atıf yapılarak, "Tarihe kısaca baktığımızda, bütün önemli isyanların çıkışında Alevi rengi belirgin bir yer tutar. Baba İshak'tan başlayan hareket Alevi sahasında gelişen bir harekettir. Kürt Alevi sahasından başlar, Çorum'un, Tokat'ın Alevi sahasına kadar gider. Aynı şey Bedrettin hareketine kadar da götürülebilir. Emevi saltanatına karşı Ehlibeyt'in duruşu kuşku yoktur ki, haksızlığa, adaletsizliğe ve zulme karşı ezilenlerin, dışlananların ve yok sayılanların bir mücadelesi olarak gelişmiştir. Alevilik aslında Ortadoğu’nun kök kültürünü ya da kök hücresini en fazla bağrında taşıyan felsefi, ideolojik ve siyasal geleneklerin en önemlisi olmaktadır" denildi.

Yeni Reyberlere dikkat

KCK mesajında devamla şunlara yer verildi: "Reber Apo'nun geliştirdiği özgürlük mücadelesi en başta Alevi halkımızın, yine Êzidîlerin, Süryanilerin ve tüm ezilmiş inançların mücadelesi olmaktadır. Sömürgeciliğin önce toplumsal inanç soykırımına tutarak, sonra da teslim alma ve kendi yedeğine koşuşturma politikaları artık son bulmalıdır. CHP gibi yeni Reyber'leri örgütleyerek Alevi halkımızı can evinden vurmaya çalışan bu inkarcı, onursuz ve sadist politikalara karşı Alevi halkımızın özgürlük hareketiyle birleşerek; etnik ve inanç kimliğini tamamlayıcı unsurlar olarak görüp mücadelesini yükseltmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.
Değerli Konferans katılımcıları, sevgili canlar; Konferansınız inanıyoruz ki, Alevi Kürt halkımızın tüm kaybettiklerini yeniden kazanmanın önemli bir platformu olacaktır. Bunun için yoğun bir ideolojik mücadele, doğru bir politik perspektif ve sürekli bir örgütlenme ile gücünüze güç katarak, Alevi inancının özü olan eşitlik, demokrasi, özgürlük, hak ve adalet arayışınızı zaferle taçlandıracaksınız."

Aleviler baş aktörlerdendir

KCK İnanç ve Azınlıklar Komitesi de FEDA bir mesaj göndererek kongreyi selamladı. "Aleviler ve Kürtler toplumsal mücadelenin en baş aktörleri durumundadır" denilen Komite açıklamasında, özetle şunlar vurgulandı: "Maruz kaldıkları baskı ve katliamlar tarihin çok daha derinlerine dayansa da, çağdaş dünya sisteminde, Aleviler başta olmak üzere, Türkiye ve Kürdistan'da yaşayan azınlıktaki tüm inanç grupları ve Kürtler, yirminci yüzyıl boyunca ötekileştirilerek dünya sisteminin dışına atılmıştır. Son yüzyılda da aralıksız bir biçimde özgürlük mücadelesini yürüten bu toplumsal kesimler, yirmi birinci yüz yıla girerken kendilerini her bakımdan hakim bir çok sistemden daha fazla örgütlemiş, özgürlüğün araç ve olanaklarıyla donatmıştır. Bu açıdan, artık hakim ulus ve inançların ötesinde, özgürlük, demokrasi ve insan hakları gibi değerlerin daha fazla önem kazandığı dünyamızda Aleviler ve Kürtler özgürlüğe en yakın toplumsal kesimler olmaktadır. Özgürlüğün bir an bile mücadelesiz yaşanamayacağı dünyamızda, Aleviler ve Kürtler toplumsal mücadelelerin en baş aktörleri durumundadır. Bu özgür yaşamın sadece bir anını temsil eden kongrenizi sonsuz barış, hak ve adalet dileklerimizle tekrardan saygı ve sevgiyle selamlıyoruz."

Birlik ve mücadele gerekliliği

Çok yoğun bir ilginin olduğu, inanç grupları ile Kürt kurum temsilcilerinin yoğun ilgi gösterdiği FEDA kongresinin yapıldığı salonda, Aleviliği simgeleyen semboller ile Seyid Rıza, Mazlum Doğan, Zeynep Kınacı, Engin Sincer, Pir Sultan Abdal İle Paris şehitlerinin büyük fotoğraflarının yanısıra 'Aleviliğin Komünal, özgürlükçü değerlerini yaşatalım', 'Kızılbaşlık teslimiyetin değil, direnişin adıdır', 'Her ne ararsan kendinde ara' yazılı pankartlar dikkat çekti.
Kongreye katılan konuklar yaptıkları konuşmalarda Aleviliğin direnişçi özüne  dikkat çektiler ve böylesi tarihi bir süreçte Alevilerin Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa hamlesi sürecine tam destek vermeleri, barış, adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesinde yer almaları gerektiğini vurguladılar.
Kongreye Türkiye’den katılan BDP Eşbaşkan Yardımcısı Yüksel Mutlu, konuşmasında kendi Aleviliğini oluşturmaya çalışan ve Aleviler ile Kürtlerin buluşmasını istemeyen AKP’nin politikalarına karşı Türkiye’deki bu tarihsel iki gücü bir araya getirmenin önemli olduğunu bu konuda kendilerine büyük görevler düştüğünü söyledi.
Davetlilerin konuşmalarınnı ardından Alevi yazarlar Mehmet Bayrak, Haşim Kutlu, Ethem Xemgin ve İrfan Babaoğlu, Alevilik üzerine düşüncelerini ve ileriye yönelik neler yapılması gerektiği konusunda sunumlar yaptılar.
Kongrenin birinci günü verilen yemek arasınını ardından siyasal süreç değerlendirmesiyle devam etti.
FEDA 5. Kongresi'nin ikinci günü ise perspektif ve sunumlar üzerinde delege ve katılımcıların düşünceleri ile devam etti.
Kongrede daha sonra FEDA’nın politik-pratik raporu okundu. Rapor üzerine delegelerin görüş ve düşüncelerini dile getirmelerinin ardından delegelerin onayına sunuldu ve kabul edildi.
Karar taslakları okunarak delegelerin görüşlerine sunuldu. Taslaklarda, Alevi toplumunun yoğun olduğu heryerde örgütlenme, ihtiyaca göre dergah, ocak, cemevi vb. örgütlenmelere gidilmesi, Pirler Kurulunun güçlendirilmesi, büyütülüp genişletilmesi, Avrupa’da bir Alevi Akademisinin kurulması, Analık kurumunun örgütlenmesi gibi kararlar yer aldı.
Karar taslakları üzerinde tartışmaların yürütüldüğü FEDA 5. Olağan Kongresi, haber yayına hazırlandığı sırada devam ediyordu. Kongrenin FEDA’nın yeni dönemdeki yönetiminin belirlenmesiyle noktalanması bekleniyordu.


MURAT ALPAVUT / GELSENKİRCHEN